"Gözlerin deredeydi hep. Dere bırakmaz, dedim. Ses verdi dudakların... Öyle mi? Yedi kollu dere, zamanında yedi belikli bir kızmış. Babası da inat bir adammış. Ne kızını isteyene verir ne kızına gönlün var mı, diye sorarmış! Kızı görenin aklı başından gidermiş. Saçları bir kement olur da bırakmazmış. Bir gün bir bey oğlu avlanırken bir kuşun peşinden buraya gelmiş. Kızı görmüş, aklı da gönlü de esir olmuş. Kız da sevmiş oğlanı ama babası olmaz deyince, olmamış! Oğlanın anası babası aracılar koymuş, altınlar inciler dökmüş. Ne kızı alıp düğün edebilmişler ne oğullarını alıp gidebilmişler. Oğlan aşkından delirmiş, fırtınalı bir gün kendini denize atmış. Kız beliklerini kesip yedi yana fırlatmış. Ağlaya ağlaya 'su olsam, sana varsam' derken oracıkta can vermiş. Kızın gözlerinden yaşlar aka aka aha şu dere olmuş. Yedi belik, yedi kol.."
Sayfa 65 - Bilge Kültür Sanat Yayınevi
Mahcup bir gülümseme kadar güzel süs daha verilmemiştir kadın kısmına.
Sayfa 15 - İletişim Yayınları 1. Baskı 2021, İstanbul [Dilara]·Kitabı okuyor
Reklam
Beyaz göynek olur da altına lacivert pantolon olmaz mı? Giyinir çıkarım. Gömleğin üstten üç düğmesi açık olur. "Es garibin bağrına!" derim.
Sayfa 14 - İletişim Yayınları 1. Baskı 2021, İstanbul [Dilara]·Kitabı okuyor
"Biz felaket olmadan önce tedbir almayı bilen bir millet değiliz vesselam. Sonra ağlaya ağlaya onarmaya çalışırız, huyumuz batsın.”
Ah ne kadar da güzeldir çocukken haksızlığa uğrayıp, yatağa yatıp ağlaya ağlaya uyuyakalmak!
Sayfa 100·Kitabı okuyor
Galiba insan yaşı kaç olursa olsun, kanaya, kanata, güle, ağlaya, şükürle isyan arasında gidip gelerek her adımda biraz daha büyüyor.
Sayfa 492·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam