“Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma.
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma.”
Sabahattin Ali’yi çok severim. Romanlarının her biri birbirinden güzel olmakla birlikte, çok da farklıdır. Dilimizin naifliğini ön plana çıkaran, Türk edebiyatını bana sevdiren önemli yazarlardan biridir de kendisi. Kürk Mantolu Madonna’nın etkisi üstümden hala silinebilmiş değildir mesela.
Şiirlerine gelecek olursak, düz yazıları kadar beni etkileyemediğini söyleyebilirim. Modern tarzda yazılanları çok severek okusam da, geleneksel tarzda yazılan, eski kelimelerle harmanlanmış şiirlerini okumak bende aynı etkiyi yaratmadı malesef. “Mahpushane Türküsü”, ve “Çocuklar Gibi” şiirleri en sevdiklerim oldu. Nitekim bunlar bestelenmiştir de sonradan. Severek dinlemez miyiz bir Aldırma Gönül’ü? Hele de Edip Akbayram söylüyorsa. :) Keşke genç yaşta bu dünyayı terk etmeseydi, yaşamasına izin verselerdi de daha çok şeyler yazsaydı, okuyabilseydik bizler de. Keşke..
Sevgiler
#alıntı
“Ekmeğim bahtımdan katı
Bahtım düşmanımdan kötü
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum.”
Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali
Özgün adı "Brief einer Unbekannten" olan eser ilk kez 1922 yılında basılmıştır.
Mektubun kahramanları bir kadın ve tanınmış roman yazarı Bay R. Konusu ise bu kadının Bay R ye yazdığı uzun bir mektuptan oluşuyor.
Yazar kendisine gelen birçok mektup arasından “Sana, beni asla tanımamış olan sana… Bu mektup sana ulaştığında ben hayatta olmayacağım “ ile baslayan bir mektubu farkeder ve hikaye başlar. Çocuğunun ölümünden sonra yazara aşkını itiraf eden kadın 13 yaşından beri eski komşuları olan yazara olan aşkını en başından anlatmaya başlar.
Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.