Ah Simon Vah Domuzcuk..
Puan vermedi·262 syf.··
2026 7. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:05
Kitap ilk başta merak uyandıran hikâyenin çekici olmasıyla başladı. Ortalara doğru biraz yavaşladı ama sonlara doğru bambaşka bir hâl aldı. Ralph, Domuzcuk, Simon, İkizler, Jack, Roger ve diğerleri. Aslında hepsi hayattan bir sembol ve bu semboller hikâye üzerinden bizlere inanılmaz güzellikte aktarılmış. Deniz kabuğu ise aslında demokrasinin, adaletin en üst düzeyde olması gerektiğinin bir anlatısı.. Sonu beklediğim gibi olsa da, son 50 sayfaya gelince bir acaba dedirtti. :) Üzüldüklerimiz ve sinirlendiklerimizle güzel bir eserdi.
Alıntı
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
Oulipo Matematiği İle Kitap Yazmak:
10/10
·633 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 19:40
Bana göre edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en görkemli, en akıl almaz ve en hüzünlü yapıtlarından biri olan Yaşam Kullanma Kılavuzu, okuduğum Perec kitapları arasında da tartışmasız başyapıtıdır. 1978 yılında yayımlanan bu devasa metin, sadece bir roman değil; Oulipo (Potansiyel edebiyat atölyesi) akımının zirve noktası, devasa bir edebi matematik problemi ve insanlığın nafile çabalarına yakılmış felsefi bir ağıttı. Neden bu kadar görkemli olduğunu Oulipo felsefesi ile daha sonra anlatacağım. Şimdi, roman, 23 Haziran 1975 günü, saat akşam sekizi bulmadan hemen önceki tek bir ana odaklanır. Paris’te, Simon-Crubellier Sokağı 11 numarada bulunan 10 katlı bir apartmanın cephesi hayali olarak kaldırılır. Ben, burada adeta dev bir oyuncak bebek evine veya kesiti alınmış bir karınca yuvasına bakar gibi binanın tüm odalarını, merdiven boşluklarını ve bodrum katlarını aynı anda görür gibi oldum. Perec, doğrusal akan zamanı durduruyor ve onun yerine yatay ve dikey uzanan mekânı koyuyor. Her bölüm, binadaki farklı bir odanın eşyalarını, o odada yaşayanların (veya geçmişte yaşamış olanların) anılarını, hayallerini ve trajedilerini anlatıyor. Binadaki onlarca karakter ve yüzlerce yan hikaye arasında, romanın ana omurgasını eksantrik bir İngiliz milyoner olan Percival Bartlebooth'un hayat projesi oluşturuyor. Bartlebooth, hayatına tamamen anlamsız, hiçbir iz bırakmayacak ve faydasız bir düzen kurmak için 50 yıllık bir plan yapar, bu plan şöyledir: * 10 Yıl: Sadece suluboya resim yapmayı öğrenir. * 20 Yıl: Dünyayı dolaşarak her on beş günde bir, tam 500 adet liman manzarası çizer. Çizdiği bu resimleri Paris'e, aynı apartmanda yaşayan zanaatkar Gaspard Winckler'a ( Paralı Asker romanındaki isim buraya usta bir yapbozcu olarak dönmüştür) gönderir. Winckler bu resimleri 750 parçalık
Felsefe-Düşünce
Yaşam Kullanma KılavuzuGeorges Perec · İmge Kitabevi · 2016197 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·304 syf.··
2026 4. kitabı
Yıllar önce ortadan kaybolan bir kız… Ve artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adam. Kitap, Samantha Andretti'nin 15 yıl sonra esaretten kurtuluşuyla başlayan ve izleri kendi zihninde süren bir avı konu ediniyor. Samantha, on üç yaşındayken kaçırıldı. Uzun yıllar boyunca kimsenin bilmediği bir yerde tutsak kaldı. Karanlığı yarıp özgürlüğüne kavuştuğunda artık eskisi gibi değildir. Artık tek bir amacı vardır: Dr. Green yardımı ile onu kaçıran kişiyi bulmak. Diğer yanda, ölümle yarışan özel dedektif Bruno Genko’nun da son bir şansı kalmıştır. Kendi geçmişiyle hesaplaşırken, Samantha’nın davası onun için yalnızca bir görev değil, bir kefaret haline gelir. Donato Carrisi'nin "Labirentteki Adam' kitabı zihni ele geçiren, karanlık ve son derece sürükleyici bir psikolojik gerilim şöleni. Serinin önceki kitaplarının baş kahramanı meşhur Mila Vasquez'in bu kitaptaki yokluğunu yadırgasam da, Carrisi, bu boşluğu doldurmakla kalmıyor, karşımıza sıra dışı bir karakter çıkarıyor: Bruno Genko. O bir özel dedektif. (Ah Bruno! Hüzünlü kekim Bruno'nun tükenmek üzere olan hayatı, zamanla yarışan kalbi, keskin zekası ve avının peşini asla bırakmayan yapısı, kitabı tek başına omuzluyor. Gerçekten de, Bruno'nun sıra dışı karakteri ve kararlılığı, Mila'nın yokluğunu hiç aratmıyor. Önceki kitaptan tanıdığımız Simon Berish'in varlığı gibi küçük detaylar ise, serinin bütünlüğüne dair hoş bir selam gönderiyor. ​Labirentteki Adam kitabının en büyük şovu finali. Asla böyle bir son beklemiyordum. Yazar resmen aklımla oynadı. Yorumu yazarken hala bu sonun şokundan çıkabilmiş değilim. Kitabın ilerleyişi sırasında zaman zaman olayların karmaşıklaşması beynimi yaksa da, o final tüm detayları silip süpürüyor. Akıllara durgunluk veren bu son, tüm olay örgüsünü tersine çeviriyor ve zihninizdeki
Labirentteki AdamDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202539 okunma
10/10
·328 syf.··
2026 7. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en akıcı kitap olduğunu söyleyebilirim. Rooney ve kitaplarındaki karakterlerin "situationshipleri", diyalogları, sizi oradaymış gibi hissettiren betimlemeleri ve Dublin. Yazarın eserlerinde bu kriterler olmazsa olmaz. Niye bilmiyorum ama Intermezzo ve Normal İnsanlar'a göre bu kitap bana kendini daha da sevdirdi. Belki de Eileen ve Alice'in iç dünyasına okuyucular olarak dahil olabilmemiz yüzündendir. Alice ve Eileen üniversitede tanışmış iki yakın arkadaş. Hayat ikisine farklı yollar sunmuş lakin hala birbirlerini çok seviyorlar. Kitapta yer yer yaşanan olayları, yer yer bu iki arkadaşın birbirine yolladığı e-posta'ları okuyoruz. Buradan sonrasını kitabı okumuş bir kişi olarak yazmak istiyorum. Kitabı henüz okumamış kişilere duyurulur. Simon gibi seven bir erkeği romanların dışında bulmak çok zor. Hem sırdaş hem arkadaş hem aşık. Bunlar yetmiyormuş gibi akıllı ve yakışıklı. Eileen, Simon'la işleri yokuşa sürdükçe Eileen'a kızdım ama en azından mutlu bir sonları var. Eileen'ın da kendince sebepleri vardı tabii ama ikisinin de birbirini sevdiği bu kadar barizken "kaçıngan bağlanma" tavırları gereksiz uzadı bence. Felix karakterini ASLA sevemedim. Alice'e sürekli "Bana aşıksın" naraları atması -şaka da olsa her şakanın altında bir gerçeklik yatar-, köpeğiyle konuşurken Alice'ı köpeğine benzetmesi ve "Ah, o da senin gibi, vazgeçemiyor benden" gibi bir cümle kurması, kibirli halleri fakat kibriyle bir o kadar tezat düşen aşağılık kompleksi kendisine oldukça negatif hisler beslememe sebep oldu. Alice'ın zor bir dönemden geçmiş olduğunu, hala da bu dönemin izlerinin kızın hayatında sürdüğünü bilmesine rağmen Alice'e karşı davranışları çok laubaliydi. Kendi oldukça "müstesna" bir insanmış gibi Eileen ve Simon, Alice'ı ziyarete geldiğinde onların
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,636 okunma
9/10
·333 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 20:08
Ah David üzümlü kekim… Kitap David’in 2.kitapta olan olaylar yüzünden Jenny tarafından terk edilmiş olmasıyla başlıyor. Serinin 3. Kitabında David ABD’nin Tennessee etaletindeki ünlü “Ceset Çiftliği”ne gidiyor. Tatlı tatlı sakince bilimsel araştırmalarını yaparken, bir kulübede vahşice ve bozulmuş bir ceset bulunuyor. David’de antropolog arkadaşına eşlik ediyor. Bu kitapta her zamanki adli bilimin yanında psikolojik açıdan da çözümlemeler mevcut. Dedektiflerden biri davranış analiz, suçlu psikolojisi üzerine çalışıyor. Ayrıca David’in önceki kitaplarda yaşadığı travmaların hala onu etkilediği ve onun üzerindeki etkilerini de görüyoruz. Bir de farklı olarak bazı bölüm sonlarında katilin gözünden ufak parçalar eklenmiş. Simon Beckett dili akıcı olan, detay odaklı bir yazar. Kitaplarının polisiye olması dışında betimleme konusunda güçlü ve bilimsel olayları mantıklı bir şekilde sıkmadan okuyucuya aktarabiliyor.
Ölülerin FısıltısıSimon Beckett · Yabancı Yayınları · 2019692 okunma
10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 17:59
Herkese Merhaba Ah şu çocukların yemek seçme huyları Bizim Simon da bu kitapta yemek seçiyor ve anne babasını oldukça üzüyor. Annesi Simon’a çorbanı iç dedikçe; Simon Makarna yemek istiyorum! Simon Makarna yemek istiyorum! Simon Makarna yemek istiyorum! diyor ve annesi tarafından odasına gönderilerek cezalandırılıyor. Odasındayken anne-babasının çikolatalı pasta dediğini duyar, bunun sonucu olarak gidip tıpış tıpış gidip çorbasını içer. Ertesi gün babası Simona’a gel makarnanı ye diye seslenir. Simon ne dese beğenirsiniz? Ben tavuk yemek istiyorum ! Annelerin en büyük sorunu yemek seçen ve yemek yemeyen çocuklar. Süper tavşan Simon tv ekranlarında çocukların kalbini ferah etmeye devam ediyor.
Süper Tavşan Simon: Makarna Yemek İstiyorum!Stéphanie Blake · Maxi Çocuk Yayınları · 20257 okunma