Rousseau Eserleri Üzerine İnceleme
10/10
·224 syf.·
2026 48. kitabı
Rousseau’ya göre insan doğal zeminde daha gerçek bir insandı. Yaşamı akıl yürütmeye değil, saf içgüdülere dayanıyordu. Kültür ve medeniyet henüz insanı bozmamıştı.Thomas Hobbes insanın özünde bencil, hırslı ve savaşçı olduğunu savunur. John Locke da insanı mülkiyet odaklı görür. Rousseau iki düşünüre de karşı çıkar. Doğal insanda iyi, kötü, hırslı, açgözlü ya da tokgözlü gibi kavramlar yoktur. Çünkü ahlak ve mülkiyet gibi kavramlar ancak toplum oluştuktan sonra icat edilmiştir. Doğal insan ahlak öncesi (amoral) bir dönemde yaşar. İlk toplumsal topluluk aile örneğidir. Ailede anne ve babanın çocuk üzerinde geçici bir otoritesi vardır. Hobbes ve Locke modern devlet otoritesinin bu aile içi otoriteden doğduğunu iddia eder. Rousseau buna katılmaz. Ailedeki otorite sevgiye ve çocuğun korunma ihtiyacına dayalıdır; devlet otoritesi ise bu mantıkla topluma aynen taşınamaz. İnsanlar başlangıçta geniş coğrafyalarda birbirini görmeden yaşıyordu. Zamanla nüfus arttı ve coğrafi koşullar (örneğin küçük bir adada sıkışma) insanları yakınlaştırdı. Bu durum kaçınılmaz anlık karşılaşmaları doğurdu. İlk anlık karşılaşmalarda korku, şaşkınlık veya istek belirten tek heceli kelimeler (seslenmeler/ünlemler) oluştu. İnsanlar bir arada daha fazla vakit geçirdikçe, nesneleri ve durumları tanımlamak için çok heceli kelimeler ürettiler. Böylece toplumsal iletişimin aracı olan dil doğdu. Doğal durumdaki insanı iki temel güdü yönetiyordu: Birincisi kendini koruma içgüdüsü (Amour de Soi), ikincisi ise kendi türünün acı çekmesini istememe yani merhamet duygusudur. Beraber yaşamak toplum yapısının temelini attı ve insan "özsaygı" (Amour-Propre ) kazandı. Özsaygı, bireyin artık kendi gözüyle değil, karşısındakinin onun hakkındaki yargılarına göre yaşamaya başlamasıdır. Kıyaslama, kıskançlık ve kibir
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin KaynağıJean-Jacques Rousseau · Say Yayınları · 20201,828 okunma
Ruha sifa derler ya hani :-))
10/10
·1409 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
372 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:46
Esselamualeykum,benim icin ifadesi anlatmasi oldukca zor bir eser.. Haddim degil diye dusunuyorum bu derya deniz bir esere inceleme yazmak.. lakin bu guzelligin bende biraktiklarini paylasmadan edemeyecegim…Yaklaşık iki sene önce Mektûbât-ı Rabbânî ile tanıştım. İlk başlarda okumakta çok zorlandım. Konular ve kullanılan ifadeler bana ağır geliyordu. Hatta çoğu zaman okuduklarımı tam olarak anlayamadığımı hissediyordum. Buna rağmen okumaya devam ettim. Sohbetler dinledim, notlar aldım ve anlamadığım yerleri tekrar tekrar okumaya çalıştım. Mektûbât hakkında kendi adıma şunu söyleyebilirim: Ne kadar okusak da tamamını hakkıyla anlayabileceğimizi sanmıyorum.Bazı bölümleri defalarca okumama rağmen hâlâ tam kavrayamadığım yerler oluyor. Ama ilginç olan şu ki, anlamakta zorlandığım zamanlarda bile o satırların ruhuma bıraktığı etkiyi hissedebiliyorum. Zamanla bu eserin neden bu kadar kıymetli görüldüğünü daha iyi anlamaya başladım. İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin mektupları; Ehl-i Sünnet anlayışını, iman esaslarını, sahabenin kıymetini, mezheplerin önemini ve tasavvufun din içindeki yerini çok farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Benim için özellikle günümüzün kafa karıştıran meseleleri karşısında sağlam bir ölçü oldu. Birçok konuda bakış açımı netleştirdi ve inandığım değerleri daha bilinçli şekilde anlamama yardımcı oldu. Ashâb-ı Kirâm’a bakıştan mezheplerin önemine, Ehl-i Sünnet’in temel esaslarından tasavvufun yer ve sınırlarına kadar birçok konuda ufkumu açtı. Eserde; akaid, tasavvuf, nefis terbiyesi, zikir, ihlâs, sünnete bağlılık, sahabenin fazileti, mezheplerin önemi, şeriat ve tasavvuf ilişkisi gibi birçok konu mektuplar üzerinden ele alınıyor. Bu yönüyle sadece bir tasavvuf kitabı değil, aynı zamanda insanın inancını ve bakış açısını şekillendiren
Mektubatı Rabbani Tercümesi (2 Cilt Takım)İmam-ı Rabbânî · İhvan Yayınevi · 2024656 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Uzun bir özet
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:33
Koreli bir ailenin 4 kuşak boyunca yaşadığı olayların hikayesiydi Paçinko. 1910-1989 yılları arasında Kore halkın yaşadıklarına şahit olmak da çok ilginçti.Tüm dünya da buhran dönemi var.Açlık ve sefalet çok büyük. Hikayemiz Hoonie ile başlıyor. Kore de küçük bir Adada yaşıyor.Hoonie sakat ama çok çalışkan biri;ailesiyle bir pansiyon işletiyor.Yangjin ile evleniyor ve Sunja adında bir kızları oluyor. Ve Sunja büyüdüğünde zengin bir yabancıya aşık olur ve ondan çok etkilenir hamile kalır. Adam evlidir ve Sunja bu evlilik dışı bebeği korumak için genç ve hasta bir din adamıyla evlenme teklifini kabul eder. Çok zorlu yıllar başlar. Sunja evlendiği İsak ile birlikte Osaka'ya yani Japonya 'ya göç etmiştir. Ve Japonya Koreyi topraklarına katmıştır.Bu işgal Sunja Adada yaşarken de vardı ama Osaka da koreli olarak yaşamak daha çok zordu. Dışlanma,hor görülme,çalışmanın karşılığını alamama,adaletin işlemeyişi vardı. Adalet koreli olunca duruyordu. Sunja iki oğluyla birlikte Osaka da yaşadıklarını uzun hikayesi devam ediyor. Amerikanın Japonya ya saldırmasına da şahitlik ettim hikaye de.Sunja ailesiyle bu sırada ilk oğlunun babası sayesinde bir çiftlikte korundu . Oğullarının adı Noa ve Mazasu. Noa Tokyo da üniversite okudu. Noa Japon olmak istiyor. Noa sonra Paçinko (oyunların oynandığı bir salon)salonu açıyor. 4 çocuğu var. İntihar etti. Mazasu da Paçinko salonu açtı. Paçinko salonunu Mazasu'nun oğlu da(solomon)işletiyor. Bu ailenin üniversite okuyan çocukları da okumayan çocukları da Paçinko salonu işletiyor. Her Koreli de mazlum değil bazı Koreliler de Japonlara kötü davranıyor. Her Japon da kötü değil iyi japonlar da var. Hep annemin dediği gibi her memleketin iyisi de var kötüsü de var.
PaçinkoMin Jin Lee · Epsilon Yayınevi · 2024544 okunma
Mükemmel olmak zorunda bırakmadan yazdım bunları
Puan vermedi·
Çok akıcı bir kitaptı hiç zorlamadı beni, hep merak ederek ilerledim, Ahh Akaki canım benim, seni okurken o kadar yansıttın ki beni, insanın kendisini ne denli değersiz hissettiğini, ötekinin varlığı halinde bu değersizliğin daha bi gözle görülür olduğunu çok iyi yansıttın bize. Spoiler vermemeye çalışıyorum. Bu kısacık kitapta birçok insan kendinden bir parça bulabilir. Bu arada bu kitap için Dostoyevski” Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” demiş. Bu sebeple kitabı daha bi heyecanla okudum ve fakat bu sorunun cevabını bulamadım  kitabımı bitirirken evet çok güzel bir kitaptı evet hissettim ancak bu cümleye tam olarak yaraşır olan şey neydi diye merak Edip durdum birazcık araştırdığımda da şunu fark ettim aslında bu kitaptan önceki kitaplar hep soylulardan burjuva‘dan ve onların tasa ve dertlerinden bahsedermiş ilk kez sıradan bir insan insanın trajedisi bir kitapta işlenmiş evet ondan önce sıradan insanlar hiç mi kitaplarda yer almazdı evet alırdı ancak ya soyluların veya kralların eğlencesi ürünü olarak veya başrol olmadan bahsedilmiş Gogol aslında basit ve gündelik hayattaki herhangi birinin tasasını bize anlatmak istedi ve diğer yazarlra yol açtı
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
İnsana insanca bakabilmek
8/10
·283 syf.··
2026 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:12
İnsan olmanın getirdiği “normal” diye adlandırdığımız rutinlerimizin ve sevme, sevilme gibi karmaşık ihtiyaçlarımızın aslında dışardan nasıl gözüktüğüne dair güzel bir pencere açtı bende. Nasıl farkındasızlık yaşayarak yaşadığımızı hissettim. Güzel başlayan hızlı gelişen akıcı bir kitaptı. Yazarın başka kitaplarını da okumuş biri olarak içlerinde en beğendiğim oldu. Sonu ne kadar hoşuma gitmese de okumanızı tavsiye ederim.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 96. kitabı
#artemisaşkına Ben nerelere gidem ühü ühü seri bitti :( ay neler olacak diyerek her seferinde bir sonraki kitaba geçerken, bitti:( ühü ühü İddia ediyorum verdiğin paranın, harcadığın zamanının hakkını veren o seri, bu seri! Mindfuck! Bu seri sadece bir polisiye serisi olarak görülmez. Ama haberiniz olsun travma tetikleyici unsurlar bulunmakta. Bu seride Lana tüm şiddet mağduru kadınların iç sesi, acılarını duşa vuruşu oldu. Çarpık, yozlaşmış göz yuman her makama her düşünceye karşı savaş açtı. Valla içimin yağları eridi desem yeridir. Bu seriyi unutursam kalbim kurusun! Hepimiz bir yerden sonra onun delirtmesin bekledik. Ama onun insanlık kırıntısını tutan yakışıklı FBI ajanı vardı. Tüm düğümler, tüm intikamlar çözüldü. Ve vaat ettiği katliamı o iğrenç kasabaya yaşattı Lana. Spoiler vermeyeceğim. Ama sonu nasıl bağlanacak derken, çok güzel ve mantıklı bağlandığını görmek beni memnun etti. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Bu seriye BAYILACAKSINIZ! Not: sen harika bir çevirmesin Büşra
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026154 okunma