Benim Babam
Adam mı adam idi benim güzel babam Namı diğer ... Hoca idi O, büyük adam A'dan Z' ye hep güzeli öğretti babam Mekanın Cennet,komşun Peygamberim olsun babam Seni minnet ve özlemle anıyoruz Canım Babam Bilge idin her girdiğin toplumda hep lider oldun Saygındın sen her tanıyandan hürmet buldun Traktör yaptın sıfırdan, yeldeğirmeni, bisiklet Ne mutlu bize, Ata, baba hatta arkadaş oldun KK
💙🌹❤️ Bak yeğenim! Önce kardeş,sonra arkadaş,daha sonra baba olmadın mı amca ya da dayı olursun ki eyvah!. En sonunda dede olursun ki eyvah eyvah! İş bitmiştir. Yalnız Adam(alone)
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Benim evim GÖKKUBBE :)
"Ben gökkubbeye, yıldızlara, eski kadim hikayelere ayrı sevdası ve merakı olan bir adam olarak bu kitabı sırf ismi için bile alırdım zaten. Bu kitap sadece astroloji anlatmıyor zira ademoğlunun gökkubbe ile kurduğu eski bağı da hatırlatıyor okuyana. Yine çoğu yerlerde "Eski insanlar bizden yine daha akıllıymış" demekten alamadım kendimi zira gökkubbeye bizden daha başka bakmışlar. Onlar yıldızlara sadece ışık diye değil, anlamınıda görerek bakmışlar. Her sayfayada ki yazıkana katıldım desem doğru olmaz lakin doğru bulduğum yerlerde çoktu. Bu kitabı keyifle okumamım sebebi ise bitirdiğim vakit sadece bilgi bırakmadı, bir duygu da bıraktı. Gökkubbe ne kadar uzak görünse de çoğu ademoğluna bana öyle değil zira benim evim GÖKKUBBE!☺️ m.youtube.com/watch?v=eQ0H8As...
1000Kitap
Varoluşçu filozof Jean-Paul Sartre, Varlık ve Hiçlik isimli eserinde trajik bir “kötü niyetli kadın” tanımı yapar; "Bir ilk buluşma masasında oturan kadını hayal edin. Karşısındaki adamın onun için beslediği niyetleri, zihninin arkasındaki o asıl arzuyu çok iyi biliyor. Er ya da geç kaçınılmaz bir karar vermesi gerekeceğinin de farkında. Fakat bu gerçeğin ağırlığını, o anın aciliyetini hissetmek istemiyor; bu yüzden adamın tavırlarındaki o güvenli, mesafeli ve saygılı maskeye sığınıyor. Ama işte o an geliyor: Adam birden kadının elini tutuyor. Bu ani hamle, zamanı durduruyor ve kadını bir karara zorlayarak her şeyi tehlikeye atıyor: Elini orada öylece bırakırsa, bu flörtü onaylamış ve bir bağın içine çekilmiş olacak. Elini aniden geri çekerse, o anı büyüleyici kılan o kırılgan, uçucu uyumu paramparça edecek. Kadının tek bir amacı kalıyor artık: Karar anını olabildiğince uzağa, geleceğe fırlatmak. Ve hepimizin çok iyi bildiği o sinsi oyunu oynamaya başlıyor: Kadın elini orada bırakıyor ama o eli hissetmiyormuş gibi davranıyor. Hissetmiyor, çünkü ne tesadüftür ki tam o saniyede kendini tamamen derin, entelektüel düşüncelere adamış durumdadır! İşte o anda, ruh ile beden arasındaki o sahte boşanma tamamlanmıştır: Kadının eli, adamın sıcak avuçları arasında cansız bir nesne gibi hareketsiz kalır. Ne rıza gösterir, ne de direnir. İşte biz, kendi özgürlüğünden kaçan bu kadına; kendi kendine yalan söyleyen 'kötü niyetli' bir ruh diyeceğiz.