Mustafa Kemal bana hatıralarını anlattığı vakit demişti ki:
-Yakup Cemil’in şahsından bahsetmek istemem. Onda bana karşı heyecanlı bir temayül uyanmıştı. Benim iş başına geçmemi istemiştir. Bir gün Bursa’da ihtilal arkadaşlarına:
-Büyük sandıklarımız ne kadar küçükmüş. Hepsini öldürmek lazım. Bunu ben yapacağım, der.
Daha yumuşakları kendisine sorarlar:
-Öldürmek kolay, fakat vaziyeti düzeltecek kim?
-Mustafa Kemal! diyor.
-Bu zavallı kendisini öldürme sanatına alıştıranlara karşı da bu sanatı kullanmakta bir mahzur görmeyerek eksik tedbirlerle harekete geçmiş. Yakın sandığı arkadaşları kendisini ele vermişler. Yakup Cemil, tutulmuş ve asılmıştır. O vakit tümenlerinden birine komuta eden Ali Fuat (Cebesoy)’a:
-Yakup Cemil asılmış. Sebebi de ben başkomutan vekili ve harbiye nazırı olmadıkça kurtuluş yoktur, demiş. Dediğini yapmış bile olsaydı ben İstanbul’a gittiğimde ilk iş olarak Yakup Cemil’i cezalandırırdım. Eğer ben o ve onun gibiler tarafından iktidara getirilecek bir adamsam, adam değilim!”
Bir tilki var bizim burda
Gelir akşam olduğunda
Kim demiş ona kurnaz sinsi
Baktım öylesine mahzun ki
Eşeliyor börtü böcek
Arıyor oda yiyecek
Az birazcık doyduğunca
Kıvrılıp uyuyor öylecek
Hicbilir mi? Yalan dolan
Tilki bilmiyor ki lisan
Belki bir tavukla yetinir
Dünyayı yese doymuyor insan
Ekmek verdim çekiniyor
Çekine çekine yiyor
Bizim adam sandıklarımız
Vallahi bi tilki etmiyor
Büyük bir ateş yaktı ve kızına seslendi. " Kızım sevdiklerimizi ve
komşularımızı çağır, gelsinler bizimle oturup et yesinler"
Genç kız ise evin arka bahçesindeki gereksiz atıkları bir