Kitabı genel hatlarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. Bazı çelişkili fikirler var içinde. Bu da çok insani. Bir taraftan okuyor bir taraftan okumayı sevmiyor bir taraftan elli sayfa okuyup kalanı yok etmek istiyor falan ama bunların tamamı çok normal. İnsan çelişkilerini ne kadar iyi yansıtabilirse o kadar iyi yazar bence. Tüm yazar adaylarının okuması gereken güzel bir kitap.
“Yazan el her zaman okuyan gözü bilmezden gelse keşke. “
“ Yazının bir spor olduğunu kendime yenileliyim, ondaki her şey yöntemi, bugün söyledikleri gibi alıştırmaya bağlı. Sınırları aşmakta herhangi bir tehlike yok. “
“Dışarı yeterince çıkmıyorum: insanları hak ettikleri yerlere yere koymak için onları görmek gerek. Gazeteciliği, küçük sıkıntıları, yazının fiskelerini fazla küçümsüyorum. Yunan yazınını, Latinleri yeterince okumadım. Yeterince Eskirim ya da bisiklet alıştırması yapmadım: Bıkana kadar yapmalı. İşte o zaman beynin çalışması insanın içinde ölebileceği bir manastırdaki bir tür kurtuluş gibi görünür.”
“Yaşamdan onun verebileceği her şeyi almazsam salaklık etmiş olurum! Evet ya, caddede biriyle karşılaşırsam halini hatırını sormam, umurumda değil ki, onu okuduğum ya da duyduğum bir dizeyi, bir düşüncemi ya da bir başkasınınkini söylerim; öyle olunca, yalnızca havadan sudan konuşacağımız o karşılaşma değerli, nadir bulunan bir şeye, fazladan bir şeye, sonuçta bir hiç olabilecekken yaşamıma eklenen bir şeye dönüşür. Bir pencere açıp soluk aldım.”
“ Jules Ceasar’ı tanımış olsaydım, kendi yaşamımı değilde onunkini mi anlatırdım acaba? Hayır, sanmam… “
“ Kitapların tadı yok. Bana artık bir şey öğretmez oldular. Bir ressamın kopyasını yapsın diye bir resim verilmesi gibi. Âh doğa! Bana tek sen kaldın.”
”Kitaplar. İlk 50 sayfayı okuyup gerisini koparmak yeter.”
“Yaşlanan şey beyin.