Akasya KELEŞ

Akasya KELEŞ
@ak_asya
Püskül koptu altın kaseye düştü Bazilikayı terk etti o esrarlı mozaik Katlettiler böceği, ipek oldu koza Çünkü kahır, çünkü imtihan Çünkü silinmeyen hafıza
Reklam
Ben bir kalbi hiç kırmamış, incitmemiş olmayı dilerdim. Hiç kimsede açılmış bir yaram olmasın isterdim. Kendi yaralarımı sararken başkalarında açtığım tüm yaralar kalbimde ağır yük şimdi.
Gün batarken sula fesleğenleri balkonun kokusu sokağa taşsın sokaklar kayıp çocuklar gibi  hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın  Sular bulutlanır sen susarsın  ve kent çıngıraklı bir yılan kadar  zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar  Acılar katlanır mendil yerine  sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz  ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere  beklediğin mektuplar da gelmez  Bomboş sayfalara dönerken aklın tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular  Akşamı geciktirebilirsin belki  suladığın fesleğenlerle, kimbilir  ama vaktin ayırdındadır şimdi  kuşlar, çocuklar ve mahpuslar  Usulca inse de koldemirleri   
Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı. Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı...
...kesinlikle kesin bir dille ümidi reddettim. buna bir gün karşıdan karşıya geçerken karar verdim. çünkü çantasında sosyal fobi taşıyan bir avukat kadar mutsuzdum. çünkü çok çalışmam gerekiyordu ve depresyona girmeye vakit bulamıyordum. depresyona girememek nedeni ile çünkü öyle lop yumurta gibi. içimde kaskatı duran bir şeylerin varlığından kimseye söz etmiyordum. adliyelerde Kafka’nın ruhuna fatiha okuyarak dolaştığım günlerdi. çünkü çok içlenmiştim. çünkü gücüm, gücüme gitmişti. gül ağacım çünkü. ısrarım çünkü yaşamaktaki. gücüme gitmişti. çünkü. illaki yaşayacaktım. içlenmiştim. içli bir şey olmuştum. bağırmaya yakışmamıştım. ve zati yeterince bağırmıştım...
Reklam