Puan vermedi·254 syf.··
2026 65. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:43
Başıma yeni bir yazar çıkmış oldu. İçimde bir yere dokundu, tadını sevdim…Bu yazarın da külliyatını oluşturacağım mecbur... Yazar çok duygusal bir dilde…Klasik savaş-sürgün temalı romanlar gibi değil. Farkı olaylardan değil de yaşatılan duygulardan geliyor sanki çünkü olaylar birçok tarihi romanda okunabilirdi. Ama Sadık Turan’ın çaresizliğini, yalnızlığını, savaşın kazananının olmadığını net hissettiriyor… Abartılı bir savaş kahramanı gibi değil de gerçek, sıradan bir insan gibi Sadık’ın yansıtılmasını çok sevdim. Çünkü sadece cesur olarak yansıtılmamış. Cesur ama çok korkuyor, çok umutsuzluğa düşüyor, sürekli acabalar içinde...İç huzursuzluğu tamamen savaştan, korkudan, esirlikten değil, iç dünyasıyla alakalı biraz. Kendisine, Türklüğe, insanlığa ve aidiyet duygusuna karşı vicdan muhakemesini elden bırakmıyor, bırakamıyor. Hep düşünceli hep ikilemde. Her zor durumda sürekli seçimler yapmak zorunda kalıyor. Ama seçimleri şartlar gereği hep kötü-daha kötü arasında gidip geliyor… İçimi üzüyor, izi kalacak. Tam bir sıkışmış insan…
Korkunç YıllarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20222,783 okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Merhaba kitap dostları harika bir kitabın yorumu ile sizlerleyim ️ Kitabımız, ailesi ile zaman geçiren ve arkadaşıyla görüşmek için kısa süreliğine evden çıkan Jason'un eve dönerken tercihlerimi farklı yapsaydım şu an nerede ve nasıl olurdum sorularını düşünüp zihni dağınıkken takip edilmesini fark etmemesi ve en son bayıltılıp bilmediği bir yerde ve gerçeklikte uyanmasıyla devam ediyor. Alanında başarılı olan doktor Jason yeniden uyandığında kendisini tanıyanlar olsa da kendisi bir ihtimalin içinde olduğundan her şey korkutucu geliyor. Evden çıktığı zamanki kişi değil artık, üstelik nasıl olurdu dediği ihtimal gerçekleşmiş ama gerçek yaşanmışlıklar hiç olmamıştır. İşte kitap bu noktadan sonra çok müthiş bir hal alıp, adeta bir labirentin içinde olup farklı yollardan geçiyor hissini bize yaşatıyor. Bu hisle beraber karakterin düşündüğü her şeyi ve yaptığı her hamleyi merakla okuyor acaba nasıl çözecek diye sayfaları hızla çeviriyoruz. Başkalarıyla ya da etrafında olan olaylarla bir savaş halinde olduğunu düşündüğümüz karakter aslında farklı yolların ve farklı ihtimallerin olması durumuyla ve bu süreçte de kendisiyle karşı karşıya geliyor aslında. Sahte anılar, gerçek duygular, susmayan hisler işte bu üçgende bir alanda olaylar gelişiyor. Bir yerden sonra ihtimaller aracılığıyla farklı gerçeklikler ve yanılsamalar arasında gidip geliyoruz. Yaptığımız seçimler farklı olsa yine biz -biz- olur muyuz ya da sahip olduğumuz hayatın değerini biliyor muyuz gibi soruların cevabını da Jason ike beraber arıyoruz. Evrenler değişse de bizim pişmanlıklar, acabalar ve sevgi bağı hayatımızı nasıl ne derece şekillendirir işte bu sorular sayfalar çevrildikçe üstelik bir de heyecanı arttırarak cevap buluyor. Aslında bir nevi sahip olabileceklerimizden çok sahip olduklarımızın değerini
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018417 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 08:56
Aile bir yanılsama. Günlük hayat dediğimiz şey giderek insanı performans öznesine dönüştürdü. Yaşanılan kendi benliğimizin mi, canlandırdığımız benliğin mi yaşadıkları; ayrımını bile yapamayacağımız bir noktadan bir öykü yaratıyor yazar. Kan bağının değeri üzerine tartışabileceğimiz bir alan açan bu kitabın neredeyse her sayfasında bir boşluk var: acabalar, belkiler, şüpheler, keşkeler… Belki de en büyük yabancılık, en yakınımız sandığımız insanların içinde büyüyor. Hipnotik kurguları okurken zorlanırken, yazarların bunları nasıl yazdıklarını merak etmişimdir. Ortalama okur olsak bile artık gerçekliğin; kafada yeniden oluşturulan, gerçeğin ucundan köşesinden tutup yeniden yarattığımız bir olgu olduğunu biliyoruz. Duygular belleği mühürler. Geriye bize cevabını arayacağımız şu soru kalır; gerçeklik ile fantazi madalyonun iki yüzüyse biz hangisini yaşamayı seçiyoruz?
