9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 17:43
“Bir mahallenin içinden geçen tanıdık duygular…” Şermin Yaşar ~ Gelirken Ekmek Al 9/10 Altı Harfli Bir Tatlı ile tanıştığım Şermin Yaşar, bu kitapla kalbimdeki yerini daha da sağlamlaştırdı. Toplam 18 öyküden oluşan kitapta her hikâye farklı bir hayatı, farklı bir kırılma anını anlatıyor. Dili samimi, yalın ve çok etkileyici; okurken zaman zaman hüzünlenmek kaçınılmaz.. En sıradan görünen anların içinden bile insanın kalbine dokunan duygular çıkarabiliyor. Apartmanlar, aileler, komşular, anneler, kırgın çocuklar ve sustuğu hâlde çok şey anlatan insanlar… Her hikâye ayrı bir kapı aralıyor sanki. Anlatılanlar büyük olaylar değil belki ama hepimizin hayatına bir yerden değiyor. Şermin Yaşar insanı ve gündeliği gözlemlemeyi çok iyi biliyor… Ne abartılı bir dram var ne de yapay bir duygu yükü. Her şey olması gerektiği kadar gerçek. Bağırmadan etkileyen, sakin ama güçlü bir anlatım. Kısa hikâyelerin bıraktığı o tanıdık duygu özellikle çok etkileyici. Kitap bitince, uzun zamandır yaşadığın bir mahalleden ayrılıyormuş gibi hissettiriyor… “Bir kitapçıda rafların arasında senin kokunu duyuvermenin hayalini hep kurdum.” (49) “İnsan sevdiğinden duyduğu sözlere ilahi anlamlar yüklüyor bazen.” (59) “Baba ocağı olmayana asker ocağı kucak gibi gelir.” (86) “Kısmetten öte yol yok, çok istersin olmaz ama hiç istemediğin sırada oluvereceği tutar.” (111) Kısacık öyküler içinde büyüyen insan halleri .. . . .
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
Cin Aynasından Yansımayanlar
Puan vermedi·292 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 12:27
Kendisini ekranda ilk gördüğümde, bu adam bozkırda kavrulmuş tipik bir Orta Anadolu insanı demekten kendimi alamamıştım. Sadece ten rengi değil simasındaki tüm izlerdi bu çağrışımı yapan. İyi biliyordum ki, Anadolu insanını iklim şartlarından daha çok hayat şartları kavurur. İlk yakınlık hissi böyle doğmuştu bende. Diğer yandan, yaşlarımızın yakınlığına görece itirazlar gelebilir ancak doğup büyüdüğümüz coğrafyaların yakınlığı herkesçe daha kabul edilebilir kıstaslara sahipti. Sınır komşusu illerde yaklaşık on iki yıl arayla dünyaya gelmişiz. Neticede bu yakınlıklar yaşadığımız acı tatlı olayların benzer olabileceği şeklindeki düşüncemi pekiştirdi. Onun hakkında edindiğim intibaın kaynağı sadece bunlar değil tabi, bir de eserleri var. Anıları, hikâyeleri, o kadar tanıdık, senaryoları, canlandırdığı karakterler o kadar gerçekçi ki… Kimden mi bahsediyorum? O bir doktor, o bir yazar, o bir sinema oyuncusu, o bir senarist. Ercan Kesal, 1959 Nevşehir Avanos doğumlu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1984 yılında mezun olmuş. Ankara, Keskin ve Bala ve köylerinde uzun yıllar sağlık ocağı hekimliği yapmış. Bir dönem uygulamalı psikoloji ve sosyal antropoloji eğitimleri almış. İlk şiir ve yazıları İzmir menşeli Dönem dergisinde yayımlanmış. Son Reçete dergisinde söyleşileri ve yazıları ile yer almış. 1990 yılından sonra geldiği İstanbul’da Era Yayınları’nın kurucularından olmuş. Radikal ve Bir Gün gazetelerinde hikâyeleri ve denemeleri yayımlanmış. Yazarın yazımıza konu olanın Cin Aynası isimli anlatısının yanı sıra Peri Gazozu, Nasipse Adayız ve Evvel Zaman İçinde adlı kitapları da var. “Uzak” filmindeki rolüyle başlayan sinema serüvenini, daha birçok filmde oyuncu ve senarist olarak sürdürmüş ve halen devam ediyor. Oynadığı dizi ve filmlerde kendisini çoğunlukla mafya babası
1000Kitap
