; 8/10
gerçekten arada okumaya ihtiyaç duyduğum o tür ya, hiçbir beklenti yok, macera yok, duygusal iki kişinin ilişkisi, çerezlik değil ama tam kafa dağıtmak için. zaten evde olduğum içinde iki günde bitirdim kitabı çokta güzeldi hatta herkes seride ikinci kitap için ölüyordu nedenini de böylelikle öğrenmiş oldum. birinci kitaptan bir tık daha iyiydi, ikisi içinde kötü diyemem ama büyük kardeşten küçük kardeşe geçiş yapınca insan bir gençleşiyor karakterde genç olunca. hoş bu sefer de kadın karakterimiz olgundu ama... pek olgun davrandı diyemeyeceğim, herkesin claire nefretini de anladım ve hak verdim yani kaç yaşında kadınsın üç tane boyunla oğlun var birde otur ağla yani hayatında iyi şeyler oluyor diye. neyse bu konuya derinlemesine gireceğim zaten.
şimdi ilk kitapta tanıdığımız sevimli tristan'dan farklı bir tristan karşılıyor bizi çünkü onun hayatına giriş yapıyoruz. o artık cana yakın, şakacı, sevecen adam değil aile şirketi için işini profesyonelce yapan, soğukkanlı ve duygularını göstermeyen bir adam. ben bu noktada ona kızmıyorum sonuçta herkes pespembe bir iş hayatı yaşayacak diye bir şey yok değil mi? ve bir gün tristan ve claire ikilisinin yolu iş için kesişir, claire tristan'ın yaptıklarını asla iş ahlakı içerisinde bulmaz ve sırf bunun için adamdan yok yere nefret eder. adam işini yaptığı için. aynen şöyle, senden nefret ediyorum çünkü sen işini kusursuz bir şekilde yapıyorsun ve senin işinin kusursuz olması benim işimin kusurlu olduğunu gösterir. eeee? o zaman sende işini kusursuz yapacaksın çünkü bu adamın suçu değil? ya da pes edeceksin ki pes etmenin sorumlusu bu adam hiç değil. neyse baştan sinir oldum yani ona. kendi sorunlarını başkalarına yükleyen insanları sevmem, hayat onlar için ne kadar sorunlu olursa olsun...
neyse sonra tristan baktı