Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
9/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:55
Bazı insanlar hayatına bir anda girer… Ve daha ne olduğunu anlamadan seni kendine ait bir karmaşanın içine çeker.” ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha sıcağı sıcağına yeni bitirdiğim, severek okuduğum ve aynı zamanda hem yazarla hem de seriyle tanışma kitabım olan Berrak ve Berfin Erdoğan’ın Kehribar Ateşi kitabı ile geldim ‎ ‎Karanlık Bağlar serisinin ilk kitabı olan Kehribar Ateşi; gizem, tutku, çekim, güç savaşları ve karanlık romantizmin iç içe geçtiği, okurken sizi içine çekmeyi başaran bir kurgu olmuş diyebilirim. (Daha ilk sayfalardan itibaren “tam benlik bir kitap” hissi verdi bana ) ‎ ‎Alparslan Ateş, kasabanın gündüzleri tanınan başarılı bir iş adamıyken geceleri dedelerinden miras kalan yeraltı krallığının hâkimi olarak karşımıza çıkıyor Her yıl düzenlediği davet gecelerinden birinde ise en yakın arkadaşının özellikle bahsettiği kız kardeşiyle tanışıyor. ‎ ‎Ve karşımıza çıkıyor o sivri dilli, inatçı ve zekâsıyla dikkat çeken kadın: Armina Pınhan ‎ ‎Armina, ailesinin zoruyla katıldığı bir davette istemediği bir yakınlaşmaya maruz kalınca olaya Alparslan müdahale ediyor. Ardından kendisine sözü olduğunu söyleyerek onu dansa kaldırıyorlar… Ama ah o dans! ‎(O sahnedeki elektrik bana bile geçti desem abartmış olmam.) ‎İkili arasındaki çekim daha ilk andan hissediliyor fakat bu an uzun sürmüyor. Çünkü Armina’nın abisi Arık Böke, Alparslan’ın yakında evleneceğini söyleyerek bu dansın sadece tatlı bir anı olarak kalması gerektiğini söylüyor… ‎ ‎Ama tabii işler pek de öyle ilerlemiyor ‎ ‎Alparslan, kendisine kimsenin veremediği şekilde karşılık veren ve çekiciliğiyle aklını kurcalayan Armina’dan etkileniyor. Ertesi gün ise güvenlikle ilgili bir iş teklifini Armina’ya götürüyor. Fakat gönderilen sözleşme şartları Armina’nın hoşuna gitmeyince
Kehribar AteşiBerrak Erdoğan · Morva Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 20:45
MIH: DİLSİZ YANKI – KALBİMİ ŞURAYA BIRAKTIM... "Elif bu bilgiyle Siraç’ı terk mi edecek yoksa 'her şeye rağmen' mi diyecek?" diye tırnaklarımı yiyerek başladım ama beklediğim (ve kalbimin sesini dinleyen!) o kararla derin bir nefes aldım. Gelelim bizim yaralı kuşa... Siraç! Bu kadar güçlü, bu kadar sevdiğine yanık bir adam beklemiyordum. Adam resmen tek başına kitabın romantizm barajını patlatıyor, her sahnede "daha ne kadar düşebilirim?" dedirtiyor. Elif’in o sonsuz sabrı, bilinmezlik içindeki dik duruşu ve Siraç için savaşması... Gerçekten birbirlerinin sığınağı olmaları çok özeldi. Ama dostlar, olaylar sadece aşk meşk değil! Arka planda dönen o oyunlar, pusuda bekleyen gizemli düşmanlar... Siraç’ın soyağacı resmen labirent gibi! Bir ara "Kim kimin nesiydi, bu amca kimin tarafındaydı?" diye devreleri yaktım (karışık kurgu sevmediğimi biliyorsunuz, beynim biraz mola istedi ). Ve o korktuğum son... Ah Siraç, Elif sana sınırını çizmişti ama sen yine bildiğini okudun. Yaralı çocukluğuna mı üzüleyim, Elif’in hayal kırıklığına mı yanayım bilemedim. Kalbim parça pinçik! Üçüncü kitabı şimdiden kapıda beklemeye başladım bile.
