Yirmi yıldır anayasa dersi veririm ve her yıl Atatürk'ün "millet egemenliği" görüşlerini anlatır, bunun önemini belirtirim. Yirmi yıldır ilk kez bir öğrencimin, ''Abdülhamid Han bu ülkeye toprak kaybettirmedi ama Atatürk kaybettirdi" şeklindeki müdahalesine maruz kaldım. Yalan üzerine bina edilmiş bir eğitimin genç dimağlar üzerindeki tahribatına tanık olmakla şaşırdım ve beş on yıla kalmaz karşımıza dikilecek olan kapkaranlık zihniyetteki kuşaklarla bu ülkenin ne hale geleceğini düşündüm. Jhering'in bir sözünü birazdeğiştirerek, '"Yalan' denilen yedi başlı yılan kafasını kaldırdığı herkez onu yok etmek her 'aydın'ın kutsal görevidir" formülünü hatırladım.
Abdülhamid, hakkında en sistemli ve teşkilatlı surette yalan söylenmiş, iftira atılmış, çehresi tam zıt tarafından gösterilmiş bir devlet reisidir. Bunu, bizzat kendisine karşı mücadele eden bir şahıs kabul ve itiraf etmektedir.
II. Abdülhamid Han tam bir kitap âsığıydı. Dünya başkentlerinde yeni çıkan yabancı eserleri Türkçeye çevirtip okumayı seviyordu. Otuz memurun istihdam edildiği kütüphanesinde yüz binden fazla kitap bulunuyordu. O çok okuyan bir kişi olup herkesin de okumasını isterdi.
Rumeli Müffetişi Hüseyin Hilmi Paşa'nın, Abdülhamid Han'a, "Burada kulunuzdan başka herkes İttihatçı" şeklinde telgraf çekmesi vaziyetin vahametini gösteriyordu.
İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ne karşı özellikle Arabistan ve Yemen'de çıkartılan isyanlarda teşvikçi ve kışkırtıcı olarak kullandığı ajanlardan biri de, Hacı Ali takma adıyla faaliyet gösterip esas kimliğini gizleyen Wavell'dır.