Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı’ya doğru uçuyor, Tanrı’nın adı Abraxas’tır.
"Kuş yumurtadan çıkmaya savaşıyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrıya doğru uçuyor, Tanrının adı Abraxas'tır."
Çocukluktan itibaren, ilk dini ve akademik eğitim aracılığıyla, salt ideal bir dünyaya uyan değerler öğretilir bize. Gerçek hayatın gölgeli yanı görmezden gelinir ve Batı Hıristiyanlığı, hayatın bu yanını yorumlamak için kullanılabilecek hiçbir şey sunmaz. Bu yüzden Batı'nın genç adamları aslında hayatı oluşturan ışık ve gölgenin birleşimiyle baş edemezler; varlığın gerçekleri ile mutlak olanların önceden verili olan sanıları arasında hiçbir bağlantıya sahip değillerdir. Hayatla evrensel simgeler arasında ilişki kuran bağlar bu nedenle kopuktur ve dağılma başlar.
''Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı'ya doğru uçuyor, Tanrı'nın adı Abraxas'tır.''
Nasıl oluyor da, kolsuz ve bacaksız doğan insanlardan faydalanmayı akıllarından bile geçirmeyen dürüst ve duyarlı kişiler, düşük bir zeka düzeyiyle doğanları istismar etmekte bir mahsur görmezler?