Puan vermedi
Benim Üniversitelerim Peyami Safa ve Orhan Kemal’in hayatlarında birçok ortak nokta vardır. Acı ve yoksulluk bu iki yazarın hayatının özeti niteliğindedir. Orhan Kemal bir mektubunda, bir arkadaşına İstanbul’a gelmek istediğini söyler fakat ne iş yapacağını bilmez. Mektubu gecenin bir vakti, bekçilik yaptığı bir kulübeden yazar; o an üşüdüğünü ve ısıtacak hiçbir şeyin olmadığını ifade eder. Peyami Safa, iki yaşındayken babasını ve bir kardeşini kaybeder; dokuz yaşında kolunda bir rahatsızlık belirir, ailenin geçimini kendisi üstlenir. Okuyamaz, kendi kendini yetiştirir. İsmini, baba dostu olan Tevfik Fikret koymuştur. Abdullah Cevdet çocuk yaştaki Peyami’ye Fransızca bir lügat verir. Daha sonra Fransızca gramer bilgisi yazacak kadar Fransızca öğrenir. Kısaca hayatlarına değindiğim iki büyük yazar; toplumun içerisinden gelmiş, edebiyatı yalnızca mektep ve kitaplardan öğrenmemiş, zorluklar içerisinde insan olma bilincini kaybetmemiş müstesna yazarlardır. Halit Aslan
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Reklam
3/10
·152 syf.··
2025 9. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 16:28
Günümüzde faal olarak çalışan bir üniversitenin bahçesinde, dört tıbbiyeli arkadaş tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti kurdu. O dört arkadaştan biri de İbrahim Edhem idi; Temo. Diyarbakırlı İshak Sükûtî, Arapkirli Abdullah Cevdet, Çerkez Mehmed Reşid ve İbrahim Temo'nun kuruduğu, Osmanlı'nın en büyük cemiyetlerindenen biri olan İttihat ve Terakki neden ve ne şartlar altında kuruldu? İbrahim Temo, ne badireler atlattı? Ali Ekrem (Bolayır) gibi kim kaç isim, onun hayatına dokundu? Temo, kaç kere toprak değiştirdi? Kimlerle mektuplaştı? Osmanlı ve tabii ki Cumhuriyet tarihine dahi etkisini göstermiş olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni bizzat kurucusunun anılarından okumak, biraz evvel saymış olduğum soruların cevabın öğrenmek, olumlu veya olumsuz yeni sorulara sormaya vakıf olmak ilgi çekiciydi. Ancak okumamı zorlaştıran ve doğal olarak uzatan büyük hususlar mevcuttu; Yazım hataları, yetersiz dipnotlandırma ve editörtyel bir özensizlik mevcuttu. Bir sürü mektup var ancak metnin "mektuba" geçtiği bile belli değildi veya bir mektuptan başka bir mektuba geçildiği. Tabii hal böyle olunca bir fotoğraf vesaire beklemek de yersiz oldu. Bu derece büyük sorunlar, mühim bir hatıratı okumayı o kadar zorlaştırdı ki! Eğer çok merak ediyorsanız, bu şartlar altında okumanızı tavsiye ederim.
1000Kitap
İttihat ve Terakki Anılarımİbrahim Temo · Dorlion Yayınevi · 202159 okunma
9/10
·448 syf.··
2025 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 16:30
Hatırat okumak, yazarın müsaade ettiği nispette bir süreliğine onun beyninde yaşıyormuşum hissi veriyor. Yine bu süre zarfında kendi hayatım fonda çalarken hatırat sahibi asıl ezgiyi söylüyor. Tahiru'l Mevlevi, isminden anlaşılacağı üzere Mevleviliğe intisap etmiş, Mehmed Esad Dede'den Mesnevihan icazetnamesi almış bir Osmanlı mütefekkiri. 1001 gün çile çekerek "dede" lakabına mazhar olmuş. Aynı zamanda kâtip, hoca, gazeteci. Meşhur Mahfil Mecmuası'nın sahibi. Üç batın İstanbullu bir beyefendi. Kendisinden bahsettikten sonra kitapta ne bulacağınıza gelince; Yaklaşık yarı hacmini dönemin yayıncılık atmosferi, dergi ve gazete basmaktaki engeller oluşturuyor. Tahiru'l Mevlevi'nin çeşitli dergilerde, gazetelerde yazdığı yazıları, bu yazıları hangi sebeple kaleme aldığını okuyoruz. Misal vermek gerekirse, Şeyh Galip için ölüm yıldönümü programı düzenlenmek isteniyor ve bu program avrupai biçimde mezarı başında şiirler okumak suretiyle planlanıyor. Bunun başını Şehabeddin Süleyman çekiyor. Tahir Dede buna ziyadesiyle sinirleniyor ve dergisinde sütunlarca yazıyı had bildirircesine Şehabeddin Bey'e ithaf ediyor. Bir diğer misal de Efendimiz (sav)'in hayatından bildiğimiz Beni Kurayza olayıyla ilgili Dr. Abdullah Cevdet Bey'in verdiği konferansa dair. Tabii buna da kallavi bir cevap Tahir Dede'nin mürekkebinden damlıyor. Kitabın diğer yarısı, İstiklal Mahkemesi sürecinin kâh üzen kâh sinirlendiren satırlarıyla devam ediyor. Tahiru'l Mevlevi ile beraber o dönemin birçok ilim erkanı neden mahkemeye sevk edildi, hatta neden gözaltına alındı inanın mahkeme yetkilileri dahil kimse bunu bilmiyor bana kalırsa. Öylesine keyfi uygulamalar, hukuksuzluklar... O dönemden hukuk beklemek gibi bir masumiyet de neden gösteriyorsam :) Tutukluların ve mahkumların sabırlarını kutlamakla
