Tatlı, tuzlu,ekşi,acı
Hepi topu dört tat var ama lezzetler sonsuzdur.
Sayfa 99 - APRIL Yayıncılık
​Dilin pürüzlü olan yüzeyinin üzeri dokuz veya on bin kadar pütürcük ile kaplıdır. Bunlar tatlı, tuzlu, acı ve ekşi tatları ayırt edebilirler. Tatlı ve tuzlu dilin ucunda, ekşi dilin her iki yanında, acı ise arkasında hissedilir. ...Bu özel tat alma yetilerinin atalarımızda, meyvelerin tazeliğinin test edilmesi ve vücudun tuz dengesinin sağlanması açısından gelişmiş olduğu söylenmektedir. Bu sayede atalarımızın çok acı veya ekşi (asidik) meyveleri yemekten kaçınması mümkün olmaktaydı. Yiyecek maddelerinden aldığımız bu çok farklı tatlar, dört ana tat alma duyusunun ve burnumuz yardımıyla alınan kokuların bir karışımı olarak ortaya çıkar. ...Dil, tüm sivri parçalarının iyice parçalanıp ezildiğinden veya ezilemeyenlerin ağızdan çıkarıldığından emin olduktan sonra son derece önemli bir aşama olan yutmaya geçer.
Reklam
Lezzetin 6 Katı
“Lezzet’ denen şey altı kattan ibarettir. En başta ‘dört esas tat’ vardır: Tatlı, tuzlu, acı ve ekşi. Bunlar bir başlarına ya da birleşerek lezzetin ana makamını, nüvesini, çekirdiğini oluştururlar. Sonra ‘temaslar’ gelir. Her lezzet ağza kendine has bir şekilde temas eder. Kimi dolgundur, kimi zayıf kalır. Kimi dişleri kamaştırır, kimi ağzı sulandırır, kimi ısıtır, kimi serinletir. Üçüncü sırada ‘satıh’ gelir. Satıh temaslara seslerin de dahil olmuş halidir. Lezzet vardır, çıtırdır, lezzet vardır, kıtırdır. Bazısı yumuşacıktır, bazısı pütür pütür. Tat dile temas ettikten, ağız sathı keşfettikten sonra sıra ‘ıtırlara’ gelir. Itırlar çok önemlidir, zira lezzetler ancak kokuyla birlikte tamama ererler. Öyle ki kokusu olmayan lezzet diye bir şey mümkün değildir. Lezzetin beşinci katı ‘zevahir’ yani görünüşün evidir. Lezzetin göze vurmuş, gözleri de doyurmaya başlamış halidir. Göz görmezse dil, damak ve burun da yabancılaşır. Son olarak altıncı katta yani en derinde ‘hisler’ vardır.”
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı
Bildiğim lisanları düşündüm kaldım… lezzet adları azmış gerçekten
“Bildiğin lisanları düşün; Her şeyin bir ismi vardır: havanın, yağan yağmurun, karın, renklerin ve seslerin.. Oysa lezzetlerin çok az ismi vardır: tatlı, tuzlu, acı, ekşi, mayhoş, yanık, buruk… Daha kaç tane sayabilirsin ki? Bu yüzden insanlar lezzetleri birbirlerine, hep bir şeylere benzeterek ve yarım yamalak anlatırlar. Ne zor şeydi insanın hislerini bir başka dile tercüme etmesi. Hiçbiri tam anlatamıyordu; ya eksik kalıyor, ya da fazla geliyordu.”
Sayfa 110·Kitabı okudu
Alıntı
Bildiğin lisanları düşün Her şeyin bir ismi vardır ;havanın, rüzgarların ,yağan yağmurun, karın, renklerin ve seslerin Oysa lezzetlerin çok az ismi vardır.Tatlı, tuzlu, acı ,ekşi ,yanık, buruk..Daha kaç tane sayabilirsin ki?Bu yüzden insanlar lezzetleri birbirine hep bir şeylere benzeterek yarım yamalak anlatırlar "Soğanlı gibi ..."derler mesela Oysa soğan lezzetin ismi değildir,sadece bitkinin ismidir.'Lezzet dilde başlar ama dilsizdir derler ya doğrudur Ancak Pir-i Lezzet bu lafa güler geçer çünkü o lezzetin de bir dili olduğunu bilir Tüm tatların birer ismi olduğunu öğrenmiştir Bu yüzden herkesten daha iyi yemek yapar çünkü o lezzetleri anlayabilmektedir ve zaman içinde onlarla anlaşmayı da öğrenir Tatları ehlileştirir Onları yükseltir ve alçaltır Onlarla oynar Yeni lezzetler yarattıkça yeni isimler öğrenir ve yeni isimler keşfeder.
Sayfa 281·Kitabı okudu
Hastalık mastalık, laf! Karnı bozuk Kabil, öz kardeşi Habil’i öldürdü, dünyada altmış şeyin lezzeti bozuldu. Kocaman Pabuçlu Allah bundan hazzetmedi. Vakti zamanında denizlerin suyu tatlı idi. Kabil, Habil’i öldürünce acı tuz oldu. Bütün meyveler ballı idi, ekşi oldu.
Sayfa 20 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Reklam