Sabahleyin siste, Cicim sandığı bir gölge için içi titreyen Léa o anda, yatmaya hazırlanırken rahatsız edilmiş bir kadının hoşnutsuzluğundan başka bir his duymadı.
“Burada izini bırakan güzel el bana bir daha dokunmamak üzere uzaklaştı gitti… Amma da iyi konuşuyorum. Hiç şakası yok, üzüntü beni şair edecek!”
Odada dolaştı, oturdu, gene yattı, sabahı bekledi.
Saat sekizde Rose içeriye girdiği zaman, onu masasında yazı yazarken buldu. Bu manzara yaşlı hizmetçiyi kaygılandırdı.
“Madam hasta mı?”
Yaşlı, müflis, her an son demini yaşar gibi görünen, fakat her şeye rağmen dayanan Berthellemy Baronu patavatsız bir dille, "Charlotte Peloux, siz başka bir çağın kadınısınız," derdi. Charlotte Peloux, sizin şahsınızda oğlunu bir orospu çocuğu gibi yetiştirmeye cesaret eden tek hafifmeşrep kadını selamlarım! Evet, siz başka bir çağın insanısınız. Kitap okumaz, hiç seyahat etmezsiniz, tek yakınınızla ilgileniyor ve oğlunuzu hizmetçilere bırakıyorsunuz. Saflık, içtenlik buna derler. About'nun, Gustave Droz'un romanlarına layıksınız. Ama siz bir roman kahramanı olduğunuzun da farkında değilsiniz!