Başında bir al yazma, üzerinde beyaz bir entari, kucağında koca bir demet gülhatmi, yanakları al al, gözleri sevinçten ışıl ışıl... Ah gençlik ne güzel şey!
Rüzgara ihtiyacım var. Güçlü bir rüzgara.
Hava durgun. Akıntı iyi olmalı. Evet, ama ben hissedemiyorum. Pusulam nerede?
Günler önceydi, hatırlamıyor musun?
Rüzgara ihtiyacım var, güçlü bir rüzgara. Sonucuna katlanabilseydim gelecekti. Doğuda bir rüzgar, sırtıma sert esen, evet. Belki de kıyıya hala çok yakınımdır. Denizde bunca günden sonra kıyıya çok yakın olmak mı?
Fakat kim bilebilir ki, yine geriye, sahile doğru sürüklenmişimdir. Ah, hayır, hayır, kürek çekmeye çalışacağım.
Kürekler yok, hatırlamıyor musun, günler önce gittiler.
–Aslında nereye gittiğim pek umrumda değil, bir yere varayım yeter.
–Ah, bundan kuşkun olmasın, kesinlikle bir yere varırsın, tabii eğer yeteri kadar yürürsen.