• Tarihin asla silemeyeceği hitabet ustası Cicero’nun kaleme aldığı ve sevgili oğlu Küçük Cicero'ya (Marcus Tullius Cicero Minor) öğüt olarak yazdığı kitaplar topluluğudur Yükümlülükler Üzerine adlı eser.

    Cicero bilinenin aksine şöhret basamaklarını tırnağıyla kazımış bir kişidir. Romalıların “yeni insan” olarak nitelendirdiği yani senatör ailesinden gelmeyen ve başarılarından ötürü consul seçilen kişidir.

    Sezar’ın suikastına dolaylı yoldan etkisi vardır. Sezar’ın ölümünden 60 kişi sorumludur lakin ismi bilinen on altı kişi vardır. Bu suikast ise Cicero’nun kendi ölümüne sebebiyet vermiştir. Senato’da ünlenen Cicero gözden düşmesiyle ve desteklediği yakın dostunun Sezar’a karşı mağlup olmasından sonra asla Senato kapısından içeri adımını atamadı. Sonu ise sevmediği ve sürekli eleştirdiği Maɾcus Antonius’un bir şekilde Cicero’yu vatan haini ilan etmesiyle, yakalanıp, Senato kapısına çivilenerek teşhir edilmiştir.

    Kitabımız 3 kısımdan oluşmaktadır. Her kısım ise bir kitaptır.
    Birinci kitabımızda yükümlülüklerin ahlaki doğruluktan ve erdemin her türünden nasıl var olduğuna değinilmektedir. Bunun için birinci unsur olan adalet Cicero’nun dimağında bizlere ulaşmaktadır. Dahası ise iyilikseverlik, yardımseverlik diye devam eder ve kendi alanı olan hitabetin gücüne, nasıl olması gerektiğine, kişilerin nerede nasıl konuşmasına değinir. Bunları ise okurlarına değil de kendi öz oğluna anlatır bir dil kullanır.

    İkinci kitabımızda ise iş biraz daha yarar ve zenginliğe dönüşmektedir. Tam insan düşkünü, hayırsever ve vatansever olan Cicero, oğluna zenginliğin nasıl kullanılması gerektiğini, şöhretin adaletten şaşmadan alınmasını, bütün aristokrat ya da diğer halkların yararını nasıl gözetmesi gerektiğinden bahsetmektedir.

    Üçüncü ve son kitabın ana teması ise “onur,” “yemin” gibi kavramların ahlaki doğruluk üzerindeki tesirinden bahsetmektedir. Söz vermenin ne denli önemli olduğu kişi ve isimler verilerek açıklanmıştır. Hatta geçmiş ve dönemin mahkeme kararları Cicero tarafından yeniden anlatılmış, adaletin ne denli güçlü oluşundan bahsedilmiştir

    Kitabın genel konu içeriği “Ahlak,” “Onur,” “Yemin,” “Adalet,” “Doğruluk” ve “Erdem” gibi kavramlardır. Sezar ve Antonius eleştirileri ise kitap sıkça ele alınmıştır. Platon ve Cato’dan sık sık örnekler vererek çok güzel bir dille kitabın yazımı sürdürmüştür. Özellikle Platon’un Devlet kitabına konu ettiği kurgu kahramanı “Gyges” e kitabında yer vermesi ve adalet, ahlak anlayışına örnek göstermesi beni nedensiz bir şekilde mutlu etti. Eğer ki “Gyres” hikayesini bilmeyeniniz var ise muhakkak hikaye hakkında bilgi sahibi olmanızı isterim.

    Çevirmenin harika çevirisi ise kitabın okunabilirliğini sonuna kadar sürdürtmektedir. Emile Zola nın Suçluyorum adlı eserinden sonra okuduğum en güzel eserlerden bir tanesiydi.

    Sözün özü; kitabı muazzam derecede kıymetli buldum. Hatta kitabın bitmesine dahi üzüldüm de diyebilirim. Antik uygarlıklara duyduğum hazzı sonuna kadar yaşattırdı bana. Bu sebeple kitap okunulası ve tavsiye edilesidir.

    Sevgiyle kalın.
  • Adalet herkese kendine uygun olanı vermektir.
  • İncelememe başlamadan önce kıymetli zamanınızı ayırıp bu uzun incelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. Lafta değil cidden teşekkür ederim :D

    Önce en sevdiğim alıntıyı şuraya bırakayım: ''İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.''

    Siyaset felsefesine merak saldığım bu günlerde Jeffrey Abramson’un Minerva’nın Baykuşu kitabının önsözünde ‘’Siyaset felsefesi okumaya Devlet’le başlıyoruz.’’ (sf 24) demesi ve her yıl düzenli olarak tekrar okuduğunu dile getirmesi kitabı tekrar elime almamda etkili oldu (ve tabi ki dersim için…) İlerleyen yıllarda tekrar okuyacağıma eminim, çünkü şuan ki idrak yeteneğimle bile kitabı tam özümseyemediğimi biliyorum. Kitapta notunu aldığım ve altını çizdiğim yer sayısı o kadar çok ki, kitabın içini bir görseniz :D

    Devlet, Platon’dan okuduğum ikinci kitap oldu. Aslında yine geçen sene bu zamanlarda Devlet’i okumaya başlamıştım ancak hiçbir şey anlamadığım için ( 200 sayfa okuduktan sonra akıl edebilmişim! ) yarım bırakmıştım. Hiçbir şey anlamamamın sebebini ise tekrar kitabı okumaya niyetlendiğim zaman anladım.

    Naçizane bir dost tavsiyesi vermek isterim zira bunlar deneyimlerim sonucu fark ettiğim şeylerdir. Devlet’i okumak istiyorsanız öncelikle: ‘’ Platon kimdir? Sokrates kimdir? Aralarında nasıl bir ilişki vardır? Platon neden ideal devlet kurma çabasına girişmiştir? ‘’ sorularının cevaplarını doyurucu bir şekilde almalısınız. Benim ilk okuyuşumda anlamamamın nedeni kitabı okurken ‘’Ya bunlar ne konuşuyor Allah aşkına? Platon’da neyin nesi? ‘’ sorusuna cevap aramaktan kitaba odaklanamayışımdır. Zaten felsefi ve ütopik bir kitap olduğu için kitabın kendisi sorular ve sorgulamalar silsilesinden ibaret, bu nedenle diğer detayları okumadan önce öğrenirseniz kitaptan o kadar büyük tat alacaksınız ki…

    Platon (Eflatun) 3 bin yıl önce MÖ 427- MÖ 347 yıllarında yaşamış Antik Yunan filozofudur. Sokrates’in öğrencisidir. Sokrates’in idamı Platon’un hayata ve politikaya bakış açısını değiştirmiştir. O dönemde Antik Yunan’da demokrasinin artık işlevini yerine getiremiyor oluşu Platon’u ideal devlet arayışına yöneltmiş ve 56 yaşındayken Devlet’i yazmayı bitirmiştir. Ayrıca batı dünyasının en uzun ömürlü üniversitesi olarak kabul edilen Akademia’nın da kurucusudur. Burada bizzat felsefe ve siyaset dersleri vermiştir. Yani kısacası Platon hayatını ideal devlet kurmaya, felsefeye ve siyasete adamıştır diyebiliriz. Bu nedenle Devlet günümüzde de önemini korumaktadır çünkü kitap birkaç yıllık bir uğraşın sonucu değil bir ömrün adanmasıdır.

