Dilin doğuşunu aydınlatmaya çalışan çeşitli varsayım ve görüşlere burada kısaca değinmek istiyoruz: Yansımaları Temel Alan Görüş
Hangi dili ele alırsak alalım, doğadaki sesleri yansıtmaya, taklit etmeye yönelen öğelere rastlarız. Bu öğeler insan ve ses bağırmalarıyla kükreme, havlama gibi hayvan seslerini yansıttıkları gibi, ses çıkaran her türlü varlığın seslerini vermeye de yönelirler. Türkçemizdeki mi- yavlamak, havlamak, böğürmek, kükremek, gıdıklamak, melemek... gibi hayvan seslerini gösteren eylemlere eğilirsek bunların temelde belli ses- lerin taklidine dayandığı, sonradan dilin belli kalıplarına dökülerek ey- lemleştiğini görürüz. Üflemek, hohlamak, horlamak, inlemek gibi, insan seslerini gösteren eylemlerde de durum aynıdır. Sözvarlığı içindeki öteki öğelerden birçoğu da yine bir belli sesin betimlenmesinden ortaya çık mıştır: takar tukur, takartı, çatırtı, şırıldamak, şarıldamak, gümbürdemek, gümbürtü, çatır çutur (farklarına dikkat ediniz) öğeleri bunların yalnızca birkaç örneğidir.
Latince tintinnare ya da tintinnere eylemi Türkçede tınlamak ya da ses vermek biçiminde karşılanabilir. Arapçada طن tanin / 'tın- lama طنان tanna:n/'tınlayan' demektir. Türkçede kedi için kulla- nılan miyavlamak eyleminin başka dillerdeki karşılıkları (örneğin Alm. miauen, Fr. miauler) göz önünde bulundurulursa konunun bütün dil- lerde görülen ortak bir eğilimin, özelliğin belirtisi olduğu ortaya çıkar. Euna yansıma (onomatopée onomatopoeia, Onomato põie) adını veriyo ruz, XIX. yüzyılın sonlarıyla XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkan yansıma varsayımı, işte bu olayın insan dilinin doğuşunu aydınlattığını benimsemekte, dil öğelerinin yansımalardan oluştuğunu kabul etmekte- dir. Alman dilcisi W. OEHL'ün aralarında bulunduğu kimi bilginler, di- lin doğuşunu bu tür sözcüklere