Mustafa Ulusoy’dan: Ölüm, aşk, sevgi ve hayat…
Turuncu, Mavi, Kahverengi, Gri, Kırmızı, Beyaz, Eflatun...
Ölümün getirdiği çaresizlikleri giderebilmeyi, hayatı anlamlandırmamızı sağlayan; meleklerin bile bizimle konuştuğu bir roman. Acıları, düşüncelere aktararak iyileştirmeye çalışan yazarımız ‘’ İnsanların Temel Acıları Üçlemesi ‘’deki ikinci kitabında sizi, sahilin kenarında bir banka oturtuyor. Ve farkında olmadan kendinizi bir terapi seansında buluyorsunuz.
‘’ Ayrılırken söylenen sözler, beraberken yaşananların özetidir.’’
Ölüm bizi başka bir yere ulaştıran bir geçit olmalıdır.
Aşk ve sevgi arasındaki fark şudur:
İnsanın varoluşsal ihtiyacı, karşılıklı sevgi hissinin eşlik ettiği ve çok daha önemlisi, ahlakın egemen olduğu bir ilişkidir. Aşk ise bir ilişki değildir. Tek başına yoğun, çok yoğun bir hissin egemen olduğu bir hâldir.
‘’ Sevgi bir ilişkiydi. Aşk bir hâl! ‘’
instagram.com/p/CKWj5ITspWq/?...
.
Selamlar,
Psikoloji muazzam bir bilim değil mi sence de?
Neyi neden yaptığımızı, hangi yollarla kendimizi onarabileceğimizi ya da #ruhsal açıdan daha sağlıklı olacağımızı haritalayan harika bir yol gösterici.
Bu bilime hayranlık duyarken profesyonel olarak hakkıyla bu işi yapanlara gıpta ettiğimi belirtmeden geçemeyeceğim
Gelelim sevgi ile bağlanmaya...
Hepimiz bambaşka ailelerin üyeleri olarak doğduk ve büyüdük. Bambaşka yapılarımız var. Erken çocukluk döneminde ebeveynlerimizden öğrendiğimiz sevme biçimleri, güvenme biçimleri, sorun çözme biçimleri var.
Senin bağlanma stilin ne?
Karşındaki insanı ve onun bağlanma stilinin getirdiği davranışları tanıyabiliyor musun?
Tamamen güven ve huzur içinde bir ilişki kurabiliyor musun? Güvensizliklerinin, kaygılarının temeli ne? Kendini ve partnerini daha iyi anlamak için ne yapmalısın?
Dr. Stan Tatkin bize hem kendimizi fark edebilmemiz hem de ilişkimizi kuvvetlendirebilmek adına faydalı bir #rehber hazırlamış bana kalırsa. Çeşitli sorularla kendine dış gözle bakmanı sağlarken sunduğu egzersizlerle aslında küçük dokunuşlarla ve pencereni değiştirerek hayatını daha keyifli ve huzurlu hale getirebileceğini görmüş oluyorsun.
Hani hep denir ya "insan başkalarını sevebilmek için önce kendini sevmeli" diye.
Bu kitabı okumadan önce ben de aynısını düşünüyordum fakat Tatkin bana farklı bir pencere açtı ve bunu seninle paylaşmak istiyorum.
"Bu nasıl doğru olabilir? Eğer bu doğru olsaydı bebekler dünyaya kendisini seviyor ya da nefret ediyor olarak gelirlerdi. Kendimizi sevmeyi öğrenmemizin nedeni bir başkasının bizi sevmiş olmasıdır. Kendimize değer vermeyi öğrenmemizin nedeni de başkalarının bize değer vermiş olmasıdır. Özsaygımız ve kendimizi beğenmemiz de başkaları tarafından geliştirilir."
Sevildikçe sevilebilir olduğunu,