Cin AynasıErcan Kesal · İletişim Yayıncılık · 2016675 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Akışkan Aşk
Puan vermedi
Söylenmemiş hakikatlerin kalmadığı dünyada belki de aşk ve ölüm insan yaşamının en trajik yanı. Bauman’a göre sevmeyi de ölmeyi de öğrenemeyeceğimize göre aşk ve ölüm, vaktinde ve zamanında insanı yakalar; ne zaman meydana geleceğini bilemeyiz. Ne zaman gelirse gelsin, sizi hazırlıksız yakalar. Gündelik kaygılarınızın göbeğinde, aşk ve ölüm ab nihilo -hiçten- ortaya çıkar (s. 18). Öte yandan alçak gönüllülüğün ve cesaretin beslediği aşk söz konusu olduğunda eros yeni tartışmalara kapı aralar. Düş kırıklığı, sahiplenme, iktidar, kaynaşma hepsi bir arada aşkı, belirsiz ve nüfuz edilemez bir gelecek üzerindeki ipoteğe dönüştürür. Hal böyle iken Bauman aşkı tüketim pazarı öngörüsü ile ele alır. İşte bu pazarda “insanlar partner ararlar ve kırılganlığın tedirginliğinden kaçmak amacıyla ‘ilişkilere girerler’, ama sonunda öncekinden daha can sıkıcı ve çetin kırılganlıklarla karşılaşırlar. Kırılganlığa saptanan/umulan/beklenen sığınağın aile ocağı olduğu defalarca ortaya çıkar…” (s. 44). Ve hayat yeni başlangıçlar için tohumlarını içinde taşır...
Akışkan AşkZygmunt Bauman · Alfa Yayıncılık · 2017436 okunma
Edebiyat sayesinde başka birisi olmanın tadına varmak.
Puan vermedi
KENDİSİNDEN; Kitapları küçük yaşımda keşfettim ve annemin bana ilk jurnalimi armağan ettiği günden beri yazıyorum. Edebiyat en yakın dostlarımdan biri oldu hep. Çocukluğumun büyük bir kısmı gerçek dünyada değil de edebi olanda geçti. Buna rağmen yazarlığı hiç hayal etmedim. İstanbul’da doğdum. Doğu Ekspresi’nin son durağı olan kentim bence büyülü bir yerdi. Doğu’yla Batı’nın tam orta yerinde büyüdüğüm için olsa gerek çocukluğum süresince her iki dünyayı gezmeyi, uzak memleketlerde mesken tutmayı düşledim. Tüm hayallerim cebimde, on yedi yaşındayken Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim. Sosyoloji Bölümü’nde sıkı bir eğitim gördüm. Lisans diplomamı elime aldığımda düşlediğim hayata nasıl geçeceğimi hâlâ bilmiyordum. Bu yüzden de üniversitede biraz daha kalmaya karar verdim ve yüksek lisans programına yazıldım. Onu da bitirdiğimde feminist kuramdan şarkiyatçılığa, post-sömürgecilikten post-modernizme, toplumsal hareketlerden araştırma yöntemlerine kadar pek çok konuda bilgi sahibiydim ama hâlâ çocukluk hayallerimi süsleyen serüven ufukta belirmemişti. Ufukta beliren tek şey ABD’nin prestijli üniversitelerinden biri olan UCLA’in sosyal antropoloji bölümünde tam burslu doktora programıydı. Ben, düşlerinde dünyanın uzak köşelerine seyahat eden biri olsam da, hakikatte o güne kadar şehrimin Bizans surlarından dışarı pek çıkmamıştım. Amerika’ya gidip akademisyen mi olsam yoksa başka bir şey mi yapsam (ama ne?) diye diye kararsızlık çektiğim uzun ayların sonunda, yirmi sekiz yaşındayken sırtımda bir çanta ile İstanbul’dan ayrıldım ve dümeni Tayland’a kırdım. Bana hayallerimi benden başka kimse veremezdi. Bunu anlamıştım. Sonraki on yılda dünyayı gezdim. Tayland’da yoga öğrendim. Anlamlı ve tatminkâr bir yaşam için enerjimi ne yönde kullanmam gerektiğini yoga sırasında içime bakarak
Edebiyat
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0481 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 10:06
