Ölümün adil olup olmadığını tartışmak boşuna.
Çünkü o, ne güçlüyü kayırır ne de zayıfı ezer.
O yalnızca gelir.
Ve geldiğinde, ne olduğun değil, ne bıraktığın önemlidir.
Hiçbir şey bilmiyorsun sen, adil bir insan değilsin sen, çünkü ancak darbe yiyen bilir onun ne olduğunu, darbeyi vuran değil, sadece acı çeken bilir acının ne olduğunu.
"Başkalarına karşı adil olmak gerekliyse, kendimiz için de gerçekçi olmamız gerekir. Bu, olgun insanın kendi onuru için ödemesi gereken bir saygı borcudur."
Çatışma durumunda tarafların hedeflerine atfettikleri değer ve hedeflerin birbiriyle bağdaşabilir olma özelliği çatışma karşısında gösterilen tepkileri belirler. Bu özellikler doğrultusunda çatışma çözmeye yönelik beş temel yaklaşım tanımlanmıştır:
Gerileme, çatışma ortamını terk etmektir. Bunun maliyeti yüksek olabilir, çünkü sahaya çıktıktan sonra maçı oynamayı reddedip oyundan atılmaya benzer. Ya da çözümü şansa bırakmaktır. Bu yaklaşımı benimseyenler ise açıkça dile getirmeseler de aslında çatışmayla yüzleşmektense bedelini ödemeye razıdırlar.
Yok sayma, olayın üstünü örtmek ve sanki her şey yolundaymış gibi davranmaktır. Bazen bir üçüncü şahısla birlikteyken bu stratejiye başvurulur. Bu yöntem çoğunlukla geçici bir yaklaşım olarak değerlendirilir ve farklı bir stratejiye (genellikle zorlamaya) geçmeden önce zaman kazanmak için kullanılır.
Zorlama; taraflardan birinin kazandığı, ötekinin kaybettiği bir savaştır. Bu yaklaşıma galip/mağlup ilişkisi ya da kavga da denir. Zorlama, fiziksel güç kullanımına dayanabildiği gibi, yasal ya da gizlice yürütülen bir mücadele de olabilir.
Uzlaşma, bir başka deyişle pazarlık, her iki tarafın da bir şeylerden vazgeçip karşılığında istediklerinin hiç değilse bir bölümünü aldıkları bir müzakere biçimidir. Hakemlik yapan bir üçüncü taraf da bulunabilir ve her iki tarafı dinleyerek adil ve eşitlikçi bir uzlaşma sağlama görevini üstlenebilir.
Problem çözme, tarafların birbirleriyle değil de çatışmayla yüzleşmeleridir. Her iki tarafı da tatmin edecek yenilikçi çözümler içerir.
Kendisine öğretilenlerin içtenlikle bağlı kalarak ona aktardığı bütün değerler artık çökmüş, kıymetsiz boş, saçma kavramlar olarak çöpe atılmıştı. Dostluk, aşk, sevgi, insanlık, eşitlik, vefa, sağduyu,affetmek, hoşgörü, özgürlük, güvenmek, inanmak, adil olmak, aklın yolları... Hepsi, hepsi kullanımdan kalkmış veya tamamen içerik değiştirmiş.