Kanlı Düğün, 1930'ların İspanya'sının halk kültürünü anlatır. Bir yönden İspanya toplumsal yapısına ışık tutarken, diğer taraftan bu toplumsal yapıyı oluşturan olguları eleştirir. Bunu, eserin başlığında açıkça "Kanlı Düğün" olduğunu ifade ederken, içerikte olayın detayından bahsetmeden yapar. Lorca için önemli olan kanlı bir düğünün nasıl olduğu değildir, nedenidir. Bu neden de eleştirel baktığı toplumun yadsıdığı toplumsal kurallardır. Bunlarla birlikte, İspanya'nın 20.yy ilk çeyreğinin halk kültürünü, deyişlerini, aile yaşantılarını yansıtması adına İspanya ve sosyolojiyle ilgilenenler için referans kitap olabileceğini düşünüyorum. İyi okumalar.
Bir solukta okunabilecek bir kitap olmasına rağmen, Rilke bu dizeleri 10 senede bir araya getirmiş. Rilke'nin hayatını bilen edebiyatçılar, her bir dizede Rilke'den bir parça, yaşadığı ve gezdiği şehirlerden izler olduğunu bahsederler. Bu açıdan kendi hayatının izleriyle birlikte, insan olmayı sorgulayan bir Rilke karşımıza çıkıyor. İnsanı; meleklerle, hayvanlarla, ağaçlarla karşılaştırmasıyla birlikte onlar gibi neden olmadığını sorgularken insana has özellikler olan aşk, şefkat, ölüm, kader gibi kavramları inceliyor ve onların anlamlandıramama sorunsalına değiniyor. Okuyucu eseri okurken, kendisine ait iç sorgulamalarına rast gelebildiği gibi aradığı bazı cevapları bulmada rehber edinebilir. Bu açıdan her kitaplıkta bulunması gereken bir kitap olabileceğini düşünüyorum.
...Zamanı gelmedi mi, kendimizi sevgiliden
sevgiyle kurtarmanın ve ayakta kalmamızın titreyerek:
okun yaysız kalabilmesi gibi, fırlayıp giderken
fazlası olmak için kendinden. Zira kalmak yoktur hiçbir yerde.