Şâyân-ı tekrîm ve ta'zîm olan tefekkür, mâye ve sermâyesi aşk ve hakîkat olan tefekkürdür. Aşk ve hakîkat, işte fikret-i insâniyenin iki kanadı. İhtisâsât-ı âliye-i aşk ile mütehassis, endîşe-i hakîkatle mütehayyir olmayan âdem, hiçbir vakit mütefekkir nâmını alamaz.
Tefekkürün bu nevi mübeccelini, hiç şüphe yoktur ki, eâzım-ı beşer dâimâ tekrîm etmişlerdir. Lâkin bu husûsta dahî Cenâb-ı Muhammed (s.a) Fahr-i Beşer olduğunu isbât etmiştir.
Prensiplerle zarara uğramadan oynanmaz ve güçlülerin buyruklarına boyun eğen ya da daha basitçe kötüye kötü, yalana yalan deme cesaretini kendinde bulamayan yöneticilerin kâr zihniyeti, satılabilirliği, kalleşliği midemi bulandırıyor!