...pek güç ilerleyebiliyor ve çok yoruluyordum. Elbisem her adımda bir yere takılıyor, şapkam düşüyor, gerilip gerilip kurtulan bir dal suratıma çarpıyor ve gözlüğümü alıp gidiyordu.
*kitapta bu paragrafı okuyunca tüylerim ürperdi âdeta burda sanki Sabahattin Ali'nin kendisini görmüş kadar oldum. Defalarca okudum... Kana kana içtim bu yazıları... Ne kadar güzel tahayyül ettirdin dimağımızda kendini...
Ruhun şad olsun sevgilim ustam...
Sabahattin AliYeni Dünya
Annemin armağanı olan Huzur Sokağı kitabını sabah kahvemi içerek bitirdim. Kitabı okuduktan sonra buraya gelip okuyanların tahlillerini okudum kendimce. Nedense pek rağbet görülmemiş bu kitabımız. Örtülü olmayan kız kardeşlerim sakince okuyup, öfkeyle kitabı eleştirip herkese okumamaları tavsiye etmişler. 'FESUPANALLAH!'
Feyza karakterini örtülü olmayan komşularını evinin kapıyı ardına kadar açıp hoş görmesi, kızını okutmak için ciğerini canhıraş ederek çabalaması, sadece dışarda örtünmenin farz olduğu ama evinde kızıyla saçı açık, tişört, pantolon giymekle özgür olduklarını anlatmış rahmetli yazarımız. (Kimse de bunu değil gidip Kuran-ı Kerim de iktibas olan alıntıları değinip köpürüyorlar)
Ama meyusla yazıyorum ki bunu eleştiren neden kendilerini islamı küçümseyen dinimize yobaz diyen makyajlı, yılan bakışlı, (örtünen kadınları hor gören kadınları kastediyorum) açık saçık giyinen kadınlarla kendilerini benzetmişlerdir o zaman...
Neymiş kimse okumasın! Elimde olsa yasaklardım kitabı! gibi gibi yazılar... Roman bu roman niye bu kadar kaptırdınız kendinizi... Oysa ne güzel aşk hasletlerini teferruat olarak işlenmiş, dinimizde hiçbir şeyin zorunlu olmadığını duruca cereyan etmiş; hasret, ızdırap, sabır, kavuşma, Yüce Cenab-ı Hakkımızla ilgili nakışlanmış cümleler... Huzur gibi... Ben çok beğendim... Herkes kendi fikrinde hürdür -ki bizim dinimizde zorlama yoktur- ama gel gör ki okumayın diyen zorlama yapan yanlış algılar içinde yetişen mü'min kardeşlerimiz var. Rabbim hidayet etsin... Kitabı okuyun diye zorlamayacağım ama tavsiye ederim, selametle kalın.
Feyza, Bilal, Nusret, Hilal,Sevval,Necati... selam olsun size...🪁
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler
Sabahattin Ali'nin 3 romanını okudum.. Keşke daha fazla roman yazacak ömrü olsaydı dedim iç monologumla...
Kuyucaklı Yusuf'u okurken kendi kendime tasavvur ettim; acaba büyük üstad bu romanı yazarken ne kadar teferruat içindeydi...
Mütemadiyen kendi kendime bunu da soruyorum; Acaba Raif Efendi'nin en son o günlüğüne ne oldu(Kürk Mantollu Madonna), Acaba Ömer şimdi ne yapıyordur bir başına( İçimizdeki Şeytan), Acaba Yusuf nereye gitti atıyla beraber(Kuyucaklı Yusuf)
Bilhassa dedim acaba bu romanları yazan Sabahattin Ali Hocam, Babam, Üstadım şu an hangi Çınar Ağacın dibinde yaslanıp gülümsüyordur... Büyük Şair'in sözünü buraya nakledip, diğer kitaplarıma firar etmeye devam edeceğim...
"SÖZ SÖYLEYEN YOKTUR SÖZÜM ÜSTÜNE..."
Sabahattin Ali
Kitabı okudum ve herkes gibi sıradandı,klişeydi,basitti yazmak istemiyorum.
Bilakis güzel ve çok mavi bir kitaptı. Ben ki mavi aşkına, gökyüzü aşkına ve en önemlisi mucize aşkına sevdalı bir okuyucu martıyım... Kitap deniz dalgası gibiydi ve mavi rengini sevenlere tavsiye edilir... Ahmet Batman
Mor Salkımlı Ev, yakın tarihimizin ruh iklimini anlamak, kavramak ve o iklimde yaşamak açısından eşsiz bir anı kitabıdır.
Kitap hakkındaki görüşümü fikrimi Sayın Selim İleri'nin alıntısını buraya naklediyorum...