10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:51
"Kelimeler güçlü ve garip şeylerdir, söylensin ya da söylenmesin." Bu kitaptaki kelimeler gerçekten güçlüydü, kalbime öyle çok yerde dokundu ki... Duygusal bir insan olmama rağmen (tipik yengeç burcu) okuduğum kitaplar beni kolay kolay ağlatamaz, çünkü anlatılanları zihnimizde canlandırıp aynı zamanda o duygu seline kapılmak her zaman mümkün olmuyor. Filmlerde ağlamak daha kolay mesela, çünkü karşımızda hali hazırda canlandırılan bir sahne var, hayal etmemiz gerekmiyor. Bu kitap beni hüngür hüngür ağlatmadı ama hikâyesi, anlatım tarzı ve değindiği duygular ile yüreğime işledi, empati kurdurdu ve hadi itiraf edeyim, gözlerimi doldurup, burnumun direğini sızlattı. 1960'larda Kanada'nın Nova Scotia bölgesinde yaşayan Mi'kmaq yerlilerinden olan Kızılderili beş çocuklu bir aile, her yaz sınırı geçerek Amerika'nın Maine eyaletindeki yaban mersini tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışmaya giderler.Ailenin dört yaşındaki en küçük kızı Ruthie,bu çalışma sezonlarından birinde kaybolur.Ailenin imtihanı Ruthie'nin kaybolması ile başlasa da, zorluklar birbiri ardına gelir ve adeta bir yaprak dökümü yaşanır. Biz bu hikâyeyi iki anlatıcıdan dinliyoruz. Birincisi, olaylardan en çok etkilenen, kaybolan kardeşini çok özleyen ve baskılanmış duyguları sebebiyle öfke kontrolsüzlüğü sorunu olan Joe,ikincisi ise hatırlayamadığı eski hayatının hayaletleriyle mücadele ederken bir taraftan da yeni hayatındaki baskıcı ve kontrolcü ebeveyninden yorulan Ruthie,şimdiki adıyla Norma. Bazı kitaplarda hiçbir karakter ile bağ kuramayan ben, bu kitapta hemen herkesle bağ kurdum ve birçoğunu kendi penceresinden bakınca haklı buldum.Ruthie'nin gerçek sevgi açlığı, annesinin yarım asır sakladığı minik botlar ve oyuncak bebek,Joe'nun engel olamadığı öfkesi... Aile, aidiyet, kökler... Geri
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025194 okunma
Puan vermedi
Kaçırılan çocukların gizemli geçmişleri ile sir dolu geleceği. Mustafa Dilsiz . Her insan elbette ki belli yeteneklere sahiptir ama siz en basit tabirle yüz kat daha yeteneklisiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken en önemli nokta yetenek olarak kastettiğim konulardır. Ben sizlere matematik, fen, edebiyat gibi sistem içinde işe yarayan var olan ya da süren düzende çok önemli sayılacak bilimler ya da yeteneklerden bahsetmiyorum. sayfa 13 . Türkan yeni hayatına başlıyordu. Ama Türklerin hatta dünyanın ilk gizli teşkilatında oldugunu öğrenir. Saka grubuna düşen Zeynep acaba ne yeteneğe sahip ve onu neler bekliyordu ? . Sakalar aldıkları bilgi ve yetenekler bir hipnoz seansıyla büyürlenerek geldikleri aile ya da yurtları geri gönderirler ve sistem içinde doktor, öğretmen, avukat, hemşire, subay, belediye başkanı, ev hanımı vs. aklınıza gelebilecek her türden insan olarak bulunurlar. sayfa 38 . Kitabımız Perseus Yayınevi'nden Ocak 2024 'te çıkmış. Yüzkırksayfa yirmiüç bölümden oluşuyor. . O anda Türkan ağlamak istedi, bu adamı seviyordu çocuklarına aşıktı, onları yalanla kandırıp, oyalayıp vatan için çalışmaya gidecekti. Değer miydi? Bir an her şeyin boş ve gereksiz olduğunu düşündü. Bu düşünceye kalbi de yakınlık gösterdi. Sonra yeniden "Saka Türkan" kendine geldi. Vatansa mevzu olan geri kalan her şey küçük birer ayrı sayfa 56 . Bu güzel kitabı @oceangirlbook ile birlikte bir sürü kitap okurla okuduk. Teşekkürlerimizle
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202411 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
9/10
·200 syf.··
2026 30. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:01
Kitabın konusu: Japonya'da gerçekleşen bir tren kazası sonucu birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Bir süre sonra etrafta bir dedikodu yayılmaya başlar. Tren kazanın yaşandığı istasyon açılana kadar yolculuğuna devam etmektedir ancak bu treni yalnızca o kazada yakınlarını kaybedenler görebilmektedir. Yüreğim burkuldu. Her hikaye birbirinden etkileyiciydi benim için. Toplamda 4 hikaye vardı ama yazar duyguları çok iyi aktarmıştı. Daha da uzun olmasını kesinlikle isterdim. Ve belki de bu kadar kalp kırıklığına dayanamaz, en sonunda ağlayabilirdim de! Sevdiklerimizin değerini öldükten sonra anlama teması cidden hoşuma gidiyor ve ders niteliğinde hissettiriyor. Ayrıca kitap cidden akıcıydı. Bu yönünü de çok sevdim. Bazen bir hikayenin kahramanını diğer hikayede de görebiliyorduk. Onlar da çok güzel işlenmişti. +13 bir kitap diyebilirim. Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek özellikle ilk hikaye beni çok etkiledi. Hikaye olarak da daha uzundu zaten. Ama diğer hikayelerin de güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle hüzünlü bir moddaysanız ya da ağlamak istiyorsanız daha da okunabilir bir kitap haline geliyor. Nemoto'ya ve nişanlısına, Sakamoto ve babasına, Takako ve Kazukuyi'ye, Kitamura'ya ve eşine cidden üzüldüm. Ve burda da anmak istedim. Kesinlikle tavsiye edebileceğim ve tekrar okumak isteyeceğim bir kitap! Bugünlük yorumum bu kadar, kendinize iyi bakın!
