31 Mart ayaklanması, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumi takvime göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır. İsyan 12-13 Nisan gecesi Taksim Kışlası'ndadaki Avcı Taburu'na bağlı askerlerin subaylarına karşı ayaklanarak Meclis-i Mebusan üzerine yürümesiyle başlamış, Hareket Ordusu tarafından bastırılıp II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesiyle son bulmuştur. Ama bu ayaklanmanın tahrikçileri kimlerdi? Sayalım: Şeriat isteyen Derviş Vahdeti'nin yayımladığı, İngilizler tarafından finanse ve himaye edilen Volkan gazetesi, muhalif Ahrar Fırkası çevresi, İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti... Kışkırtıcı ve destekçileri arasında ünlülerden adem-i merkeziyetçi Prens Sabahattin Bey, Mizancı Murat ve İsparta'nın turizm simgesi (!), günümüz iktidarının mürşidi meczup Said Nursi bulunmaktadır.
Sayfa 265·Kitabı okuyor
Hamza el-Hatip, yaş 13
"İşkence görmüştü.Vücudunda sigara yanığı olmayan tek bir nokta bile bırakmamışlardı.Vücudu tamamen bıçak yaralarıyla doluydu ve boynu kırılmıştı.Cinsel organını kesmişlerdi. Parçalanmış bedeni geldiğinde insanlar rejimin ona ne yaptığını gördüler.O an rejimin onlar için bittiğini anladılar. "
Sayfa 110 - İz·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
A'RÂF SÛRESİ
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. ﴾11)-(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." ﴾12﴿ (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." ﴾13﴿ (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." ﴾14﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin." ﴾15﴿ "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." ﴾16﴿ "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın." ﴾17﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." ﴾18﴿ (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." ﴾19﴿ Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. ﴾20﴿ Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti. ﴾21﴿ Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi
Alıntı
Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kâbe-i Muazzama'nın kapısında durdu. Mübarek yüzünde beliren tatlı tebessümleriyle halka bakıyordu. Allah'a hamd ve senâdan sonra şu hutbeyi irad etti: "Allah'tan başka ilah yoktur, yalnız O vardır; O'nun şeriki yoktur. "O, vaadini yerine getirdi; kuluna yardım etti, (aleyhinde) toplanan düşmanları tek başına perişan etti. "Bilmelisiniz ki Câhiliyye devrine ait olup, iftihar vesilesi yapılıp gelinen her şey, kan, mal davaları... Bunların hepsi bugün, şu ayaklarımın altında kalmış, ortadan kaldırılmıştır. "Bütün insanlar Adem'den (a.s.), Adem de topraktan yaratılmıştır. "Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden (Adem ile Havva'dan) yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasanız. Biliniz ki Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır (şeref, soy, sop ve nesebce en üst olanınız değildir). Şüphe yok ki Allah Alîm'dir [her şeyi bilendir), Habîr'dir [her şeyden haberdardır]!" (Hucurat, 13)
Sayfa 693·Kitabı okudu
1. Yüzün tut bu deyrin âyinesinden seyir kıl ânı, Ki bu sürete sen tuttun ne mânâdır anın şanı. 2. Cü sensin ahsen-i takvim üç harfin ebced-i âdem, Seninle oldu müstahrec hesab-ı çerh-i devrânı. 3. Gönülden iste canı, hüsal tendens hiçtir bu, Ger olsa şems-i cân tâbân olur áfak mestânı. 4. Eğer Cennet dilersen, nefsten geç gönlüne gel kim, Cehennem nefstir, bed huylarıdır når-ı süzânı. 5. Niçin arif gönülden taşra çıksın seyre kim dâim, Açılmış gonca-ı dilden, anın yüz bin gülistânı. 6. O mânâ gülşeninden kim dönüp bir sürete baksa, Olur âb-ı revân zencir ü sahn ü bağ-ı zindânı, 7. Cihåndır mezbele sim ü zeridir seng-i istincă, Ona dest-i tama' urmaz, o kim, påk oldu dâmânı, 8. Tama' çün ateş-i külhan diler zibl-i zer ü simi, Ânı cem' eyleyen ehl-i tama-hor oldu külhani. 9. Bu külhandan geçen ehl-i kanâat vardı hammama, Tecerrüd eyleyip uzletle påk oldu ten ü cânı. 10. Rical-i farkın idbârıdır ehl-i devlet ikbali, Hakikat fåkr'dir devletle ikbål olma nâdânı.
Sayfa 536 - Bedir Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Ayrıca anneleri Havva'nın, Âdem'in aklını çelerek yasak meyveden yemesine, dolayısıyla da cennetten çıkarılmasına sebep olduğu gerekçesi ile Havva kızlarını lanetli ve cezaya müstahak görmek, Yahudi kültürünün bir parçasıdır.^{11} Hâlbuki Kur'an-ı Kerim, Hz. Âdem'i aldatanın şeytan olduğunu özellikle belirtirken$^{12}$ iki eşin yasağı birlikte çiğnediklerine$^{13}$ dikkat çeker. Ama Yahudi söyleminin geleneğe etkisi, kadının âdetli iken ya da hamilelik ve doğum gibi sıkıntılara katlanırken bu ilk günahın bedelini ödediği düşüncesini yaymıştır. 11 Kitâb-ı Mukaddes, Yaratılış, 3/1-24. 12 Tâ-Hâ, 20/120. 13 A'râf, 7/27; Tâ-Hâ, 20/121.
Sayfa 138 - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,5.Baskı,2023,İstanbul.
Alıntı
Reklam
Reklam