Murathan Munganı daha önce çok duydum ve okumak istedim okuduğum ilk kitabı oldu. Dil işçiliği,anlam derinliği ve az şeyle çok şey söyleyip düşündürmesini çok sevdim. Kitabın kapağına bakınca çador ne? ne alaka böyle bir başlık diye düşündüm sonra biraz araştırdım meğerse çador Çador, Çadar ya da Çadur (Farsça: چادر) İran'da kadınlar tarafından giyilen bir çarşaftır. Kitapta ise Çador, sadece bir başörtüsü değildir bu öyküde. Sesleri, düşünceleri, fikirleri de örten bir karanlıktır. 108 sayfa olmasına rağmen kitap bittikten sonra düşündüren bir eserdi. Ülkesinden çalışmak için ayrılmış, fakat geri döndüğünde arkasında bıraktıklarını bulamamış genç bir adamdır Akhbar. Ailesini, kişiliğini, özgürlüğünü, yaşanmışlıklarını kaybeder ve sokak sokak annesini,ablasını, kardeşini, sevgilisini ve akrabalarını arar bir ümitle her yerde ama savaş sonrası döndüğü için hiçbir şey yerinde yoktur. Savaş, savaşla gelen rejim,ve bu savaştan nasibini her zamanki gibi alan çocuklar ve anneler... Yavaş yavaş başlayıp birden hızı artıran bir kitaptı. Ne Akhbar gurbete alışabilmiş ve kendini bulabilmiş ne de memleketine öndüğünde kendini hiçbir yere ait hissedememiş. Hele ki rejim sonrası kadınların burka yani bizdeki çarşaf giymeleri ve Akhbar'ın onları öyle aramasını anlatışı etkileyiciydi. Çador ya da burka dediğimiz şey aslında birer semboldü hikâyede. Sağa sola koşup ailesiyle ilgili bir şeyler öğrenmesi( kardeşinin ölmesi gibi). Kadınlara zorla burka giydirip, dışarı çıkarılmamasını okuyunca aklıma direkt Afganistan Taliban rejimi geldi korkunç değil miii tüyleri diken diken eden tarzdan bir şey.... Kadınları yok sayan ama onsuz da yaşayamayan bir toplum, kadınlar her zaman önemli ve değerlidir ve bizleri yok sayan hiçbir şeye karşı sessiz durmicaz!!!... Ve şeyi beğendim bilinç