Öncelikle bir kitap yazmaya çalışıyorum "belkileri sevmem"
Deliyim, benimle huzur evine, deliler hastanesine, mezarlığa gelecek insanlarla anlaşırım. Rap hayatım ama Sezene aşığım. #birmektupyazıyorum
"Bir düş, Josef K. bir düş görüyordu." Düşünde gün çok güzeldi. Fakat bu güzellik pek uzun sürmedi.Yürüyordu, Josef'in iki adım atmasıyla etraf birden karardı ve kendini bir mezarlıkta buldu. Etraf o kadar ürkütücü, yollar o kadar karışıktı ki. Önünde bir çok yol ve yolları bilmediği için hiç olmayan kurtuluş seçenekleri vardı. Bütün zorluklara rağmen en sonunda bir yola sapabildi. Yolun sonunda yeni ölmüş birinin mezarı vardı. Etrafındaki insanlar sanki biri ölmüş gibi değilde, bir düğün varmış gibi sevinçliydi. Bu bayram havası Josefin de içini kıpır kıpır etti ve birden mutlu oldu. Şimdi vakit cenaze törenini izleme vaktiydi.Birden gözü iki adamın elinde olan mezar taşına kaydı, isim yazılmak üzere bir ressam bekleniyordu. Evet, evet işte ressam orda elinde kalemiyle taşa doğru ilerliyor ve geldiğinde ufak rutüşlarla mezar taşını doldurmaya başladı. K. meraklıydı, acaba kimin adı vardı? Ressam bi an duraksadı. K. bunu farketse de istifini bozmadan taşı izliyordu. Henüz sadece "burada yatan" yazıyordu. Devamını getirmesini bekleyen K. göz ucuyla ressama baktı. Ressamın gözlerinde hüzün vardı.
Ve bayram şenliğine bürünen ruhu bir anda kabzedildi, sanki bedenine ağır bir yük binmiş gibiydi. Ressam K.'ya "adını yazmak üzere olduğum kişi sensin, sen öldün" der gibi bakıyordu. K. Ufak bi korku ve hüzün seansından sonra birden toparladı kendini ve normal bi insanda görülmeyen bir halde öldüğüne alıştı hemde çok kısa sürede.
Ressam taş'ın üzerine yazmaya devam etti. İşte bir "J" harfi kondu taşa. Artık herşey kesindi. Sonunda taşın üzerinde bir şimsek gibi kocaman kıvrımlarla adı geçiyordu. Bu görüntüye hayran kalarak uyandı, evet doğru duydunuz Josef K. ölümünü gördüğüne hayran kalarak uyandı.
Kitapta neden düş görüyordu ve neden ölümüne hayran kaldı karakter? Aslında
Sevdiğim insanla beraber çantasından bir kitap çıkarmıştık, 28. Sayfasında baharın karınını öptüğüm güneş yazıyordu. O benim baharımdı. Gitti.
Tüm mevsimler kış artık en sevdiğim kitap olarak yer alıyor aklımda fakat en sevdiğim gittiğinden beri hayal meyal kalmadı. Kışın ortasında kaldım hayal meyal yok.
Kitabı hızlı okuyamadım çok sıktı ama, kitabın başlığı bile beni etkilemişti, bitirdiğim de baya baya rahatlamıștım.
Yaşayan ölü denilen insanların, satılık bir devletin, bi insanın bi insandan üstün olduğunun yanlış olduğunu anlamak lazım. Anlayın.
3 farklı hayat, üç farklı yol, tek yola çıkış dehşeti.
Ne olacak derken derken kitabı yanlışlıkla bitirebilirsiniz o kadar güzel ve akıcı, sanki siz yaşar gibi hissederek anlatan bir kitap. Ve gerçek hayatta ders alına bilecek acımsı bir roman..( bir arkadaş almıştı, çok severdi beni. Hâlâ seviyordur öyle hissediyorum ama nerede bilmiyorum, teşekkür ederim burdan, bana kitap alacak kadar sevdiği için.) ama yanımda olmadığı için de (amannnn neyse)
Aman sol ayağım sen herşeyimsin.
Sakat değilim. Bak neler yapabiliyorum.
Der. Gibi, istemenin çabalamanın bu kadar önemli olduğunu, tutunmak için ellere değil, kalbe ihtiyaç olduğunu resmeder..