Ulus-devletler seviyesinde eylemin gerektiği yerde görülen bu eylemsizlik, tıpkı Bosna, Ruanda ve yakın zamanda Darfur'da olduğu gibi kitle katliamlarının ve soykırımların çoğalmasma yol açar. Bireyler gibi uluslar da çoğunlukla duruma müdahil olmak istemezler ve tehlikenin ciddiyetinin, acil eylem gerekliliğini inkâr ederler.
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Acilde bekleyen hastanın yanına her seferinde kalbim çarparak gidiyorum. lyice bakıyorum önce. Aklıma gelen her şeyi sorup, kafama yerleştirmeye çalışıyorum. Sonra, her zamanki numara: "Hemşire hanım. Hastanın tansiyonunu yeniden ölçün, bir de ateşine bakın." Sakince kapıyı açıp, tuvalete gidecekmiş gibi çıktığım koridorda koşar adım yattığım odaya dalıyorum. Ortada duran masanın üzerinde bir kısmı açık, bir kısmının da arasına pusulalar konmuş kalın tıp kitapları. Panik içinde okuyorum. Ezberimde ilaç isimleri, cebimde küçük notlar, tuvalet ten gelmiş gibi ellerimi kurulayarak hastanın yanına dönüyorum sonra...