Parası olmayan bir adam ve güzelliği olmayan bir kadın, dünyayı gerçek haliyle görür. Fyodor Dostoyevski
Bir Japon efsanesi vardır. Derler ki, dağların arasında çok eski bir çay evi varmış. Bu çay evini işleten yaşlı bir adamın yanına insanlar sürekli aynı soruyla gelirmiş: "Ne zaman iyi hissedeceğim?" Kimisi birini kaybetmiş, kimisi hayallerini. Kimisi neden üzgün olduğunu bile bilmiyormuş. Yaşlı adam hiçbirine uzun öğütler vermezmiş. Sadece çay koyar ve pencereden dışarıyı gösterirmiş. Bir gün genç bir kadın dayanamayıp sormuş: "Sen neden cevap vermiyorsun?" Yaşlı adam gülümsemiş: "Çünkü insanların çoğu acının hemen gitmesini istiyor. Oysa bazı duyguların işi gitmek değil, seninle biraz oturmak." Kadın sessiz kalmış. Adam devam etmiş: "Bak, şu yağmura. Kimse yağmura kızmaz. 'Hemen bit' demez. Yağmurun yağdığını kabul eder. Sonra bir gün fark eder ki, yağmur dinmiş. Ama dinene kadar hayat tamamen durmamıştır. Çay içilir, pencereden bakılır, nefes alınır." Derler ki kadın o gün eve dönerken kendini çok mutlu hissetmemiş. Ama ilk kez, mutsuz olduğu için kendine kızmayı bırakmış.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Türk Kadını aşktan meşkten vazgeçti. Sinirlenince dövmeyecek, sövmeyecek; ayrılınca öldürmeyecek adam arıyor. Ve tarih boyunca erkeğin, kadını koruyup kolladığı söylendi. Sahi, erkek, kadını kime karşı koruyup kolluyordu?
Alıntı
Benim hastalığım, yirmi yıldır bu kasabada sadece bir akıllı adam bulmamdan ve onun da deli olmasından ileri geliyor yalnızca. Altıncı Koğuş
Edebiyat
Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıpda.....
Reklam
Reklam