Arkadaşlar spoilerlı konuştum biraz spoiler yemek istemeyen okumasın.
Açıkçası biraz önyargılı başlamıştım. Kadın karakterin 3 çocuğu ve hala unutamadığı bir kocası vardı. Konusundan biraz bahsedip yorumumu yapacağım. Miles Medya ve batmanın eşiğinde olan Anderson medya arasında geçmekte. Tristan batmakta olan şirketleri satın alıyor ve Chris Anderson'un şirketini almak için onunla bir toplantı yapmak istiyor. Chris kocasından ona kalan son şeyleri kaybetme riskini göze almadadığı için kesin bir şekilde reddediyor ve uzun bir süre karşılaşmıyorlar ama bir gün bir seyahatinde tekrar karşılaşıyorlar ve işler karışmaya başlıyor. Buraya kadar açıkçası çok vicdan azabı çekerek okudum, daha doğrusu tüm kitap boyunca beni rahatsız eden bir şey vardı o da sürekli ölmüş kocasından bahsetmesiydi. Tabii ki onu unutsun demiyorum ama bu kadar bahsettiği için Tris ile shiplediğim için kendimi kötü hissetmeye başlamıştım. Onun dışında ikisinin ilişki aynı zamanda Tris'in çocuklarla olan ilişkisi önemi beni kitaba çok bağlamıştı. Çocuklardan nefret eden adamın 3 erkek çocuğu olmuştu ve inanın bana bir tanesi ilk başlarda biraz psikopattı ama o kadar tatlı bir karakter ki tüm çocukları kendine bağlamıştı. Onlardan "oğullarım" diye bahsedecek kadar benimsemişti, her şey iyi gidiyordu ve tabii ki o kadar uzun sürmeyecekti. Chris son zamanlarda şirkette yaşananlar yüzünden ve eski kocasına olan minnetinden dolayı Tris ile arası açıldı ama çocuklar onu o kadar sevdi ki, peşinden gittiler ve sonunda Chris de kabullendi bu adam çocukların için mükemmel biriydi. Bunu anlayana kadar o kadar sinir etti ki bizi anlatamam. 3 çocuğu kendi çocuğu gibi seven adama onlar senin oğlun değil, onlar Wade (eski kocası) ve benim çocuğum dedi ve gitti aklım almadı ya bunu nasıl söyleyebilir. Neyse ki en
Çok uzun bir yazı yazmak istemiyorum aslında ama bakalım. Kitabı okumaya mayıs ayında başlayıp yarım bırakmamın sonucunda ite kaka %70 bitirmişim ve geçen gün tekrar okumak istedim ve kaldığım yerden başladım, şimdi diyorum ki BEN BU KİTABI NASIL YARIM BIRAKTIM? Sanırım ilk okuduğum zaman kaos istemediğim bir zamandı ve yarım bırakmıştım. Kızın(adını unuttum) hayatı ilk kitapla beraber karışmaya başlamıştı zaten daha ne kadar karışabilir en fazla bir düşman gelir derken, düşmanın ayağına kendimiz gittik. Sonuçlarını düşünmeden, karşısındaki kişinin isteklerini düşünmeden sadece kendi arzuları için karar vermemeyi öğreniyor. Aynı zamanda Hades bir şey konusunda hayır diye ısrar ediyorsa asırlık birikimi var adamın bir bildiği vardır diye oturmak en doğrusu ama bu laf dinlemediğimiz için yaşadığımız şeylerin sonucunda gerçekten büyüyüp risk almayı öğrendik diyebilirim. Bir taraftan arkadaş ilişkileri, bir yandan aşkımız ve annemizle uğraşırken ister istemez büyüyoruz. Karakter gelişimini bu kitapta açık ara gördüğümüzü düşünüyorum, umarım serinin diğer kitabında düşünmeden hareket etmeyiz. Koskoca tanrıça olacağız lütfen biraz sakin kalalım... Kısacası iki kitabı üst üste okumak bana biraz zor gelmiş ama uzun bir aradan sonra okumak çok iyi geldi bol bol kaos var ve bu kaoslar kimseyi sıkmaz bence sayfalarca sürmüyor. Herhangi bir konu üzerinden kavga ediliyorsa kısa süre içinde konuşulup birbirlerini anlamaya çalışıyorlar. Tabii bazen iletişim kopabilir normal şeyler bunlar yine de aşırı uzatmadan gizli kapaklı işleri tadında bırakmasıyla bayıldıımm.
