…Niçin o daima böyle idi? Dünyada durgunluk ve rahatın hep kuruntu olduğunu görüp kendini üzen şeylerin de hep kendi hayalinin, dileğinin icatları olduğunu düşünerek, kendisine, ruhuna karşı bir şey yapamadığından, deliren bir hiddet ve öfke duyuyordu. Önce yerden havalanmak için gökyüzünü yeterli bulmayan bir güzel hülya, yüksek bir emel, bir temizlik isteğiyle boğulur, o zaman bir hiç için canını verecek duruma gelirdi. Fakat sonra yine o hiçlerden biriyle bütün havalanarak yükselme hevesi yaralanır, her güzeli bir yara haline koyan incelme duyguları uyanır, hayatın, dünyanın, insanların, ruh ve kalbin ne olduğunu soğukkanlı, kendine karşı bile düşmanca bir şiir damlasına yenilmeyerek, arzularının ne iğrenç, emellerinin ne gülünç, başarıların ne miskin, bütün mutlulukların, neşelerin, ne kadar süslü olursa olsunlar ne kötü olduğunu düşünmekten doğan karamsarlık ve bezginlik ile harap olur;sisli, küflü kalırdı. Ah, ara sıra ruhunu heyecanla ürperten o masum gözlerle görseydi... Hayat onu kollarının arasına alıp tırnaklar, dişleri ile paralayarak bu hale getirmemiş olsaydı…
Sayfa 53 - Oscar yayınları/Türk klasikleri·Kitabı okuyor
Psikolojik Roman
Ah ne olurdu, Suat'a ilk o rastlamış olsaydı...
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Onu beklemiş, sonsuz beklemiş, o yanında yokken ölmekten korkarak beklemişti. "Ah güzelsin, yücesin, bana hayatı sen sevdirdin, meleksin.
Alıntı
Ah bu dünyada herkes kendini, sadece kendini, hatta başkalarının zararına olarak kendini mi düşünürdü?
Alıntı
Her şey bitt... Herşeyin sonu...
Artık hayatına tükürmek istiyordu. Ah onu nasıl bir şey zannetmişti, halbuki hep, hep boştu; şöhret, arzu, aşk... Hepsi, hepsi boştu. Tutunacak, hayatta yardımcı olacak hiç, hiçbir şey yoktu. Yokluktan başka hiçbir şey hakiki, hiçbir şey sonsuz değildi.
Sayfa 220
Alıntı
"14 Eylül. Saat beş. Kitaptan geri kalanları getir."
Haritaya düşülen notlar ise tam bir sürprizdi. Evlerinin arkasına düşen bir orman şeridi ince bir daireyle çevriliydi ve dairenin içinde bir yazı vardı. Simon, "UMACILARIN AVLANMA BÖLGESİ," diye okudu. Mallory acıyla inledi. "Ah, keşke bunu önceden bilseydik!" Eski bir taşocağına yakın yol şeridi boyunca BIDIKLAR diye yazılmıştı. Evden pek uzak olmayan bir ağaç PERİLER yazısıyla açık seçik işaretlenmişti. Ama en tuhaf şey, evlerine yakın tepelerin eteğine konan nottu. Özensiz el yazısından alelacele karalandığı anlaşılan notta şunlar yazılıydı: "14 Eylül. Saat beş. Kitaptan geri kalanları getir." Simon, "Sizce neyle ilgili bu?" diye sordu. Jared merakla, "Acaba 'kitap'la kılavuz mu kastediliyor?" dedi. Mallory başını iki yana salladı. "Olabilir, ama Resimli Kılavuz'un oraya götürülmediği belli." Üç kardeş bir süre suskunca bakıştılar. Jared sonunda, "Arthur ne zaman kayıplara karışmıştı?" diye sordu.
Sayfa 59 - Doğan Egmont Yayınları·Kitabı okudu