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202633 okunma
Ağlamak istiyorum
10/10
·387 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Biraz duygusaldı okuması…Manhattan savaşı çok overrated idi bence çünkü hiç ttde abartıldığı gibi hypelanmadım.Nico bence maldıLuke öldü galiba?? Oraları çok anlamadım üzüldümde denemez.Percabeth mükemmel obları seviyorumİnş diğer kitaplarda da çok çok varlardır.Sırada magnus var sonra da diğerlini okicam.Galiba demigodım
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
8/10
·312 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
“Bu dünyadayım ve bu insanlarla iyi geçinmek zorundayım. O yüzden gülüyorum. Çünkü bir şeyler yapmak zorundayım, bir ses çıkarmak zorundayım, bağırmak, çığlık atmak, ağlamak, küfretmek, ulumak zorundayım; o yüzden gülüyorum. Bunlar duyguları boşaltmanın değişik yolları.” Chuck Palahniuk'tan okuduğum ilk kitaptı ve itiraf etmeliyim ki beni beklediğim kadar rahatsız etmedi. Hakkında yıllardır "sert", "rahatsız edici", hatta "mide bulandırıcı" bir yazar olduğu söylenir. Fakat ben okurken bunların hiçbirini yoğun bir şekilde hissetmedim. Muhtemelen bunun sebebi uzun zamandır yeraltı edebiyatıyla iç içe olmam. Yine de Palahniuk'un en büyük marifetinin okuru şoke etmekten çok, onu rahatsız edici gerçeklerle yüz yüze bırakmak olduğunu düşünüyorum. Gösteri Peygamberi, ilk bakışta şöhret, din ve medya üzerine kurulmuş kara mizahi bir hikâye gibi görünse de aslında modern insanın portresini çiziyor. Beğenilmek, izlenmek ve alkışlanmak uğruna her şeyini ortaya koyan insanın hikâyesi bu. Kapitalizmin yalnızca emeğimizi değil, kimliğimizi ve ruhumuzu da satın alabildiğini anlatan karanlık bir masal. Tender Branson, üyelerinin topluca intihar ettiği Creedish tarikatından geriye kalan son kişidir. Bu trajedi onu özgürleştirmek yerine medyanın eline teslim eder. Bir anda ekranların, reklamların ve pazarlama uzmanlarının şekillendirdiği bir ürüne dönüşür. İnsanlar onu bir kurtarıcı, bir peygamber, hatta neredeyse bir tanrı olarak görmeye başlar. Oysa ortada kutsal olan hiçbir şey yoktur. Sadece satılabilir bir hikâye ve onu tüketmeye hazır milyonlar vardır. Palahniuk burada yalnızca dinleri değil, modern dünyanın yeni dinlerini de hedef alıyor. Televizyon ekranlarını, şöhret kültürünü, tüketim çılgınlığını ve insanların ait olma ihtiyacını acımasızca masaya yatırıyor. Kitap boyunca
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
Geçmişime yolculuk ve ağıt
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:23
Salkım Sokak No:3 Kitap bir İclal Aydın kitabıyım diye daha ilk cümlelerden bağırıyor hikaye aslında tanıdık bildik ama yüreğimizde hiç bir zaman soğumayacak acılarla dolu zulüm ve göç hikayesiyle balkanlardan başlayıp İzmirime uzanan göçün ve memleketin her yerine tayini çıkıp göçebe kuş misali yaşayan emniyet müdürünün, eşi ve iki oğlundan oluşan ailesinin izmirde aynı mahallede kesişen hayatları ve seksenlerin doksanların zor ama güzel yıllarından günümüze yaklaşan hikayesi olarak başlıyor. Sanırım kitaptaki kahramanlar bir nevi benim de o yaşlarda oralarda benzer şeyleri yaşamış olmam aynı sokaklardan aynı kaldırımlardan yürüyüp benzer şeyleri yaşamış olmamdan kaynaklı yüreğimi parça parça canlı canlı ısırıp çiğneyen geçmişin acı tatlı hatırları nedeniyle başta çok dokunmasada ilerledikçe canımı yakmasıyla ağladım ve ağladıkça okudum okudukça ağladım bir ara nefesim kesildi çünkü çok ağır ve çok sancılı konular sardı her yanımı. Yutkunmak şöyle dursun o yaşlarda o sokaklarda o benzer arkadaşlarla yaşadıklarımı ve o zamanlarımı nasıl özlediğimi farkedip hiç unutmadım sandığım binlerce hatıramın zorla sığdırdığım valizlerden patlayıp saçıldığını farkettim. Sanırım beni gerçekten ama gerçekten yakalayan ve vuran, etkisinden zor kurtulacağım bir kitap oldu bu, belki kitabın etkisinden kurtulurum ama o hatıraları tekrar nasıl doldururum o valizlere hiç bilmiyorum. Eğer ağlamak işinize gelmiyorsa uzak durun derim. Etkilenmek için illa izmirde yaşamış olmanız gerekmiyor, biraz insanlık ve biraz duygusallığınız varsa zaten iki göz içi çeşme oluyor. Bu arada bana tavsiye eden arkadaşım Pınar⁷ sağolasın uyarıpta hazırlattığın peçeteler yetmedi ama binlerce hatıramın canlanmasına da vesile oldun. okumak isteyenlere şimdiden ağlamaya hazır olun ama bir o kadar da keyif
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,537 okunma