Antropolog Lesser'ın seçme makaleleri: teori ve pratik
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Lesser, 1939'da yazdığı bir makalede, toplumsal gerçekliğin bir bütün olduğunu, psikoloji, ekonomi, tarih gib ayrı bilim dallarına bölünmenin eksikliğini, sadece yardımlaşmalarının bile yeterli olmadığını, temel ve merkezi bir toplum bilimine gereksinim olduğunu söylüyor. Günümüzde bile bu güzel fikir uygulanmayı bekliyor. Toplumun da insan ilişkilerinden oluştuğunu vurguluyor. Çünkü, ona göre, kapalı, geçirimsiz, sabit topluluk olmadığını, bütün toplulukların, doğrudan veya dolaylı, bir şekilde birbirleriyle ilişki içinde olduğunu düşünüyor. Bu açıdan, herhangi bir topluluğu incelerken, doğal çevresi kadar toplumsal çevresini ve aralarındaki ilişkiyi de dikkate almak gerekir. Lesser'ın antropolojiye en önemli katkısı, tarihi vurgulaması. Tarihin, toplulukların kurumsal şekilleri içindeki davranışlarına içkin olduğunu düşünüyor. 1933'teki bir makalesinde dediği gibi, insan deneyiminde öne çıkan ne varsa yok olmuyor; bir şekilde kültürün bir parçası oluyor veya kültürün başka yönleri üzerine etki ediyor. Tarihin yanı sıra, kültürel kurumlar arasındaki ilişki ve bağlantılara önem veriyor. Tarihe önem vermesi araştırmalarına zamansal derinlik kazandırırken, kurumların işlevleri üzerinde durması, incelemelerine eşzamanlılık kazandırıyor. Bu ilişkilerin farklı tarzlarını ve yoğunluklarını inceliyor. Dolayısıyla, işlevsel incelemelerine tarihsel bir yaklaşım getirmiş oluyor. Lesser'in makalelerinin derlemesinden oluşan bu kitabın teorik kısmından sonra pratik çalışmalarına dair görüşleri geliyor. Teorik makaleleri nasıl günümüz bilimine ışık tutan nitelikteyse, pratik çalışmalarına dair görüşlerini sergilediği bu makaleleri de günümüz toplumsal, kültürel ve siyasal sorunlarına dair ufuk açıcı. Amerika'daki - yazının yazıldığındaki - mevcut yerlilerin topluma ve
İnceleme
History, Evolution and the Concept of CultureSidney W. Mintz · Cambridge University Press · 20091 okunma
9/10
·112 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 00:00
Edebiyat tarihinin açık ara en "gamsız", en "dünya yansa umrunda olmaz" başkarakterine sahip kitabıdır. Kitabın varoluşçu felsefesini tek bir cümleye sığdırmak gerekirse o da şudur: "Evrenin umurunda değiliz, e o zaman benim de evren umurumda değil; o halde hayde gidip bir kahve içelim." Kitap insanın kanını donduran bana da daha ilk satırlarından "bu ne gevşeklik bre ehli deve" dedirten o meşhur cümlesiyle başlar: "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Normal bir insan böyle bir durumda ne yapar? Ağlar, yas tutar, taziyeleri kabul eder. Bizim Meursault ne yapıyor? Cenazede kahve içiyor, ertesi gün kız arkadaşı Marie ile denize girip, üstüne bir de komedi filmi izlemeye gidiyor. Suç ve Ceza'daki Raskolnikov işlediği suçun ağırlığıyla vicdan azabından yataklara düşüp hummalar içinde kıvranırken, Meursault annesinin cenazesinde sadece "Güneş de ne yakıyor arkadaş" diye terlemeyi dert edinir. Gelelim o meşhur plaj sahnesine. Olaylar gelişir, kumsalda tekin olmayan bir karşılaşma yaşanır ve Meursault cebindeki tabancayla bir adamı vurur. Neden mi? Nefret ettiği için mi? Derin bir felsefi hesaplaşma veya kan davası yüzünden mi? Hayır. Ter damlası gözüne aktığı ve güneş gözünü aldığı için.Kitabın ikinci yarısı tam bir hukuk komedisidir. Meursault cinayetten yargılanmaktadır ama mahkemede kimsenin cinayeti falan konuştuğu yoktur. Savcı: "Sayın jüri, bu adam bir canavar! Neden mi? Adam vurduğu için değil, annesinin cenazesinde sütlü kahve içip ağlamadığı için!" Meursault'un iç sesi: "Acaba mahkeme ne zaman biter, öğle yemeğinde ne yesem... Marie de bugün ne güzel giyinmiş." Meursault, kendi idam davasında bile o kadar sıkılır ki, sanki zorlu bir final haftasında çok çalışıp tüm ezberini unutmuş bir öğrencinin boş sınav kağıdına bakması gibi (yaşayan bilir), kendi
İnceleme
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Reklam
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:46
Rasim hocayı biliyordum ama araştırmışlığım yoktu. Yedi Güzel Adam dizisini izledikten sonra yazarları araştırdım ve bu kitabı dikkatimi çekti. Okurken ağzım açık okudum hep... 2 günde bitirdim -hiç bitmesin isteyerek- kitaptaki tespitlere, uyarılara, önerilere açmışım. Müthiş bir birikim, müthiş bir eser. Başucu kitabı niteliğinde bir eser. OKUYUN, OKUTUN.
