“Büyükler soru sormaktan hoşlanıyordu sadece. Cevapları umursadıklarından değil, galiba soru sorduklarında kendilerini daha adil ve huzurlu hissediyorlardı. Bir görev tamamlamış gibi. Çocuk büyüyünce merak edilen bir cevap olmak istedi.”
“Hiçbir şey geçmeyecek baba. Kimse kurtulmayacak. Çünkü Tanrı’nın Tanrısı yok. Biz ona inanıyoruz, ama o hiçbir şeye inanmıyor. Belki de tek gerçek tanrısız, Tanrı’nın kendisi. tanrısızlık Tanrı’ya mahsus! Bu yüzden, kurallarda asalet ve adalet arama! Çünkü Tanrı, ne asil ne de adil olmak zorunda! Benim gibi!”
Hiç süphesiz, "Yeni Sağ"ın Türkiye'deki uygulayıcısı ANAP ve Özal'dı. O yüzden Özal'ın yükselişiyle Türkiye'de modernleşme projesinin taşıyıcısı olan Kemalizm'in tasfiyesi eş zamanlı olarak gerçekleşti. Kemalizm'in modernleşmeci perspektifini, sosyal adalet ve kalkınmayla birleştirip tabana yaymaya çalışan demokratik sol hareketin 12 Eylül öncesinde bu hedefine ulaşacak nitelikte bir iktidar şansı yakalayamamasının sonucunda, merkezin dışında kalan alanlarda yaşayan insanlara ANAP, bu sosyal adaletçi perspektifin yerine piyasacı bir yaklaşımla gitti ve kişisel "köşeyi dönme" ihtimalini daha adil bir toplum hayalinin yerine koyabildi. Başka bir ifadeyle ANAP, toplumsal talebi bireysel arzularla ikame etti ve başta varoşlar olmak üzere merkezin dışında kalan insanlara, piyasada başarılı olmakla toplumsal tanınma, saygınlık ve şehirli kabul edilme arasında doğrudan bir bağ vaat etti.
İtidal halinde gerekli olan hiddet duygusu da vardır ki buna "Allah için kızmak" anlamında "buğz fillâh" denir.
Allah için kızan mümin, şecaat ahlakına sahiptir. Dindar, gayretli, hamiyetperver ve vatansever kimselerde görülen șecaat; dinini, vatanını ve namusunu muhafaza etmek, vakarlı ve adil olmak şeklinde tezahür eder. Şecaat İslam ahlakının en önemli umdelerindendir.
..artık zeki ve çevik olmak da şart değil, biraz merhametli, ahlaklı, vicdanlı ve adil olsunlar yeter! Herkes yazar ya da şair olabilir, asl olan bu değerleri, erdemleri yitirmemektir.