Puan vermedi·48 syf.··
2025 18. kitabı
Gregor Samsa... Bize insan olmanın ayrıcalığının dış görünüşle ne denli özdeşleştiğini gösterdin. Baban dahi olsa, çok sevdiğin kız kardeşin dahi olsa seninle iletişim kuramadığını(kuramayacağını) düşünen bu beyinlerde olması gereken halde değilsen dışlanırsın. Önce şaşırırlar, sonra anlamaya çalışırlar ama anlamazlar, acırlar, gittikçe daha az acırlar, sonra kızarlar, tiksinirler ve en sonunda ölmen için Tanrı'ya yalvarırlar. Üzgünüm, umutsuz ve mutsuzum. Bir böcekseniz sevilmezsiniz, karşınızdakinin istediği gibi davranamıyorsanız itilirsiniz. Eskiden ne denli mühim işler yaptığınız, ne kadar çalıştığınız umursanmaz. Çünkü insan en unutkan varlıktır; unutur. En çok da iyilikleri unutur. Onların görebileceği yoldan çıktığınız anda bir hiçsinizdir. Gregor Samsa dönüşen sen değildin, kalpler dönüştü;istenmeyenler için katılaştı.
Dönüşüm (Çizgi Roman)Franz Kafka · Kurukafa Yayınevi · 20181,657 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 616. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 20:28
​Cadı avcılığı, halkın bütün tabakalarında uyanan bir korkunun sapık bir belirtisi oldu. Bu korkuyu, teker teker herkeste gittikçe artmaya başlayan bir özgürlük isteği doğuruyordu. ​İşlediği bir günah için üzerine saldırılan bir adama acıyabiliriz, aynı şey bir gün kendi başımıza da gelebilir, o zaman bize de acırlar. Ama hiçbir baskı olmaksızın da toplumsal bir yaşam kurulamaz. Düzenle özgürlük arasında bir denge bulmak zorundayız. ​Bununla birlikte, cadı avı sadece bir baskı değildi. Bu işe baskı kadar önemli bir gereksinim daha karışıyordu: Herkes, kurbanları suçlandırma bahanesiyle, içlerinde uzun zaman saklı kalmış suçlarını, günahlarını uluorta söyleme fırsatını buluyordu. Şöyle bir şey birdenbire söylenebiliyor; hatta milli, kutsal bir ödev haline geliyordu: “Martha Corey gece benim yatak odama geldi, karım yanı başımda uyurken Martha göğsüme abandı ve beni neredeyse boğacaktı.” Tabii, bu gelen Martha’nın ruhuydu yalnız. Ama, Martha’nın kendi de gelmiş olsa, bu iç boşaltmaktan duyduğu haz daha hafif olmayacaktı. Çünkü, insan böyle şeyleri herkesin önünde söylemek fırsatını kolay kolay bulamaz. Herkesin uzun zaman içine attığı komşu kinleri artık açıkça ortaya dökülebiliyor, dinin acıma buyruklarını unutarak herkes istediğinden öcünü alabiliyordu. O güne kadar sınır, senet kavgalarıyla ortaya çıkan toprak hırsı şimdi artık ahlak alanında yükseliyordu. Komşu komşusuna büyücü derken, üstelik kendini pekala haklı da hissediyordu. Eski hesaplar Tanrı ile şeytan arasındaki savaş planında görülüyordu. Yoksulun mutlu kişilere karşı içten içe duyduğu hınçlar da bu arada patlak verebilirdi, nitekim verdiği de oldu
Hayata Dair
Cadı KazanıArthur Miller · Mitos Boyut Yayınevi · 2011570 okunma
Reklam
10/10
·556 syf.·
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Gazap Üzümleri ..Üzüm ile Gazap ne alaka derseniz. Kitabın içinde yazar, yaptığım şu alıntıyla bağlantıyı anlatıyor. #192253286 Kitabın tek kelimelik özeti ise şu : Yurtlarından, yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan ailelerden biri olan Joad’ların varını yoğunu yok pahasına satıp, aldıkları ikinci el bir kamyona doluşup 2000 mil batıdaki Californiya’ya çalışmaya gitmeleri ve hayatta kalma mücadeleleri üzerinden yapılan bir sistem eleştirirsi. Altını çizeyim sistem eleştirisi, hükümet eleştirisi değil. Kitapta değinilmiyor ama bu insanların düştükleri durumun adı “ Miskinlik “. Bu kavramı nasıl anlıyorsunuz bilmiyorum ama ilk olarak Hammurabi Kanunları diye bilinen yazıtlarda detaylı olarak mişkin olarak geçer. Yurtsuz, yurdundan sürülmüş, vatanı toprağı olmayan dolayısıyla vatandaşlık haklarından yoksun kişileri tanımlamak için kullanılır. Kitapta bir ironi olarak bu duruma sık değinilir, hem sözde vatandaştırlar ama özde değildirler. Onlar, Okilerdir. Miskin en temel ihtiyacı yemektir, açlık sınırının altındadırlar, her öğün aşılması gereken bu sorunla karşı karşıyadırlar. Dağdan gelip bağa yerleşmek bir yurt edinmek isterler..isterlerde bağcılar onlara zaman zaman acırlar, onlardan tiksinirler hem de korkarlar. Çünkü dağlıların bağcıları yerlerinden edeceklerinden korkarlar. Bu konuda haksızda sayılmazlar. Zira tarih bunları yazar. Bir çok sebepten dolayı yurtlarını terk edenlerin bağcıları nasıl kovup onların yurtlarını nasıl ele geçirdiklerini anlatır. Tabii ki Joad ailesinin yahut onun gibi olanların tek istediği hayatta kalmak, eski günlerdeki gibi kök salabilecekleri içlerinde bacasının tüttüğü bir çatı. Elbette hep birlikte, bir arada. Tabii yol ve içinde bulundukları şartlar çetindir. Dağılmak kaçınılmazdır..
