Curtis

Curtis
@addoyonexusta
Bazı insanlar sadece dünyanın yandığını seyretmek ister.
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Yabancı'dan birkaç saat sonra hemen elime alıp okuduğum kısa fakat ağır bir Camus eseri. 22 yaşındayken yazmış bu kitabı. Camus eseriyle alakalı şunları demiştir, "Bu kitaptan bu yana çok yürüdümse de o kadar ilerleyemedim." "Bir gün, Tersi ve Yüzü'nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım." Tabii Camus bir anlamda yazamamış oluyor fakat bir anlamda da yazmış oluyor. Çünkü bu eserinde, diğer bütün eserlerinin kokusunu ve tadını alıyorsunuz, fakat çiğ haliyle. Gerçi 22 yaşındayken bile daha ne kadar pişebilir ki diyorsunuz içten içe. Özellikle 'Ruhta Ölüm' kısmında Yabancı'yı adeta hissettim. Şahsen Camus'nün her eserini ilk kez okumak için okudum, çünkü hiçbir eseri bir defa okunup rafa kaldırılacak hafiflikte değil. Ufak ufak alıntıların ilginizi çekebileceğini düşündüm. "Gene de, evet, onura gereksinimim var, çünkü ondan vazgeçecek kadar büyük değilim." sayfa 27 "Özgür bir doğanın oğlu olarak bana oldukça yabancı olan yasaklama, "bu yapılmaz" düşüncesi, bir tutsak, katı bir sanat geleneğinin hayran tutsağı olduğumdan hep aklımdadır." sayfa 27 "Gençler deneyimin bir bozgun olduğunu, biraz bilgi edinmek için her şeyi yitirmek gerektiğini bilmezler. Kendisi acı çekmişti. Bu konuda hiçbir şey söylemiyordu. Mutlu görünmek daha iyidir. Hem sonra, bunda yanılıyorsa, onları mutsuzluklarıyla etkilemek istemekle daha ağır bir biçimde aldanırdı. Siz tüm varlığınızla yaşamla ilgilenirken, bir yaşlı adamın acılarının ne önemi vardır? Konuşuyor, konuşuyor, boğuk sesinin donukluğuna gömülüyordu hazla. Ama böyle süremezdi. Hazzı bir sonuca varmak gerektiğini söylüyordu, dinleyicilerin dikkati de azalıyordu. Eğlendirici bile değildi artık; ihtiyardı. Ve gençler de her günün budalaca çalışmasına benzemeyen bilardoyu, iskambili severlerdi." sayfa
Edebiyat
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
Bu, yazardan okuduğum dördüncü kitap. Daha önce, Sisifos Söyleni, Veba ve Düşüş'ü okudum. Aralarında en yalın olanın bu olduğunu düşünüyorum. Pek fazla söyleyebileceğim bir şey yok, bir başyapıt. Kitabı okurken yavaşlamak istedim, hemen bitirmek istemedim fakat bitirme isteğim daha ağır bastı ve bir oturuşta bitirdim. Konudan bahsetmek istemiyorum. Alınıp direkt okunmalı, direkt. Ayrıca Camus yine futboldan örneklendirme yapıyor ve patron figürüyle dalga geçiyor. Yine o özgül mizahını hissettiriyor. Aptalca güldürüyor sizi. Ufak alıntılar verip, spoiler vermemeye dikkat edeceğim. "Evdeyken anne, vaktini sessizce beni izleyerek geçirirdi. Bakımevindeki ilk günlerinde sık sık ağlıyormuş. Ama alıştığı düzeninin değişmesi yüzündendi bu. Birkaç ayın sonunda, bu kez bakımevinden alınsa ağlayacak duruma gelmişti. Yine alışkanlık yüzünden" sayfa 13 "Tuhaf biri olduğumu, beni hiç şüphesiz bu yüzden sevdiğini ama belki de günün birinde, yine aynı sebepten ötürü benden nefret edeceğini mırıldandı" sayfa 44 "Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Ben de sustum" sayfa 64 "Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi" sayfa 75 "Halbuki, kesin doğruluğuna inandığı hiçbir şeyin kadın saçının bir tek teli kadar değeri yoktu" sayfa 108
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