Aslında kitabı 2020- 2021 gibi okumuştum ama basılacak diye yarım bırakmıştım, sonra okurum dedim ama unuttum. Geçenlerde aklıma geldi başlayayım dedim.
İlk kitabı olduğu için çok bir konu yoktu genelde karakterlerin birbirini tanımasını üzerine gidiyor. Kadın karakter Eflal Görkem, erkek karakter Karan Akdoğan.
Eflal'in yanlış eve gitmesi sonucu Karan ve arkadaşlarıyla tanışıyor. İlk karşılaşma biraz farklı ama zaten konunun ilerleyişi de hatırladığım kadarıyla biraz yoğun ve karışık olduğu için gayet uyuyor. Eflal ailesini genç yaşta kaybediyor hayatında sadece abisi var. Abisi mesleği nedeniyle Eflal'i yalnız bırakıyor ama etrafında sürekli korumalar var, uzun süre sonra ilk kez tek dışarı çıktığında abisinin evine gitmeye çalışırken Karan'ın evine denk geliyor ve ne şanstır ki abisi ve Karan arkadaşlarmış. Yine ne şanstır ki her daim Eflal'in yanında olan her şeyini anlatan abisinin arkadaşlarının adını bile bilmiyoruz. Koruma nedeniyle Eflal Karanların evinde kalıyor ve ilişkileri ilerliyor ama benim de okumamı çok yavaşlatan kısma geliyoruz. Tabii ki sırlar... Eflal abisinin evini ararken kapıları karıştırdığı için Karan'ın kapısına gittiği zaman bir şeyler yaşanıyor (spoiler olabilir diye anlatmıyorum) ve bunu biri yapıyor, Eflal'den bunu saklıyorlar. O "biri" kayboluyor Eflal sorduğunda da "sevmeyeceğin, önemsiz biri" gibi bir şey deniyor. Ama bilin bakalım ne oluyor, düşmanımızla karşılaşıyoruz ve "senden çok fazla şey saklandı, o güvendiğin abin ve arkadaşları senden çok şey sakladı" konuşması yapılıyor. Ve ilk kitap böyle bitiyor, dediğim gibi sonlara doğru gizli saklı işler döndüğü için okumakta zorlandım ama ilerleyen kitaplarda daha zevkli olacağına inanıyorum. İlk kitap, kurguya giriş diyerek bitiriyorum. Umarım seversiniz iyi okumalar. <3
Açıkçası kitaba ilk başladığımda severek okuyordum. Ama sonlara doğru özellikle son 50 sayfa kala hiç okuyamadım. Aslında çok tatlı güzel bir konusu vardı ama beni bir yerde çok çekemedi. Kitaba devam ettiğimde çok rahat bir şekilde okudum.
Konusu ise bir eğlence parkı var. Buranın sahibi ölüyor ve yönetim torunlarına kalıyor. 3 torunu var ve üçüne de mektup gidiyor. Hepsinin mirastan pay alabilmek için bu görevleri yerine getirmeleri gerek. Bu kitapta üç kardeşten en küçüğünü okuyoruz, onun görevi de Dreamland'i yaratıcılığıyla yenilemesi. Bunu yaparken yardım aldığı bir ekip var. Ekibe sonradan katılan Zahra, Rowan'a farkında olmadan çok yardımcı oluyor.
Tabii ki yanlış anlaşılmalar da var bazı yerlerde ama o zamana gelene kadar konuşulmadı gereken çok daha tatlı şeyler olduğunu düşünüyorum.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap diyebilirim. Hem kısa hem akıcı, uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı ve arkadaşım sayesinde okudum. Keşke daha önce okusaymışım dediğim bir kitap oldu. Hep bir uzaktım, istiyordum ama klasik olduğu için okuyamam kalır diyordum. Elimden bırakmak istemedim. Hem arkadaşlarım hem kuzenin ısrar edince başlamalıyım dedim. "Hadi oku, zaten kısa hemen bitirirsin." dediler ve biraz gaza getirdiler iyi ki getirmişler. Hafızamdan silinse de tekrar okusam dediğim bir kitap. Kesinlikle okumanızı öneriyorum. Evet, okurken çok garipseyebilirsiniz kadın karakteri ama anlamadığım bir şekilde sevdim.