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
10/10
·688 syf.··
2021 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 07:37
Suç ve Ceza Petersburg şehrinde ailesinden oldukça uzakta beş parasız bir üniversite öğrencisi olan raskolnikov maddi yetersizliklerden dolayı okulu bırakmak zorunda kalır . Güçlükle idam ettirdiği hayatından memnun değildir. Ve bazı hesaplar yapmaya başlar .Bunlar suçu meşrulaştıran hesaplardır.Örneğin napolyonun mısırda yüzbinlerce insanı öldürdükten sonra bir kahraman olarak anılması gibi.Yada hz muhammetin bir amaç uğruna bir doğru adına diğer yanlış olanların önemsiz görülmesi gibi. Suçun gizlenmesindeki maddi olanaksızlıktan çok suçlunun kendisinde aranmalıydı hemen hemen her suçlu suçu işlediği sırada yani aklın iradenin dikkatin en yoğun olması gerektiği anda akıl ve irade yönünden güçsüzlüğe düşüyordu.Akıl tutulması ve iradeyi kaybetme tıpkı bir hastalık gibi geliyordu insana,gelişip yayılıyordu ve suçun işnemesinden az önce en yüksek düzeye ulaşıyordu,suçun işlendiği sırada ve ondan sonra kişiliklere bağlı olarak bu düeyini sürdüyor sonrada her hastalık gibi etkisini yavaş yavaş yitirip yok oluyordu.Hastalıkmı suçu doğuruyor yoksa suçmu kendi yapısına uygun hastalığa benzer birşeyleri geliştiriyordu. Raskolnikov, gözünü yoksulluk içinde açmamıştır; babası öldükten ve Petersburg’a okumaya geldikten sonra tam bir yoksulluk içine düşmüş, bu yoksulluk onu ezmiştir. Yoksulluk, her şeyden önce aç kalmaktır, aç kalmak ise korkunç bir işkencedir. Yoksulluk durumu ve toplumdan kopması nedeniyle Raskolnikov bir nihilist mi olur? Burası tartışma götürür, ama aç kalmak, önce insanın kendi içinde yıkımın başlaması, dünyayla olan canlı bağlarının zayıflamasıdır. Böyle bir ortamda insanın içinde çevreye karşı düşmanca duyguların uyanması olağandır. Eğer ben insanlar arasında bir hiçsem, diğer insanların benim için ne değeri olabilir? Bizce bu iğrenme duygusu çok
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,4bin okunma
10/10
·176 syf.··
2021 3. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 12:53
kitaphaber.com.tr/gilgamis-destan... “Ölmek de doğmak gibi doğal bir şeydir; yeni olan bir bebek için, doğmak da ölmek kadar acı verir.” (Bacon, s. 23) Ölüm, kimi için “Yüce Dost”a (*) yolculuk, kimi için sevgiliye kavuşma. Bir düğün gecesi, “âsude bahar ülkesi”. (Beyatlı, s. 93) Vuslat. Kimisi için ise yok oluş, karanlığa geçiş. Bir kâbus. Nasıl ifade edersek edelim ölüm, âdemoğlunun en temel trajedisi olarak durur karşımızda. Prof. Dr. İsmail Gezgin konuk olduğu bir programda Bilgin Saydam’ın şu tanımlamasını dikkatlere verir: “Homo sapiens sapiens için ‘bildiğini bilen adam’ tanımını kullanır Bilgin Saydam Hoca.”, ve ekler, “Bu aslında homo sapiens sapiensin en büyük trajedisidir. (…) Çünkü homo sapiens sapiens ölümlü olduğu bilgisinin farkında olan, onu idrak etmiş ve onu bilince getirmiş bir insan türüdür.” (Tarihi, 2017) Bu yüzdendir ki insanoğlu ya hiç ölmeyecekmiş gibi bir yaşam çabası içine girer ya da o yaşama bir anlam bulma çabasına. Zira: “Yaşamın amacı, yaşamın anlamıdır. Amaç yoksa anlam da yoktur.” (Cündioğlu, s. 94) Din, felsefe, sanat, edebiyat ise bu anlam arayışının yansımaları değildir de nedir? “Araştırma ve düşünme ruhumuzu bir parça bizden uzaklaştırır; bir tür ölüme hazırlık ve ona benzeyiştir; ya da dünyanın tüm akıl yürütmeleri (kanıtları) ve tüm bilgelikler şu noktaya varıyor: ölümden korkmamayı bize öğretmek.” (Montaigne, s. 91) Bu arayışın ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkar mitler: “İnsanın yaratıcı eylemlerle yaptığı sıçramaları, nesiller boyunca canlılığını koruyan, ileriye açık kazanımlar şeklinde yansıtır; insan bilincinin gelişim öyküsünü ve bu zorlu süreç içindeki korku, kaygı, umut, coşku gibi yaşantıları aynalar.(…) Yaratılış mitlerinden kahramanlık mitlerine, evrenin
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma