Yani beden eğitimi konusunda aşırı ya da yetersiz davranmak bedene zarar verir, aynı şekilde gereğinden fazla yemek ya da içmek de benzeri sonuçlara neden olur. Oysa dengeli davranırsak sağlıklı oluruz veya sağlığımızı koruruz. Aynı şekilde erdemler söz konusu olduğunda da yani ölçülülük, cesaret ve diğer şeylerle ilgili konularda da benzeri bir durumla karşılaşmaktayız. Bir insan her şeyden korkuyorsa ve olan bitene katlanamıyorsa korkaktır, hiçbir şeyden korkmayan ve üzerine giden kişi de fazlasıyla cesaretlidir. Yine her türlü hazzın peşinden gidenler hazza düşkünken, hiçbir şekilde bunlara yönelik ilgisi olmayan da duygusuzdur. Bir insan ölçülüyse ya da cesursa bu durum aşırıya kaçmaktan ya da yetersiz kalmaktan dolayı bozulabilir, orta seviyedeyseniz durum aynı kalır. Benzer şeylerin yapılmaları erdemlerin artmasına ya da aynı şekilde etkinliklerinin de başka şeylerden oluşmasına neden olur. Güç gibi daha net bir şekilde belli olan durumlarda bu durum daha da açıkça anlaşılabilmektedir. İnsanlar çok yedikleri zaman ya da zor antrenmanların altından kalkabilirlerse güçlü olurlar, güçlü insanlar da bu söylediklerimizi en fazla yapabilen insanlardır. Erdemler söz konusu olduğunda da durum aynıdır, hazlardan uzaksak ölçülüyüz, ölçülüysek daha uzak kalmasını biliyoruz demektir.
Sayfa 43 - SAY yayınları·Kitabı okudu
"Doğrusunu söylemek gerekirse, farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun nedeni açıkça gitgide daha az farklı hale gelmemizdir."
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dille ilişkili olarak Denisovalıların önemli bir yanı, sinir hücrelerinin büyümesiyle ve dilin gelisimiyle ilgili en az sekiz genin, Denisovalıların zamanından beri değişim geçirmiş olmasıdır. Bunun anlamı çok basit: Denisovalılar bildiğimiz haliyle dil yaratma yeteneğinden açıkça yoksundu, fakat iletişim amaçlı bir tür konuşma ya da jest sistemi üretmiş olabilirler. Pratikte, başka bakımlardan insana benzeseler de, dil öncesi aşamadaydılar.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
O halde aşktan söz edelim... açıkça konuşalım, duygusal aşktan... hani o olmadığı halde bize güneşi varmış gibi gösteren, bizi ağlatan, canımızı yakan, ölme isteğimizi artıran...
Max Weber, 31 yaşındayken annesinin gözü önünde babasıyla sert bir şekilde yüzleşti ve onu suçladı. Bu olay, aralarındaki ilişkinin tamamen kopmasına neden oldu. Weber, babası onun şartlarını kabul edene kadar kendisiyle görüşmeyi reddetti ve annesine, kendisini yalnız ziyarete gelebileceğini söyledi. Bu gergin görüşmeden çok kısa bir süre sonra babası hayatını kaybetti. Bu ani ölüm, Weber’de ömür boyu sürecek derin bir suçluluk duygusu bıraktı. Tüm bu yaşananlar, Weber'in psikolojisinde çok güçlü bir Ödipus kompleksinin var olduğunu açıkça göstermektedir.
Selime Teyze ellerine bakmayı bıraktı, gözlerini kaldırdı,bana baktı. "Anlatmak ister misin?" diye sordum. Sordum öyle, açıkça sordum. Anlatacaksa anlatsın. Anlamam belki ama o anlatsın. Zaten hangimiz tam olarak anlıyoruz ki karşımızdakini?
Sayfa 95·Kitabı okuyor