SeçmelerKatie Kitamura · İthaki Yayınları · 2026489 okunma
10/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:23
MOLA SÜRENİZ DOLMUŞTUR   “Tüm karmaşanın, tüm gürültülerin, tüm telaşların dışında sakin bir limanları olmalı insanların. Çok bunaldıklarında oraya sığabilmeli, hatta kaçabilmeliler. Yoksa bu şehir, bu stres yok eder insanı.”   “Bana göre insanlar ne kadar saklasalar da, ne kadar maskeler ardına gizlenseler de bir yerlerden ele verirler kendilerini. bunun için, insanları iyi okuyabilmek yeterlidir. Her kahkaha mutluluğun mutlak belirleyicisi değildir mesela. her gözyaşının acıyı ve hüznü temsil etmediği gibi... Sözlerin ve söylenenlerin satır aralarını okurum, gerçek hisleri anlayabilmek için.   Öykülerden oluşan bir eser, sade bir dille yazılmış, akıcı olması hoşuma gitti ve her birini keyifle okudum. Her öyküden farklı bilgiler edindim. Sıcacık ve samimi olan eserin yorumuna gelelim.   Ş HARFİ; misket oynayan kızı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu. Çünkü ben de küçüklüğümde oynardım. Oyuna gelince iyi ama derslere gelince yazması gereken kelimeleri yazamayışı ve harfleri komik şekilde yorumlayıp hatırlaması çok şirindi. Çamurdan tabak yapan kızlar, abisinin eski çantasını kullanacak olmanın mutluluğu, özellikle 90’larda akşam ezanı konusu, meşhur anne terliği, cin Ali, bayramlarda verilen mendiller, harçlıklar, annesi olmayan çocukların yaşadığı duygu yüklü anlar...   SUSAM SOKAĞI; YİNE 90’larda olan gazoz reklamı, onyüzbin baloncuk yuttum diyen kız çocuğunun kıkırdaması hiç akıllarımızdan çıkmadı. O yıllarda ilkokulda gagoz der ve kantinden alıp ne içerdik. Elektrikler kesildiğinde mum ışığında gölge oyunları oynanması, gazeteden alınan ansiklopediler (meydan larousse) tabi o zamanlar google amca yok ki sorasın her şeyi. Reklam demişken unutamadığımız Ayşegül Atik, ben zaten alıyorum satış fişi...   İÇİMDEKİ ÇOCUĞA ÇAĞRI; Boşanma sonrası olan kaza, kadına
Mola Süreniz DolmuşturFerda Udül Kayci · Mythos Kitap · 20261 okunma
Yaşamak?
9/10
·296 syf.·
2026 4. kitabı
Uzun bir aradan sonra ilk defa inceleme yazıyor olmanın gerginliği var üstümde, o yüzden kalemimi mazur gör. İnceleme yazmak için neden bu kadar beklediğimi ben de bilmiyordum, ta ki Gece Yarısı Kütüphanesi'ni okuyana kadar. Anladım ki ben, kalbime dokunan kitaplar üzerine konuşmayı daha çok seviyorum. Lise yıllarımda hep bu tarz kitaplar okumuş ve inceleme yazmışım. Üniversiteye geçtikten sonra roman okumadım desem yeridir. Alana dair yahut daha bilimsel bazlı eserlere öncelik verdim ve anladım ki bu beni doyurmamış. İçimde bir boşluk kalmış... Kitabı abartmayacağım ama bendeki tesirini olduğu gibi aktaracağım: Romanda Nora adında bir kız var. Hayatta pişmanlıkları olan, heybesinde iyikilerden çok keşkeleri biriktiren bir kız. Koskoca gezegende sıkışıp kalan, kendisine asla tahammülü olmayan biri... Ölümle yaşam arasında kalıp ölmeyi seçiyor. Peki sonra? Ölmek midir kurtuluş yolu, ya farklı bir karar verseydi. Daha yaşanmamış günlerin yaşanmaya değer olmadığı kanısına nasıl varılabilir ki? İntihara teşebbüs edip gözlerini usulca kapadığı anda kendisini bir gece yarısı kütüphanesinde buluyor ve bu hayatın sonsuz olasılıkları içinde bir sergüzeşte atıyor ilk adımını. Mesele de bu değil mi zaten; tahta kuru mu yaş mı bilmeden de olsa o adımı atabilmek, yaşadım diyebilmek. Kitabı okurken ilk başta oldukça ütopik gelebilir ama bilhassa son kısımlarda sayfaların gözlerimden, kalbime doğru hızla aktığını hissettim. Okurken ben Nora olmuştum. Pişmanlıklarım yüzüme tokat gibi çarptı. Kaybolmuşluğum karşıladı beni satırlarda. Hayatımın aldığım kararlardan etkileneceğini ama daha alınabilecek bir sürü karar, yaşayabileceğim bir sürü gün olduğu beni unuttuğum bir gerçekle yan yana koydu: Umut etmek. Öyle bir zamanda tanıştım ki bu eserle; engebeme düzlük oldu sanki. Lafı bu
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
Her yenilgide tecrübedir
Puan vermedi·296 syf.··
2026 9. kitabı
İnsan hayatı, 'keşkeler' ve 'acabalar' arasında sıkışıp kalmış bir pişmanlıklar mezarlığıdır. Matt Haig, Nora’nın karakterinde bize paralel evrenleri değil, insanın kendi zihnindeki hapishaneleri anlatıyor. Seçmediğimiz yolların, yaşamadığımız hayatların hep daha kusursuz olacağına inanma yanılgısına düşüyoruz. Oysa kütüphanedeki her kitap, mükemmel hayat diye bir şeyin olmadığını, sadece 'yaşanan hayat' olduğunu kanıtlıyor. Hayatı anlamlı kılan şey kusursuz şartlar değil, o şartların içinde nefes alma iradesidir. Önemli olan hangi hayatı yaşadığın değil, yaşadığın hayatın içinde kendi özünü ne kadar bulabildiğindir
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma