Dün ne gördüm: Deli bir asker geldi yanımıza. Düşman askeri. Neredeyse çırılçıplaktı, bir hayvan gibi yara bere içindeydi ve açtı; saçı sakalı tıpkı bizim gibi birbirine karışmıştı, bir vahşiye, bir ilkele, bir maymuna benziyordu. Elini kolunu sallıyor, maymunluk ediyor, şarkı söylüyor, bağırıyor ve kavgaya tutuşuyordu. Karnını doyurup araziye geri saldık. Nereye götürebiliriz ki! Geceleri üstü başı yırtık, uğursuz hayaletler gibi tepeden tepeye, ileri geri, tüm istikametler­ de yol yokuş demeden, amaçsız ve korunaksız geziniyor­lar. Ellerini kollarını sallıyor, kahkaha atıyor, bağırıyor ve şarkı söylüyor, karşılaştıklarında bazen kavga ediyor, bazen de birbirlerini görmeden geçip gidiyorlar. Ne yiyip ne içiyorlar? Muhtemelen hiçbir şey, ya da yabani hayvanlarla, geceler boyu tepelerde dalaşıp uluyan şu semirmiş vahşi kö­ peklerle birlikte ceset yiyorlar belki de. Geceleri fırtınanın uyandırdığı kuşlar ya da çirkin pervaneler gibi ateşin etrafında toplanıyorlar, bir yerde soğuktan korunmak için ateş yakılmasıyla, yarım saat içinde etrafında soğuktan donmuş maymunlara benzeyen onlarca bağırtkan, üstü başı yırtık yabani siluetin bitivermesi bir oluyor. Anlamsız ve ürkütücü feryatları yüzünden çileden çıkanlar bazen yanlışlıkla, ba­zen de bilerek ateş ediyorlar Üzerlerine ... ... - ... Sayıları çok. Sağlıklı ve akıllı insanlar için hazırlan­mış kurt çukurlarında, uçurumlarda, dikenli tel ve kazıklar­ dan arta kalanlarda yüzer yüzer ölüyorlar; doğru dürüst ve düzenli çarpışmalara katılıp kahramanlar gibi dövüşüyor­lar: Her zaman en öndeler, her zaman korkusuzlar; ama sık sık kendi silah arkadaşlarını vuruyorlar. Seviyorum onları. Henüz tam delirmedim ve o nedenle oturup sizinle sohbet ediyorum, ama akıl beni kesinkes terk ettiğinde araziye çı­kacağım, araziye çıkıp bir
Sayfa 31·Kitabı okudu
Sosyal medya ve parti-siyaset propagandasıyla bozulan bilgi ortamı, duygusal olarak yüklü sosyopolitik kimliklerimizin yalnızca kendi bakış açılarını doğrulayan şeyleri duyduğu epistemik tecride girmemize yol açtı. Gerçek bir fikir ayrılığı olmaksızın, aslında yapabileceğimiz halde artık içlerinden çıkamadığımız, görünüşte düşman kamplara ayrıldık.
Sayfa 325·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zeki çocuk
Kimle savaşıyorlar? .... "Osmanlılarla" dedi. "Peki ama kim savaş açtı Osmanlılara?"
Ev içinde açılmayan şemsiye sokakta açılırsa uğur getirir mi? Öyle olsa bunca insan, hepimiz birden mutlu olmaz mıydık? Kimler kimler şemsiye açtı sokakta da yine mutlu olmadı. Biz olur muyduk? Neyden kaçıyordum, nereye gidiyordum bilmiyorum ama kalbim atıyordu.
Sayfa 62 - Kara Karga Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ben hasta-i aşkım ne bilir hâlim etibbâ Bin dâğ-ı belâ açdı bu sevdâ ciğerimden ( İçtiğim o şarap sensizliğimden ve kederimdendir, bu gece gözyaşlarım kana dönüştü ve gözlerimden dışarı aktı. Ben aşkın hastasıyım doktorlar halimden ne anlar, bu sevda ciğerimden bin tane bela yarası açtı.)
Önce kendini biraz açtı, sonra da midye gibi kabuğuna kapandı.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
1000Kitap