Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir aşkı anlatmaz.Geçmişin insanın peşini yıllarca nasıl bırakmadığını intikamla başlayan bir yolun insanı nereye sürükleyebileceğini anlatır. Savcı-İlayda Koçyiğit Ela kadınlar ve çocuklar için mücadele eden,adalet duygusunu her şeyin üstünde tutan bir savcı. Ancak hayatı boyunca başkalarının yaralarını sarmaya çalışırken kendi yaraları hiç kapanmıyor. Özellikle nişanlısının ölümünden sonra hayatı tamamen değişiyor. Bir davanın peşine düşen Ela suçlu olarak gördüğü mafya liderini hapse göndermeyi başarıyor. Fakat bu kararın bedelini de ağır ödüyor.Görevinden uzaklaştırılıyor ve yıllarca emek verdiği mesleğinden kopmak zorunda kalıyor. Tam her şey bitti derken hayatına Serkan Karavan giriyor.Serkan,Ela'nın geçmişindeki en büyük düşmanlarından biri olan adamın yeğeni.İlk başta aralarındaki tek şey öfke ve önyargı.Fakat kader onları sürekli aynı noktada karşı karşıya getiriyor.Üstelik Ela'nın yardım ettiği genç bir kadının, yıllardır nefret ettiği ailenin kızı çıkmasıyla olaylar daha da karmaşık bir hal alıyor. Hikaye ilerledikçe sadece eski düşmanlıkları değil ailelerin sakladığı sırları da öğrenmeye başlıyoruz.Ela bir yandan geçmişte yaşadıklarının hesabını vermeye çalışırken diğer yandan hiç beklemediği duygularla yüzleşiyor. Çünkü bazen insanın en uzak durmak istediği kişi hayatında en çok yer kaplayan kişi haline gelebiliyor. Hazırsanız... Adalet için başlayan bir savaşın yıllar sonra intikam, sırlar ve beklenmedik duygularla bambaşka bir yöne sürüklendiği o hikayeye yaklaşabiliriz... Belki de insanı en çok zorlayan şey düşmanları değildir...Onlar hakkında bildiği her şeyin yanlış çıkmasıdır.
Savcıİlayda Koçyiğit · Vera Kitap · 202583 okunma
9/10
·152 syf.··
2026 15. kitabı
Okurken beni paramparça etti. Pınar kür ile tanışma kitabım bu. Dili kalemi o kadar kuvvetli bir yazarmış ki. Okurken Melek'i olduğu yerden çekip almak istedim. Ne kadar zor güçlünün karşısında güçsüzün ses bulabilmesi. Mahkemedeki sessizliği, Yalçın'ın kurtarma çabasının bile asıl nedenini keşfedememesi. Bunun üzerine kurtulmak değil de sonunun asılmak olması. Kitap zaten 1980 li yıllarda yazılmış o döneme gerçekten ışık tuttuğunu düşünüyorum. Hala toplumumuzun kanayan yarası olan kadın istismarini tüm gercekligiyle işlemiş aslında yazar. Okurken yer yer gözyaşlarına boğuldum. Kitabın sonunda kitabını da savunmak zorunda bırakılmış yazar. Gördüğü muameleler buna gereklilik sunmuş. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitabın.
Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·656 syf.··
2026 347. kitabı
Charles Dickens, Büyük Umutlar (Great Expectations) adlı bu dünya klasiği ve Viktorya dönemi başyapıtında, taşrada bir demirci çırağı olarak büyüyen yetim bir çocuk olan Pip’in, gizemli bir hayırseverin yardımıyla Londra’da beyefendiliğe yükselişini ve bu süreçte yaşadığı sınıfsal ve ahlaki dönüşümü konu alır. Yazar; Pip’in çocukluk aşkı, soğuk kalpli Estella’ya duyduğu imkansız sevgi ve onu bir intikam aracı olarak büyüten eksantrik Bayan Havisham’ın gölgesinde şekillenen hayatını anlatırken; servetin ve sosyal statünün gerçek mutluluğu getirmeyeceğini, dostluğun, sadakatin, emeğin ve vicdanın asıl değerini, dönemin İngiltere'sindeki adalet sisteminin çarpıklığını ve toplumsal ikiyüzlülüğü, Dickens'a özgü zengin karakter analizleri, mizahi unsurlar, Gotik bir atmosfer ve sarsıcı bir edebi dille işler.
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,5bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 339. kitabı
Alexandre Dumas, Siyah Lale (La Tulipe Noire) adlı bu klasik ve sürükleyici tarihi macera romanında, 17. yüzyıl Hollanda'sının çalkantılı siyasi atmosferinde, ülkenin en büyük ödülü olan "kusursuz siyah laleyi" yetiştirmeye çalışan genç ve idealist doktor Cornelius van Baerle’in başına gelen talihsiz olayları konu alır. Yazar; kıskanç bir komşunun iftirası sonucu kendini zindanda bulan Cornelius'un, gardiyanın güzel ve şefkatli kızı Rosa ile birlikte hem siyah laleyi büyütme hem de özgürlüğüne kavuşma mücadelesini anlatırken; dönemin kanlı siyasi suikastlarını, lale çılgınlığının (Tulipomania) toplumsal boyutunu, açgözlülüğü, sabrı ve her türlü parmaklığın ötesine geçen saf bir aşkı, yüksek tempolu, entrikalarla örülü, heyecan dolu ve romantik bir edebi dille işler.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 328. kitabı
Jack London, Demir Ökçe (The Iron Heel) adlı bu öncü ve sarsıcı distopik romanında, Amerika Birleşik Devletleri'nde oligarşik bir yönetimin –yani Demir Ökçe'nin– iktidara gelişini, işçi sınıfının ezilişini ve bu baskıcı rejime karşı başlatılan büyük devrimci direnişi konu alır. Yazar; sosyalist lider Ernest Everhard’ın mücadelesini eşi Avis Everhard'ın gözünden ve yüzyıllar sonra bulunan gizli bir el yazması üzerinden anlatırken; kapitalizmin acımasızlığını, faşizmin ayak seslerini, sınıf çatışmalarını ve oligarşinin gücü elinde tutmak için başvuracağı kanlı yöntemleri, erken dönemin en güçlü politik, vizyoner, sürükleyici ve ideolojik dillerinden biriyle işler.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma