Bir yer eğer kimliksel, ilişkisel ve tarihi olarak tanımlanabiliyorsa, ne kimliksel olarak ne ilişkisel olarak ne de tarihi olarak tanımlanamayacak bir mekân bir yer-değili tanımlayacaktır.
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.
Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıklar bazan o kerteye variyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.