1000Kitap
Mıh 2Mehsa · Ephesus Yayınları · 2025242 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yazmak Halleri
Puan vermedi·63 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 17:53
Kitabı genel hatlarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. Bazı çelişkili fikirler var içinde. Bu da çok insani. Bir taraftan okuyor bir taraftan okumayı sevmiyor bir taraftan elli sayfa okuyup kalanı yok etmek istiyor falan ama bunların tamamı çok normal. İnsan çelişkilerini ne kadar iyi yansıtabilirse o kadar iyi yazar bence. Tüm yazar adaylarının okuması gereken güzel bir kitap. “Yazan el her zaman okuyan gözü bilmezden gelse keşke. “ “ Yazının bir spor olduğunu kendime yenileliyim, ondaki her şey yöntemi, bugün söyledikleri gibi alıştırmaya bağlı. Sınırları aşmakta herhangi bir tehlike yok. “ “Dışarı yeterince çıkmıyorum: insanları hak ettikleri yerlere yere koymak için onları görmek gerek. Gazeteciliği, küçük sıkıntıları, yazının fiskelerini fazla küçümsüyorum. Yunan yazınını, Latinleri yeterince okumadım. Yeterince Eskirim ya da bisiklet alıştırması yapmadım: Bıkana kadar yapmalı. İşte o zaman beynin çalışması insanın içinde ölebileceği bir manastırdaki bir tür kurtuluş gibi görünür.” “Yaşamdan onun verebileceği her şeyi almazsam salaklık etmiş olurum! Evet ya, caddede biriyle karşılaşırsam halini hatırını sormam, umurumda değil ki, onu okuduğum ya da duyduğum bir dizeyi, bir düşüncemi ya da bir başkasınınkini söylerim; öyle olunca, yalnızca havadan sudan konuşacağımız o karşılaşma değerli, nadir bulunan bir şeye, fazladan bir şeye, sonuçta bir hiç olabilecekken yaşamıma eklenen bir şeye dönüşür. Bir pencere açıp soluk aldım.” “ Jules Ceasar’ı tanımış olsaydım, kendi yaşamımı değilde onunkini mi anlatırdım acaba? Hayır, sanmam… “ “ Kitapların tadı yok. Bana artık bir şey öğretmez oldular. Bir ressamın kopyasını yapsın diye bir resim verilmesi gibi. Âh doğa! Bana tek sen kaldın.” ”Kitaplar. İlk 50 sayfayı okuyup gerisini koparmak yeter.” “Yaşlanan şey beyin.
Yazmak Üzerine NotlarJules Renard · Sel Yayıncılık · 2014241 okunma
Açlık Oyunları
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 03:47
Bu kitap o kadar sürükleyici, heyecan uyandırıcı ve mükemmeldi ki. Bazen dalıp gittim, kendimi kaybettim. Tavsiye edene minnettarım ;) samimiyetten, iyi niyetten, güzelliklerden uzak bir sistemle mücadele etmeye baş koymuş bir avuç iyi niyet. Sorunun kişilerde değil sistemlerde olduğunu gösteren bir kitap. "Onların oyununun bir parçası olmak istemiyorum, bana sahip olamayacaklarını göstermek istiyorum. Sadece kendim gibi ölmek istiyorum..." Diyordu Peeta oyunun başında. Rue, Prim, Madge, Cinna, Peeta, Finnick, Gale.. Çok üzüldüm Rue ya, çok tatlıydın Rue. Ve Prim, ah Prim.. Bir kaç alıntı; Kibar insanların içime işlemeleri ve orada kök salmaları o kadar kolay ki. Bazen işler yolunda gitmediğinde, beynim bana çok güzel bir rüya bağışlar.. Duygularımın yüzüme yansımasından korkmadan birkaç dakika geçirmeye ihtiyacım vardı. Güzel olan her şey, bana onu hatırlatıyor. Kendime bir an için küçük bir çocuk gibi hissetme hakkı tanıyıp başımı omzuna yasladım. Bazen evi fena halde özlüyorum. Ama sonra orada özlenecek bir şey kalmadığını hatırlıyorum. "Annie'ye hemen mi âşık oldun, Finnick?" "Hayır." Uzun süren bir sessizlikten sonra ekledi. "Zamanla içime işledi." İçimde binlerce an cirit atıyordu. Bu kolların dünyadaki tek sığınağım olduğu sayısız an. Belki o zaman tam olarak değerini bilmemiştim ama anılarımda çok tatlı bir yerleri vardı ve şimdi sonsuza dek kaybedilmişlerdi. Artık insanoğlu denen o yaratığa karşı en ufak bir sadakat beslemiyordum. Sanırım, Peeta birbirimizi yok edip düzgün türlerin yerimize geçmesine izin vermemizden bahsederken haksız değildi. //Aslında bu inceleme, bu seri yani Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak ve Alaycı Kuş kitapları için genel bir değerlendirmedir.