༒ ░ S̴y̴l̴v̴a̴i̴n̴ ̴J̴o̴h̴n̴s̴o̴n̴}̴{̴K̴ü̴l̴k̴e̴d̴i̴s̴i̴ ░ ༒ Selamlar, bugün sizlere DOKUZ YAYINLARI #yasaklanmışmasallar serisinden okuduğum 3.kitap #külkedisi paylaşımı ile geldim. Bu seri bildiğimiz masalları unutturan, detayları ile yeri geldi korkutan ama her anlamda ürpertici bir korku serisi olmuş. Bu kitaptaki ana karakter yani Külkedisi orijinal hikayenin belli formlarını taşısada sizi hiçte masum olmayan bir dehşetin içine çekiyor. Açıkçası yaşatılan hayat onu bu hale getirmiş de olsa ,asla Cendrine ile karşılaşmak istemezdim. Cendrine annesinin ölümünden sonra babasının tekrar evlenmesi ile hayatında bambaşka bir noktaya geliyor. Dominant bir üvey anne ve herkesin dönüp iki kere baktığı iki güzel kız kardeş. Dışarıdan bakanın asla tahmin edemeyeceği kadar güzel görünen bir aile tablosu. Fakat babasının değişen tavrı ve evden uzaklaşması,evin kontrolünün üvey anneye geçmesi Cendrine i evde külkedisine çeviriyor. Evin işleri aynı orijinal metindeki gibi onda. Ama bu sizi yanıltmasın bu çok masum bir işkence olur. Cendrine in yattığı yer artık bir oda değil, uyuduğu yer de, ellerine bulaşan kül de mutfak ocağı veya şömine külü değil. Orası evlerinin altındaki Krematoryum! Onun görevi ise ev işlerinin yanısıra artık ölüleri temizlemek, son yolculuğa hazırlamak. O artık kül rengi teni ve cılız gövdesi ile başka bir külkedisi. Cendrine bu alanda yalnızlığın ve ruhuna işleyecek derin yaraların kapısını aralıyor.. Cendrine üvey annesi ve babasının şehirde olduğu bir gece iki kız kardeşini önceden planladığı bir şekilde (bu kısımda size detay veremiyorum sınırları zorlayacak ayrıntılara sahip) işkence ederek öldürüyor.Kitabımız iki zamanlı ilerliyor,Cendrine in hapishanedeki yaşadıkları ile dönüşümlü olarak okuyoruz. Bir insanın ruhunun derinliklerinde
KülkedisiSylvain Johnson · Dokuz Yayınları · 202694 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 13:37
Kitap ümmetin dirilişinin büyük ve soyut kavramlarda değil; evin içinde, ailede ve günlük hayatta başladığını hatırlatıyor. Ailenin ihmal edildiği bir yerde ne sağlam bireyden ne de diri bir toplumdan söz edilemeyeceğini sade ama sarsıcı bir dille okuyucusuna aktarıyor. Okurken fark ettim ki mesele sadece aileyi korumak değil; ailenin içinde ahlâkı, merhameti ve sorumluluğu diri tutmak. Anne babanın birbirine karşı tutumu, mutluluğunun ne kadar kıymetli olduğunuda vurguluyor. Elimizde değil de kitap sanki karşımızda bize nasihatler veriyor Muhammed Sâki Hz. Teoriden çok hayata dokunan örneklerle, her bireyin bu sorumlulukta bir payı olduğunu hissettiriyor. Bu kitap bende şu düşünceyi bıraktı: Ümmet, kürsülerde değil; mutfakta, sofrada, sabırda ve duada inşa ediliyor. Aileyi ihya etmeyi dert edinen herkes için durup düşünmeye değer bir okuma. Kitabın aşama aşama sınıflandırılması da çok faydalı olmuş. Tüm bunlara ek olarak son kısımda mübarek zamanların eklenmesi, orada aile tutumunun ele alınmasıyla akıp giden istifadeli bir kitap. Nasıl Bir Aile? Hem kendine hem topluma faydası dokunacak Müslüman bir aile, bir muhabbet ocağı ve mektebidir. Hak Teâlâ’nın rızasını her gayenin ve gailenin önüne koymuş, O(cc)’nun rızası için hayırlı evlatlar yetiştirmeyi hedeflemiş bir ailedir. Ahir zamanda yaşasa da bu zamanın problemleri ile baş etmeye çalışan, birbirine kenetlenmiş, iyi günde de kötü günde de birbirinin yanında olan bir ailedir. Evde, “ Kim haklı?” sorusundan ziyade, “Allah Teâlâ hangi işimizden razı olur?” sorusunun sorulduğu ailedir. Birilerinin İslam’a mal etmeye çalıştığı gibi kadının ezildiği bir aile değildir. Kadını ile erkeği ile yuvanın sorumluluğunun beraber omuzlandığı bir ailedir. Ümette hayrı dokunacak, hizmet edecek salih evlatlar ile böyle aileler
Aileyi Yaşat ki Ümmet YaşasınSeyyid Muhammed Saki Elhüseyni · Serhend Yayınları · 2025108 okunma