"İnsan inançsız yaşayabilir mi?", "Bizler önce kendimize, sonra çevremizdekilere ve giderek birlikte yaşadığımız her insana inanmaya mecbur değil miyiz?", "Yaşamın kurallarına inanmadan var olabilir miyiz?". Cevapların "evet" olması halinde ortaya çıkan şey, inancı olmayan bir insanın umutsuz, yalnız ve korku dolu olacağıdır.
"sahip olmak" ilkesine göre kurulmuş olan tüm
düzenler ve toplumsal sistemler, insanları mutlu etmekten, onları doğru tarafa yöneltip evrimleşmelerini sağlamaktan uzaktırlar, yani yanlıştırlar.