Tarih
İstiklâl Mahkemesi HatıralarıTâhirü'l-Mevlevî · Büyüyenay Yayınları · 202134 okunma
7/10
·448 syf.··
2025 33. kitabı
Prof. Dr. Selçuk Esenbel’in Japon Modernleşmesi ve Osmanlı adlı çalışması, hem Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihsel derinliğini hem de küresel modernleşme süreçlerinin entelektüel izdüşümlerini ele alan özgün bir akademik eserdir. Kitap, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında Japonya’nın modernleşme deneyiminin Osmanlı aydınları üzerindeki etkilerini, Japonya’nın İslam dünyasına yönelik stratejik ve kültürel ilgisini ve bu karşılıklı temasların nasıl bir düşünsel bağ kurduğunu inceler. Eserin merkezinde, Japon Meiji restorasyonunun Osmanlı entelijensiyası için bir ilham kaynağı hâline gelişi yer alır. Namık Kemal, Abdullah Cevdet, Ahmet Ağaoğlu gibi pek çok düşünür Japonya'nın teknik, askerî ve idarî reformlarını yakından izleyerek kendi toplumları için model almaya çalışmıştır. Öte yandan Japonya’nın da 1905 Rus-Japon Savaşı sonrasında, özellikle Türkistan’daki Müslüman halklar nezdinde anti-emperyalist bir örnek olarak yükselmesi ve Pan-Asyacılık stratejileri çerçevesinde İslam coğrafyasında kendine yer arayışı, bu çift yönlü etkileşimi tamamlar. Esenbel, yalnızca ideolojik yansımaları değil, somut politikaları da inceler: Japon istihbaratının Orta Asya’daki faaliyetlerinden, Japon seyyahların Osmanlı coğrafyasına yaptıkları ziyaretlere; Tokyo’da yayımlanan İslam dünyasına hitap eden yayınlardan Japon-Tatar ilişkilerine kadar geniş bir veri tabanı sunar. Böylece kitap, yalnızca bir karşılaştırmalı modernleşme okuması değil, aynı zamanda kültürel diplomasi ve erken dönem "yumuşak güç" stratejilerinin tarihsel izlerini süren bir arşiv çalışması olarak da önem kazanır. Metin boyunca akademik dil ile anlatı gücü dengelenmiş; hem tarihçiler hem siyaset bilimi araştırmacıları, hem de kültürel etkileşim konularına ilgi duyan okurlar için erişilebilir kılınmıştır.
Japon Modernleşmesi ve OsmanlıSelçuk Esenbel · İletişim Yayıncılık · 202118 okunma
7/10
·728 syf.··
2025 36. kitabı
Türkler tarihi boyunca bir çok devlet kurmuştur. Bunlardan en akılda kalanı yüzyıllarca hüküm sürmüş bir ve insanlığa medeniyet kelimesinin ne anlama geldiği hem yaşantısı ile hemde feth ettiği ülkelerin topraklarında yaşatmıştır. Medeniyet kelimesini özellikle belirttim. Kelimenin kökeni inildiğinde zaman, Arapça’da “şehir” anlamına gelen ve müdûn köküne dayanan medîne isminden Osmanlı Türkçesi’nde türetilen medeniyyet kelimesinin, kök itibariyle “yönetmek” (es-siyâse) ve “mâlik olmak” anlamları da bulunan deyn (dîn) masdarıyla ilişkili olduğu da ileri sürülmüştür. Türkler İslamiyetten önce devlet yönetimini bilmekle birlikte güçlü ordu güçlü devlet anlayşını yüzyıllarca sahip olan bir geleneğe sahiptir. Yönetmek ve malik olmak bir aşiret için, bir kabile veya klan için söylenemez sadece insan kaynağı, toprak ve ordu-devlet anlayşını sahip akıl ile sağlanabilir. Türklerin İslam ile karşılaşması iki taraf için kolay olduğu kadar, zorlukları da beraberinde getirmiştir. Dünya devletler tarihinde Türklerden bahsedildiği zaman Osmanlı Devleti, Büyük Selçuklu Devleti, Türkiye Selçuklu Devleti, Karahanlılar, Gazneliler, Harzemşahlar, Babürler, Göktürkler, Avarlar, Avrupa Hun, Batı Hun, Büyük Hun Devletleri gibi devletleri kurmuş ve sonrasında da yıkılmıştır. Son bin yıllık süreçte Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti damga vuran ve bilinirliği en fazla olan diğer devletlere de bu konuda örnek olmuştur. Yazarın özellikle İslam konusunda ciddi bir hazımsızlığa sahiptir İslam'dan bahseder iken Militan İslam tasavvuru bunun en bariz örneğidir. Kamalist Türkiye ise diğer devletlere örnek olabilecek potansiyele ve bilinirliği olan lâik vatansever olarak görülmektedir. Bu betimlemeye neden ihtiyac duymak istemiş olması Hristiyan Batı'yı yıllarca meşgul etmiş, kendilerinden
Modern Türkiye'nin DoğuşuBernard Lewis · Arkadaş Yayınları · 20211,147 okunma
Reklam
Reklam