Feride'ye aşık olmuştum bu doğru. Kız da beni seviyordu, bu da doğru. Lakin iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyordu ki.
Ve bu ücra kasabalarda sevenlerin kavuşması için hâlâ delikanlıların yaz günü karlı dağdan kar getirmesi isteniyordu.
Benden böyle bir masal kahramanı olmak bile esirgendi. Ben aslında Ferhat olup dağları delmeye hazırdım ama...
Ne beni muhatap aldılar.
Ne kızı dışarı saldılar.
Böylesidir.. ve meselâ bir çift açık elâ gözün sıcacık ışıltılarla eski çağlarınıza ilmik atıverişindendir veya tazecik dudakların "olmaz"ların, "asla olamayacak"ların kapılarını aralayıverişinden, içinize ebemkuşakları yağdırışındandır sizin uzaklara, ama çok uzaklara gidişiniz ve kirpiklerinize kar taneciğinin düşmesi.
Ve siz, daha eşiği aşmadan unutur gidersiniz o büyük -belki de büyülü- yolculukları. Hattâ, köşeyi kıvrılmak ve perdelerinizdeki ışık boğuntularını görmek yeter "eski siz" olup çıkmanıza.. bilinen, bilindiğince beklenen, bilindiği ve beklendiği gibi kalması gereken "eski ve tanıtma cümleleri ezberlenmiş siz" olup çıkmanıza. Bir damlacık sudur artık dudaklarınızda veya adımlarınızda, bazan da ellerinizde, omuzlarınızda veya adımlarınızda kalan. Onlar -evdekiler- görürler, mutlaka görürler bunu. Sorarlar da. Anlatamazsınız ama.. anlaşılamaz olmuştur çünkü. "Bilmem" dersiniz. Bilinmez ki.