Ahmet Özkan

Ahmet Özkan
@ahmetkan
Çevre Mühendisi
Lisans
Kütahya / Tavşanlı
50 okur puanı
Nisan 2015 tarihinde katıldı
Milyonlarca insan tarafından yüceltilen bir kahraman bir gecede aynı milyonlar tarafından terk edilebilir. Tarihte bunun birçok örneklerini gördük. Çağunızda buna en belirgin örnek, belki Çin Halk Cumhuriyeti ve Başkan Mao'dur. Neredeyse bir gecede (ama ölümünden sonra) onun temsil ettiği her şey, (en yakın destekçileri ve karısı dahil), yeni yönetim tarafından karalandı. Dünyanın en kalabalık ulusu -bir milyar insan- da bunu tümüyle onayladı. Çin'in politikasında ve yönetiminde köklü değişikliklere tanık olduk. Daha önce fanatikçe el sallayıp, kendilerinden geçerek Mao'nun Kırmızı Kitabı'ndan Özdeyişler söyleyen aynı bir milyar insan, Mao'nun neredeyse tam karşıtı olan bir lideri alkışlamaya başladı.
Sayfa 77 - ayrıntı yayınevi·Kitabı okudu
Reklam
Zira günümüzde birçok anne baba için iki temel sıkıntı söz konusu­dur: Acaba oğlumuz neleri "download" ediyor, kızımız neleri "upload" ediyor?
Sayfa 118 - Elma·Kitabı okudu
Ne kadar iyi ya da kötü yaşanırsa yaşansın hayattaki hiçbir şey başarısızlıktan daha öğretici, kederden daha berrak değildir. Bize kazandırdıkları küçük, değerli bilgelikle, korktuğumuz ve nefret ettiğimiz düşmanlarımız olan acının ve başarısızlığın bile var olma nedenleri ve var olma hakları vardır.
Trene binmek için yaşanan o vahşi kargaşadan sonra böylesi bir kibarlığı açıkçası sinir bozucu bulmuştum. Birinin ayağı hafifçe başkasına dokundu diye bu kadar nezaket gösteren insanların birkaç dakika önce birbirlerini camdan itmeleri bana oldukça ikiyüzlü gelmişti. Şimdi, kalabalık bir trende yaptığım ilk yolculuktan seneler sonra, o itişip kakışmaların ve daha sonra gösterilen nezaketin tek bir felsefeye, gereklilik doktrinine ait olduğunu biliyorum. Trene binmek için göstermeniz gereken şiddet ile sonrasında yolculuk mümkün olduğunca iyi geçsin diye göstermeniz gereken nezaket, birbirine denkti. Gerekli olan nedir? Hindistan’da hakkında açıkça konuşulmayan ama her yerde size hissettirilen, kaçınamadığımız bir soruydu bu. Bunu anladığımda, şehrin nüfuzlu insanlarının gecekondulara göz yumması, trafiğin ortasında serbestçe dolaşan inekler, sokaklarda dilencilere gösterilen hoşgörü, bürokrasinin insanın elini kolunu bağlaması, Bolywood filmlerinin muhteşem hayal dünyası, kendi ihtiyaçları ve acıları kendisine yetip de artan bir ülkeye Tibet, İran, Afganistan, Afrika, Bangladeş gibi ülkelerden gelen mülteciler gibi sosyal hayatın kafa karıştıran birçok yönü aniden bir mana kazandı.
Ne kadar da doğru bir tespit!
Bazı havalandırmalar 25 dereceye sabitlenmiştir, bazılarıysa 20 dereceye. İnsanların mutluluk sistemleri de kişiden kişiye değişmektedir, l'den 10'a kadar bir ölçekte düşünürsek, bazı insanlar şanslı bir biyokimya sistemiyle doğmuştur ve mutlulukları 6'yla 10 arasında, zamanla 8'e sabitlenecek şekilde değişmektedir. Böyle birisi yabancılaşmanın hüküm sürdüğü büyük bir şehirde yaşasa, borsa çöküp tüm parasını kaybetse veya diyabet teşhisi de konsa mutlu olacaktır. Bazı insanlarsa 3'le 7 arasında değişen ve 5'te sabitlenen daha parçalı bulutlu bir biyokimyaya sahiptir. Böyle birisi sıkı ve sıcak ilişkilere sahip bir toplulukta olsa, lotodan milyonlar kazansa veya Olimpik bir atlet kadar sağlıklı olsa da, depresif kalır. Bu mutsuz kişi sabah 50 milyon dolar kazansa, öğlene kadar hem kanserin hem de AIDS'in tedavisini bulsa, öğleden sonra İsraillilerle Filistinliler arasında barışı sağlasa ve akşam da yıllar önce kaybolmuş çocuğuyla tekrar bir araya gelse de, 7 seviyesinin ötesinde mutluluk hissedemeyecektir. Bir şekilde, beyni mutluluktan uçacak şekilde yapılmamıştır. Durup, ailenizi ve arkadaşlarınızı bir düşünün. Hepiniz başlarına ne gelirse gelsin görece mutlu ve neşeli kalan insanlar tanıyorsunuzdur, benzer şekilde dünya önlerine nasıl bir güzellik sererse sersin her zaman biraz asık suratlı kalan insanlar da. İşyerimizi değiştirince, evlenince, yazmakta olduğumuz kitabı bitirince, yeni bir araba satın alınca veya konut kredisi ödemelerimizi tamamlayınca, dünyanın en tepesinde gibi hissedeceğimizi zannediyoruz; oysa bunları başarınca her zamankinden daha mutlu olmuyoruz aslında. Arabalar satın almak veya romanlar yazmak biyokimyamızı değiştirmiyor.
Reklam