Enes radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:
“Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim. Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım.”
•|Kim bir iyilik yaparsa, ona yaptığı iyiliğin on katını, hatta daha da fazlasını veririm. Kim bir kötülük yaparsa, ona da ancak yaptığı kötülük kadar ceza verir veya onu affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir dirsek boyu yaklaşırım. Bana bir dirsek boyu yaklaşana, ben bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim. Kulum yeryüzü dolusu günahla karşıma gelse, fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, benden başkasına kulluk ve itaat etmemiş olsa, ben de onu yeryüzü dolusu af ve mağfiretle karşılarım."
"Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım."
Kimsenin, kimseyi ve hiçbir şeyi incitmeye hakkı yoktur. Evrenin sahibi, buna izin vermeyecektir. O bile, kulları üzerinde bu kadar hak sahibiyken kendi hakkını bir kenara bırakıp “Tüm günahlarınızı affederim ama kül hakkıyla karşıma gelmeyin!” buyurmaktadır.