    Kitapta şu konulara değinilmiştir: İdeal devlet nasıl olmalıdır? İdeal devletin temelini ne oluşturur? Eğitim için gerekli şartlar nelerdir ve verimli bir eğitim hangi temele dayanır? Kadınların toplumdaki yeri ve rolleri nelerdir? Devleti kim yönetmelidir ve kimler korumalıdır? Çocuklar için eğitim hangi yaşta başlamalıdır? Müziğin insan doğası üzerindeki etkileri nelerdir? Şiir nedir? Şiir iyi bir şey midir? Ruh ölümsüz müdür? Adalet nedir? Oligarşi, demokrasi, tiranlık nedir ve bunlar nasıl birbirlerine dönüşürler? Kötü nedir? İyi nedir? Filozof kralın özellikleri neler olmalıdır? Koruyucular toplum için kendini feda etmeli midir? Toplumda neden kargaşa olur?.. İnanın şuan buraya yazdıklarımın 5 katı daha konu yazabilirim… Kısacası Platon hayalini kurduğu devleti Sokrates’in dilinden, diyaloglar şeklinde anlatmaya çalışmıştır.

    Beni kitapta en çok etkileyen şey eğitim ile ilgili tartışmaları oldu. Eğitimin temelini müzik ve beden eğitimine dayandırması, bedenin spor ile ruhun müzik ile küçük yaşlarda eğitilmesinin çok önemli olduğuna sık sık değinmesi ve bunları kanıtlayacak tartışmalarda bulunması gerçekten çok etkileyiciydi. Bunların dışında devleti 3 kategoriye ayırıp, her grubun hangi özelliklere sahip olması gerektiğini uzun uzun anlatması ve sorgulaması da benim şuan ki düzeni sorgulamamı sağladı. Rica ediyorum kitabı okurken ‘’Mağara Alegorisi’’ni iki kez okuyun ve bu muhteşem betimlemeyi hissedin. Aslında burada etkilendiğim diğer şeyleri yazsam bu inceleme uzar gider… Okuduğunuz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Ayrıca hangi yayınevinden okuduğumu ve memnun olup olmadığımı soranlar olmuştu. Ben Akvaryum Yayınevi’nden okudum, bir sorunla karşılaşmadım, gayet güzeldi. Önerebilirim.

    Ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listesine Devlet’i eklemeyi unutmayın.

    Keyifli okumalar diliyorum.
  • Adaletsizliğin sonuçları hizipleşmeler, geçimsizlik ve iki yana da öldürücü zarar veren çatışmalardır. Oysa adalet, düşüncelerin birliğini ve sevgiyi getirir.
    Platon
    Sayfa 40 - Akvaryum Yayınevi
  • Socrates
    -Insanlar iyi zannettikleri kisileri sever ve kötü olduğunu sandıklarını sevmez.
    - insanlar iyi gibi görünüp iyi olmayanlar ve iyi gorünmeyip iyi olanlar konusunda hata yapamaz mi ?

    Polermarchus
    - yapar
    Socrates
    - öyleyse iyiler düşman, kötülerse dost zannedilmiyor mu yanlislikla ?

    Polemarchus
    - kesinlikle

    Socrates

    - o zaman adalet kötülere fayda, iyilere zarar vermek mi oluyor?

    Polemarchus

    - öyle görünuyor

    Socrates

    - ama iyiler adildir, adaletsizlik yapacak yapida degildir.

    Polemarcus

    - dogru

    Socrates

    Öyleyse senin dusuncene gore adalet hic adaletsizlik yapmayana kötülük yapmakdir..

    Polermarchus

    - hayir, hayir socrates bu dogru olamaz.

    Socrates

    - öyleyse adalet adile yarar, adaletsize zarar vermektir.

    Polemarchus

    - mantıkli

    Socrates

    Oyleyse yanlis hüküm veren bir cok insan icin adalet kötu sanilan dostlara zarar iyi sanilan düsmanlara fayda vermektir....

    -iyi insan diger iyi insanlara kötülük eder mi ?
  • Adalet eninde sonunda ödülünü bulacaktır; ama kişi bu ödül uğruna adil olmaya çalışmamalıdır.