bu güvenle yaşarım. Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.
Bu yasaklı yerde, meyveyi ancak bir ağaç parasız veriyor.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Knight
(9 yaşında) Luna aşağı inmem için el salladı. Omzuna bir çam kozalağı fırlattım. "Rexroth." Ne? dedi kaşlarını kaldırarak. Bu kız sadece kaşlarıyla bana binlerce şey anlatabilirdi. Bazen sırf inat olsun diye o kaşları tıraş etmek istiyordum. "İntikamımı her zaman alırım. Bunu unutma, tamam mı?" Tamam, huysuzca gözlerini devirdi. "Şimdi yukarı gel." Bisikletimi işaret ederek ayağını yere vurdu. "Aptal bisikleti orada bırak." Ağaç evin içine kıvrıldık. Ona teşekkür etmek yerine -ki etmem gerektiğini biliyordum- daha önce yazdırdığım sayfaları çıkarıp aramızdaki tahta zemine yerleştirdim. Terli alınlarımız birbirine yapışmış hâlde kâğıtlara baktık. Ona işaret dilinde küfretmeyi öğretiyordum. Bu, babası ve terapistinin asla yapmayacağı bir şeydi. "Burada sik diyor, yani her iki elinin işaret ve başparmaklarını c şekline getirip sağ elin başparmağını sol elin işaret parmağı ile birleştirerek s harfi yapacaksın." Sayfalardan birinde bulunan görseli taklit edip arkasını çevirdim. "Ah, bak. Siktir git demek için yalnızca kaşlarını çatıp orta parmağını göstereceksin. Bu kadarı yeterli."
"Ağacı, verdiği meyveden tanıyacaksınız."
Knight
Knight (9 yaşında) Luna ikinci kozalağı attı. Bu kez onu yakaladım ve kolumu bir beyzbol oyuncusu gibi geriye savurup isabet ettirmemeye özen göstererek Luna'ya geri fırlattım. "Sana hayır dedim." Üçüncü bir kozalak çıkarıp (davetsiz misafirlerin gelmesine karşı ağaç eve zula yapmıştı ama böyle bir şey hiç yaşanmamıştı) göstere göstere bana fırlattı. Sonunda tepem attı. "Sen tam bir aptalsın!" Gözlerini kırpıştırdı. "Bana öyle bakmayı kes!" Bir kez daha kırpıştırdı. "Kahretmesin, Luna!" Vaughn'ın ne dediği umurumda değildi. Bu kızı hiçbir zaman öpmek istemeyecektim. Tanrı beni Luna'nın onu öpmemi istemesinden korusun.
Şiirler
Kaybettiğim çocukluğu da ağlıyorum, üçümüzün çocukluğuna; Yano’nun Tila’nın ve benim. Artık ormanda, ıslak toprak üzerinde, “mavi kaya” ya kadar yalınayak koşmak yok; tırmanacak ağaç, çürük bir dalı kırıldığında üzerinden düşülecek ağaç yok; düştüğüm yerde beni kaldıracak Yano yok; damlar da gece gezmeleri yok; bizi anneme şikayet edecek Tila yok.
Sayfa 17 - 2023 Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu