Ali Veli

Ali Veli
@acaryemre
Çünkü, o ölüm uykularında Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanları? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini. Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar Yollarını değiştirip bu yüzden Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Reklam
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi, önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine, dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, taklalar mı atmalıyım? İstemem, eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret, eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem, eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek? Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem, eksik olsun! İstemem, eksik olsun! Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek? Tek başına? özgür olmak! Dünyaya kendi gözlerinle bakmak. Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak. Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak; ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek; isteyince Ay’a bile gidebilmek? Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek? Demek istediğim, asalak bir sarmaşık olma sakın. Varsın boyun olmasın bir söğüdünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var? – Dök içindeki öfkeyi dostum. Ama saklama benden, seni sevmediğini! – Sus!
Hayat
Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü. Bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu..
Edebiyat
Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya Ona sorarsanız, lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman Bana sorarsanız, on senesi ömrümün Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene Bir haftada yaza yaza tükeniverdi Ona sorarsanız, bütün bir hayat Bana sorarsanız, adam sen de, biriki hafta Katillikten yatan Osman Ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı Dolaştı dışarda bir vakit Sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar Dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda Şimdi on yaşına bastı Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur Yeni yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde Ben içeri düştüğümden beri Ve bizim hane halkı Bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene Sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride Birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız
Şiir
İkimiz de birbirimize gözlerimizi kapatarak bakardık ve dünyada birbirimize benzeyen hiç kimsenin olmadığını biliyorduk. Sevgililer olmuştuk, ilk ve sonsuz sevgililer; ve herkes bizden ayrı olarak, birbirimizin yüzünde aynı gizli gülümsemeyi görecek kadar yalnızdı.
Edebiyat