Adel Gece Demir

Adel Gece Demir
@adelgece
istanbul
24 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
"Birkaç haftalık ömrüm kaldı. Eh, neyleyelim, güzel bir hayat yaşadım; sevdim hayatı, evet, arkadaş, sefasını sürdüm bu hayatın. Bazen düşünüyorum da, bu âlemden kâm almışsak gözümüz arkada kalmamalı."
Reklam
Öfke sözcüğünün kökenleri fiziksel acıyla yakından ilişkiliydi. Öfke önce Eski İzlandacadaki angr'da olduğu gibi bir "ıstırap", sonra da Eski İngilizcedeki enge'de olduğu gibi "acı veren, zalimce, daraltıcı" bir durumdu; bu da Latincedeki angor'dan geliyordu ve "boğma, ıstırap, sıkıntı" anlamındaydı. Öfke bir boğaz sıkmaydı. Öfke sizi güçlendirmezdi, göğsünüze otururdu; kendinizi kapana kısılmış, boğulmuş, seçeneksiz hissedene kadar kaburgalarınızı sıkardı. Öfke önce kaynar, sonra patlardı. Öfke bir kısıtlanma ve bunun sonucunda ortaya çıkan umutsuz bir nefes alma çabasıydı.
Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz...
Bu yaratıcı soluk ne kadar sürdü? Sanki yeryüzünün kanunlarına karşıydı da, çabucak söndü. Ruh uzun zaman ayakta duramaz, tekrar toprağa düşer, gerçek yurduna döner.
Lanetli ve kısır hayat, yalnız cimrilikle geçendir - harcamayan, tehlike peşinde gitmeyen, arzulamayan, sırf ılımlılıktan ve iyi geçinmekten ibaret sefil bir huzurdur.
Reklam