Bir yanılgının, binlerce yenilgiden daha keskin olduğunu gördüğünde eve dönmek isteyeceksin ama ev; kapı duvar olacak. Ve sen, bildiğin denizlerde yeniden boğulacaksın. Aşina yüzler el olacak, ve yalnızlığı şah damarında hissedeceksin. Sonra geçecek. Her şey geçer, bilirsin.
Ve sonra yolun tam ortasında ayaklarının dermanı kesilecek, dizlerinin üzerine çökeceksin. Düşmekten korkma, düştükçe daha da güçleneceksin. Sonra herkes kaybolacak, gölgen bile seni terk edecek ama bu yenilgi sayılmaz. Yalnızlığı sev. Herkes gitse de o seni bırakmaz, bilirsin.
Yine de içindeki uçurumların kenarında otururken dikkat et her hattını bildiğin bir el sırtına değebilir. Belki sana sarılır, belki seni itebilir. Kırılacaksın, kırıl. Kırıldıkça keskinleş ama kendini daha çok kesme. İnsanın kendine açtığı yarayı hiçbir tabip iyi etmez, bilirsin.
Bir daha asla karşılaşmayacağın insanla, tekrar tekrar çarpışmayı öğreneceksin sonra o ıssız sokakta. Ve evin içinde, evsiz hissedip üşüyeceksin. Yalanlar bulup inanacaksın. Sevilecek, sevişeceksin. Ciğerlerini bırakacaksın belki bir dandik barda. Herkes bir gün gider, bilirsin.
Omuzunda uzaklara taşıdığını yorulduğun için indirdiğinde seninle yürümeye devam ettiğini görünce, vefayı anlayacaksın. Bazen terkedilecek, bir çok zaman mutsuz olacaksın. Enkazlarını biriktireceksin içinde ve sırtındaki bıçakları seveceksin. Herkes öldürür sevdiğini, bilirsin.
Ekmeği bölüşmenin ekmekten daha lezzetli olduğunu öğretecek sana hayat. Ardından gidecek yarım ekmeğinin çeyreğini verdiklerin. Gitsinler. Bazen gitmek, kalmaktan daha iyidir. Sonra unutacaksın. Unutup, tekrar hatırlayacaksın. İnsan, unuttukları ile yeniden tanışabilir, bilirsin.
İnsanın elmacık kemikleri de yosun tutar ağlamaktan, öğreneceksin. En karanlık gecelerinde, kulaklarında aşina