Cânımı yaktı benim âh o yüzü gül-nâr nâr, (O gül kimi kırmızı yanaklı sevgili canımı yandırdı.)
Gönlümü bend eyledi ol zülf-i anber-bâr bâr. (O amber kokulu zülüfleri ise gönlümü tamamen esir etti ve bağladı.)
Ärızından gülşen içre güller almış reng reng, (Onun yanaklarından gül bahçesi içinde güller rengârenk renk almış.)
Eylemiş dil bülbülünü karşusında zâr zâr. (Bu güzellik gönül bülbülünü karşısında aciz halde zarıldaya zarıldaya ağlatıyor.)
Hicr ara zülfün gibi gönlüm benümdür târ târ, (Ayrılık sırasında gönlüm, senin zülüflərin gibi tel tel parçalanmış.)
Giceler uyhu yüzin görmez gözüm bî-dâr dâr. (Geceleri gözüm uyku yüzü görmüyor, sürekli uyanık kalıyor.)
Görmedüm bir saña beńzer iy yüzi bedr-i münīr, (Ey ay gibi parlak yüzlü sevgili, sana benzer birini görmedim.)
Bulmadum bir çeşm[i] sāḥir ģamzesi mekkār kār. (Sihirli ve aldatıcı göz kırpışına sahip bir göz de bulmadım.)
Genc-i ḥüsninde nigārum zülfin itmiş pīç pīç, (Güzellik hazinesinde sevgilim zülfünü dolaşık dolaşık etmiş.)
Gösterür sihr-ile her bir kılın itmiş mār mār. (Her bir telini sihirle yılan gibi gösteriyor.)
Ş'ol kadar āh eylédüm dökdi gözüm yaş yaş, (O kadar çok ah çektim ki gözlerimden yaş yerine kan aktı.)
Ol katı sengîn dile itmedihergiz kar kār. (Fakat o taş gibi sert gönül hiçbir zaman bana karşı yumuşamadı.)
Muțribă bezm içre her dem nale kılsa çeng çeng, (Sazende mecliste her an çeng çalıp inlese de,)
Bu Muhibbı göz yaşını ide aña tar tār. (Bu Muhibbî’nin göz yaşları kadar kederli bir ses çıkaramaz.)