Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Boğaziçi'nde, dedesi Bosnalı Abdullah Avni Paşa'dan kalan Bosnalılar Yalısı'nda doğup büyümüş, ömrünü bu yalıda geçirmiştir Leyla. Küçüklüğünden beri anneannesinin anlattığı aile hikayeleriyle, Osmanlı gelenekleriyle geçmiştir ömrü. Ta ki hırslı ve zengin iş insanı Ömer Cevheroğlu yalının yeni sahibi haline gelip Leyla'yı evinden kovana kadar. O zamana kadar yalı dışında bir hayat görmemiş, farklı insanlarla pek de tanışmamış Leyla için bir yıkım olur evinden kovulmak. Bir yandan evine yeniden kavuşmanın umuduna tutunur, bir yandan da kendisinden çok farklı, bambaşka hayatlara sahip insanlarla kesişir yolu. Her biri birbirinden farklı karakterlerin hikayelerini öylesine derin işliyor ki Livaneli. Türk edebiyatının çok sevdiğim yazarlarından, kendi deyimiyle 'ev' üstüne olan bu romanı da oldukça akıcıydı.
"Bir tuhaftır ceza avukatlığı. Ayıplamayacaksınız, kızmayacaksınız, ağlamayacaksınız da. Bunlar olmaz mı? Olur. Ama hep içinizde olmalı. Bakışlarınızda kaçak bulunmasın. Karşınızdaki suçlunun gözlerinin içine bakın, dostça. Orada derdini dökmek isteyen 'insan'ı göreceksiniz. Bundan sonrası kolaylaşır. 'İnsan insanın zehrini alır.' derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur." der Faruk Erem. Ceza hukukunda hümanist doktrinin savunucusu, yıllarını hukuka adamış, binlerce hukukçunun hocası olmuş bir hukuk profesörüdür. Hukukla geçen yıllarından biriktirdiği, kimini kendisinin yaşadığı, kimini adliye koridorlarında meslektaşlarından dinlediği anılarını Bir Ceza Avukatının Anıları'nda toplamıştır. Kitaptaki anıları, olayları okudukça Erem'in "Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkar." sözü kulaklarımda yankılandı. Vicdani duygularımızla bir kimseyi en baştan suçlu addedderken onu neyin bu duruma getirdiğini, neden suç işlemeye yöneldiğini düşünmüyoruz, belki de düşünmek istemiyoruz. Zira, suçlu etiketini doğrudan yapıştırmak en kolayı. Ceza avukatlığı ise bunun asla yapılamayacağı, karşınızdaki kim olursa olsun savunma hakkının varlığının unutulamayacağı bir alan. Oldukça da zor aslında. Yeri geldiğinde 'katili de mi savunacaksın?' demek kolay, ama onun da bir insan olduğunu hatırlayabilmek zor.