Alaycı KuşSuzanne Collins · Pegasus Yayınları · 201522,7bin okunma
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 215. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 13:06
Ehza İçinde Bir Sen 5 Binnur Şafak Nigiz Bu kitap kalbimi paramparça etti… Gerçekten. Serinin en karanlık, en sarsıcı ve en duygusal kitabıydı benim için. Mahinev artık sadece bir kız değil; acılarından doğmuş bir kraliçe. Nemesis’i öldürmek için çıktığı yol, onu hem güçlendirmiş hem de içten içe tüketmiş. Kardeşinin ölümünün yasını bile doğru düzgün tutamadan, herkesin suçlamalarına maruz kalması içimi en çok yakan şeylerden biriydi. Kim bilir isteyerek sevdiğine zarar verir? Kim bile isteyerek kalbini paramparça eder? Efken… Ah Efken Karaduman… Ne yaparsan yap, sana kızamıyorum. Çünkü senin de yüklerin vardı. Aileni, sevdiklerini korumak için göze aldığın şeyler kolay değildi. Yine de Mahinev’e böyle veda etmen… Efken’in kanıyla yazılan o sahne o kadar ağırdı ki kitabı kapatıp uzun süre boşluğa baktım. Mahinev’in Mustafa Baba’yla konuşmaya giderken yaralı Kian’la karşılaşması ve onu yanlarına alması… ve Kian’ın kimliğinin açığa çıkışı… Orada resmen beynim yandı. Hiçbir şey tesadüf değildi ve Mahinev’in karşısına “normal” çıkmamış olduğu çok belliydi. Bir de Miraç meselesi… Sana çok kızgınım Miraç. Ablana o şekilde davranmayı hak etmiyordu. Mahinev ailesini ve herkesi korumaya çalışırken yalnız bırakıldı, yanlış anlaşıldı, yargılandı. İnsanoğlu tarafından dışlanması ve polisin peşine düşmesi de bu çaresizliği daha da derinleştirdi. Portal sahnesi… Herkes Varta’ya geçerken Nemesis ve Mahinev’in geride kalması… Annğini saklamak için onu kayıtlarda bile geçmeyen o eve götürmesi… Ve babaanne… O kadın beni hiç şaşırtmadı. Her şeyi biliyordu. Hep bir şeylerin farkındaydı. Bu kitap benim için “veda”, “kalp kırıklığı” ve “yarım kalmışlık” kitabı oldu. Kimse olması gereken yerde değildi… ve bu çok can yaktı. Aşk, ihanet, savaş ve kayıplarla örülmüş bir kaderin tam ortasında
İçı̇nde Bı̇r Sen - 5Binnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 202596 okunma
Sırlar ve Saklananlar
9/10
·464 syf.··
2025 55. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 00:00
Selam Canlarım ️ Ben geldim ve sizlere yepyeni bir kitapla geldim Burhan Akgün’ün kaleminden çıkan “Sırlar ve Saklananlar” kitabı ile geldim. Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Roberto Koleji, zenginliğin ve statünün en parlak olduğu okullardan biri. Bu ışıltılı dünyanın içinde Layla, Derin ve Rüzgâr okulun en gözde üçlüsü olarak biliniyor. Ancak 12. sınıfa geldiklerinde, son seneleri için düzenlenen o efsanevi parti sonrası hayatlarının tamamen değişeceğinden habersizlerdi. O gecenin sonunda yaşananlar her şeyi altüst eder… partinin devam ettiği sırada havuz kenarında kanlar içinde bir beden bulunur ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Melisa’nın gizemli ölümüyle birlikte okulun o parlak atmosferi yerini fısıltılara, korkuya ve gizem dolu bir oyuna bırakır. Layla, hem yalnızlığıyla hem de kimliği belirsiz Dedikoducu Katil ile yüzleşmek zorunda kalır. Katil, öğrencilerin sırlarını tek tek ortaya dökerken Layla’yı da oyununa dahil eder. Tüm bu karmaşanın ortasında, eski sevgilisi Aras’la yaşadığı sorunların ardından hayatına giren Pars, Layla için bir umut ışığına dönüşür. Ama dedikoducu katil hiç rahat durmayacaktır… Ay Canlar, ben ne okudum böyle!!! Gerçekten ağzım açık kaldı Sonu beni bitirdi, ama en başından başlamak gerekirse… Öncelikle Burhan Akgün’ün kalemiyle ilk defa tanıştım ve yazarın tarzını inanılmaz sevdim. Üçüncü şahıs anlatım olmasına rağmen kitap o kadar akıcıydı ki bir an bile sıkılmadım, hatta sayfaların nasıl geçtiğini bile anlamadım. Karakterlere gelirsek Okul ortamı kalabalık ama hepsi birbirinden farklı ve dikkat çekiciydi. Layla bizim ana karakterimiz hikâyeyi genellikle onun bakış açısından okuyoruz. Çok tatlı, düşünceli, ama geçmişinde yaşadığı acılar yüzünden içine kapanık bir karakter. Buna rağmen okul ortamındaki arkadaşlık
1000Kitap
Sırlar ve SaklananlarBurhan Akgün · Parola Yayınları · 202523 okunma