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 32. kitabı
Abdülkadir Geylânî’nin kaleme aldığı Fütûhü’l-Gayb, tasavvuf düşüncesinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, okuyucuyu yalnızca bilgiyle değil, manevi bir yolculukla da buluşturur. Eserde nefis terbiyesi, tevekkül, sabır, teslimiyet ve Allah’a bağlılık gibi konular sade fakat etkileyici bir üslupla ele alınır. Yazar, insanın dünya hırslarından uzaklaşarak kalbini arındırmasını ve manevi olgunluğa ulaşmasını öğütler. Verilen nasihatler yalnızca dönemin insanına değil, günümüz okuyucusuna da hitap edecek evrensel bir niteliğe sahiptir. Yer yer ağır tasavvufî kavramlar bulunsa da eserin temel mesajı açık ve güçlüdür. Manevi gelişim, iç huzur ve tasavvuf kültürüne ilgi duyan okuyucular için değerli bir başvuru kaynağı olan Fütûhü’l-Gayb, İslam düşüncesinin derinliklerini keşfetmek isteyenlere önemli bir perspektif sunmaktadır.
Fütuhu'l GaybAbdülkadir Geylani · Alperen Yayınları · 20031,952 okunma
9/10
·400 syf.··
2024 31. kitabı
Fredrik Gustavsson, yıllardır Birlik için çalışmış ve sorguya çektiği kişileri konuşturmaktan sorumlu olmuş bir adamdır. Türlü işkenceler ve karanlıkla dolu hayatında hiçbir zaman aşka inanmamış ve hayatına kimseyi almayı düşünmemiştir. Ta ki Seraphina'ya kadar... Seraphina'nın da hayatı, Fredrik'inki kadar karanlık ve tekinsizdir. Fredrik aşkın en karanlık, tekinsiz ve çeşitli fantaziler ile dolu halini iki yıl boyunca doya doya yaşamıştır. Ancak Seraphina başkası için çalışıp düşmana bilgi akışı sağladığında Fredrik onun hayatta kalmasına izin vermiş, Seraphina ise, Fredrik'i arkasında bırakıp kayıplara karışmıştır. Fredrik'in karısını bulmasının tek yolu ise bir yıldır evinin bodrumunda tuttuğu Cassia adındaki masum bir kızdan geçmektedir. Lakin Cassia geçmişine dair hiçbir şey hatırlamıyordur. Tek hatırladığı şey ismidir. Ve Fredrik, Cassia'nın geçmişi hatırlaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Ama ortaya çıkan gerçekler ile nasıl başa çıkacağı hakkında bir fikri yoktur. Izabel'den sonra seri hakkında umutsuzluğa kapılmıştım ama bu kitapla beraber düşüncelerim tamamen değişti. Muhtemelen serinin en iyi kitabı bu olacak. Fredrik'i önceki kitaplardan tanıyor, karanlık ve travmalar ile dolu bir geçmişe sahip olduğunu biliyordum. O yüzden de önceki hayatını merak ettiğim bir karakterdi. Özellikle de Seraphina ile ne yaşadıkları benim için merak konusuydu. Bir tahminim vardı ama asla tutmasını beklemiyordum. Tahmin etmeme rağmen okuyunca ağzım açık kaldı. En üzüldüğüm olay ise Cassia'ya olanlardı sanırım.Ayrıca Victor ve Izabel'i kitapta görmek beni mutlu etti.Ekibe eklenen yeni kişiler de seriyi değiştirecek gibi görünüyor. Seriye kesmeden devam edeceğim bu yüzden.
Kuğu ve ÇakalJ. A. Redmerski · Ephesus Yayınları · 20171,778 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 83. kitabı
"Buna bir din savaşı dense değildi. Bir uluslar çatışması dense değildi. Neden para, petrol, falan filan hiç değildi. Bilinen tarihte bu kadar devletin bir araya gelerek böyle bir caniliği yaptığı bir olay daha yoktu. Her dinden her soydan her coğrafyadan gelen insanların, silahların tek bir amacı vardı. Bir milleti belli bir coğrafyada yaşıyor olmaları nedeniyle geçmişteki ilkelerini bütün düşmanlara karşı korumaları nedeniyle ve belki de en önemlisi son yirmi yılda dünyadaki konumunu kendisine verilen rolü kabul etmemesi, bağımsız hareket edebilme kabiliyetini kazanmış olmasından dolayıydı. Onları millet yapmış olan ne varsa hepsi ile birlikte ortadan kaldırmak." Düzen: devletin bekası için ortaya çıkan özel yetenekli, ailesinde de geçmişte önemli görevlerde bulunmuş insanların çocuklarının küçük yaşlarda alınıp özel koşullarda eğitilip devletin ihtiyaç duyduğunda destek almasını sağlayan sistemin ismi. Sistemin işlenişini yazar hiçbir açık kalmayacak şekilde kurgulamış ki insan vay be böyle olsaydı gerçekte ne olurdu kim bilir diyor. Bu sistemin birebir kopyasını yapan başka ülkeler Düzen'i sarsmaya ve devlet için tehlikenin boyutlarını artırmaya başlar. Sistemdeki insanlar göreve çağrılır ve çıkan savaşta nasıl bir sonuç ortaya çıkacak halkı neler bekliyor derken 142 sayfa akıp gitti. Yazarın kaleminden okuma yapmayı sevdim, sade ve anlaşılır. Verilmek istenen mesaj net : "Bizleri birbirimize düşürmeye çalışan her sisteme karşı bir olmak, güçlü olmak." ~ "Düzen, insanların kontrolünde oldukça kusursuz olmayacak ama mutlaka düzenin gerçek sahibi bir gün emanetini geri isteyecek. İşte o zaman gerçek düzen sağlanacak, o zamana kadar hepimiz sadece gerçeğe en yakın, bir rüyanın esirleri olacağız." @mstf_dilsiz @oceangirlbook @perseusyayinevi Reklam değil.
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202414 okunma
Reklam
Reklam