Öncelikle günaydınlar, kitap bir deneme kitabı. Genel olarak, neden yaşayalım? Hayat yaşamaya değer mi? Benzeri sorulara yanıt vermeye çalışmış bir deneme. İntihar, köküyle ele alınmış. Yazarın her kitabı gibi bu kitabı da sindirerek okunmalı, zaman zaman yeniden okunmalı. Camus'un, Dostoyevski'ye ve Kafka'ya saygılarını sunduğu bir kitap aynı zamanda. Varoluşçuluk felsefesinin biraz içinde olmak gerektiğine inanıyorum bu kitabı tam anlamıyla algılamak için. Sorgu duyusu olmayanlar için tehlikeli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Şahsen bana huzur veren bir kitap oldu. Epey bölümünü işaretledim, çok hoşunuza gidecek cümlelerin olduğu, yine hepimizin kendimizden bir parçalar bulabileceği bir Camus eseri. Söylentiye göre Nick Drave intihar ettiğinde başucunda bu kitap varmış. Aynı zamanda bana yeni kelimeler kazandıran bir kitap oldu. A Nietzsche'ye de değiniliyor bu arada. Çeviri hakkında yorum yapamayacağım çünkü bir bilgiye sahip değilim fakat okunması zor bir kitaptı, en azından benim için. Yine de bu şartlarda bile oldukça keyif alarak ve sindirerek okudum. Bu yazıyı okuyabilme ihtimalinize karşı birkaç alıntı bırakmak istiyorum, aslında çokça yeri işaretledim ama bunların sizi çekebileceğini düşünüyorum. Uzun uzun alıntılar yapmak istemiyorum. Kitap elinizdeyken okumalısınız. "Yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de" sayfa 22 "Mantıklı olmak her zaman kolaydır" sayfa 26 "Bu dünyanın kendisini aşan bir anlamı var mı, bilmiyorum. Ama bu anlamı bilmediğimi, öğrenmemin de benim için şimdilik olanaksız olduğunu biliyorum" sayfa 65 "Yaşam anlamdan ne kadar yoksun olursa o kadar iyi yaşanacağı çıkıyor ortaya" sayfa 67 "Bana her şeyi açıklayan öğretilerin aynı zamanda beni zayıflatmalarının nedenini şimdi anlıyorum. Kendi yaşamımın
Edebiyat
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
Kitap tabii ki oldukça şöhret, genel olarak yorumumla ne kendimi ne de okurları yormak isterim. Alışılmış yorumların dışında durmaya çalışacağım. Öncelikle kitap biraz ağır, elinize aldığınızda o soğuğu hissediyordunuz. Bu günlerde iki gününüzü ayırıp bitirebileceğiniz bir kitap, yaşadığımız pandemi günlerine yeterince uyumlu. Konuya pek girmeyeceğim, okuyamayanlara yeterince aşina olduğunu düşünüyorum. Bende bir burukluk bıraktı, hoş tarafıysa Camus'un derin mizahi yönünü yine görebildiğimiz. "İnsan yalnızca dört saat uyku uyursa duygusal olamaz." syf 192 "Ama Rambert atın futbolcu olduğunu öğrenince her şey kolaylaştı." syf 151 "Kaliteli şaraplar ve öyle sanılan en pahalı mezeler." syf 125 "Buradaki çelişki zaten onu ürkütmüyordu; çünkü, aşağı yukarı Tarrou'ya söylediğine göre, Tanrı'nın kesinlikle olmadığını, tersi durumda rahiplerin bir işe yaramayacağını  düşünüyordu. Ama bunu izleyen bazı düşüncelerden yola çıkarak Tarrou bu felsefenin, onun oturduğu çevredeki kilisenin onu sık sık para yardımı için aramasına kızmasından kaynaklandığı anladı." syf 122 Ve benzeri kısımlar güldürürken düşündürebiliyor. Camus'tan okuduğum ikinci kitap. Kitap 303 sayfa ve ben 39 sayfasını işaretledim. Eski bir kaleci ve futbol aşığı olan Camus kitabın bir kısmında futboldan da örneklendirme yapıyor. Ayrıca karakterlerin denize girme kısmı, tebessüm ettiriyor. Bunlar dışında sürekli olarak yorulacağınız ve üzüntüye hapsolacağınız bir kitap. Veba
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma