akare

akare
Ankara Üniversitesi
Adana
307 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·200 syf.··
2024 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 15:41
Aylar önce okuduğum bu kitabı ancak binkitap'a geçirebiliyorum. Yazar yıllarca blog yazarlığı yaptığı için çarpıcı konuları akademik olmayan bir dille, anlaşılır bir şekilde anlatmış. Benim kendime aldığım çok ders oldu. Özellikle "mücadeleni seç" (choose your struggle) hepimizin durup üzerinde düşünmesi gereken bir konu. Çabasından keyif alacağımız işlerle uğraşmak dileğiyle. Keyifli okumalar. Japon askeri Onoda'nın hikâyesini öğrenmek ise en akılda kalıcı şey oldu benim için.
Hayat
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayatı dolu dolu yaşamak üzerine...
8/10
·245 syf.··
2023 9. kitabı
Elisabeth Kübler-Ross ve David Kessler'in beraber yazdıkları bu kitap benim için güzel bir deneyimdi. Ölmek üzere olan insanlar ve onların yakınlarıyla çalışma fırsatı bulmuş olan yazarların deneyimlerinden süzülmüş Yaşam Dersleri. Kitapta; sevgi, ilişkiler, suçluluk duygusu, kayıp, sabır, zaman, kendini bağışlama gibi pek çok başlık bulunuyor. Yazarlar kendi görüşlerini bu konuyla ilintili tanıdıkları kişilerden örneklerle anlatıyor. Çok temel ama aynı zamanda çok önemli noktalara değinilmiş. Kendinizi keşfetmeye bu kitap ile başlayabilirsiniz. Ara ara düşünüp sorgulamalar yaptığım bir kitap oldu benim için.
Psikoloji
Yaşam DersleriDavid Kessler · Profil Kitap Yayınları · 2021824 okunma
Burada duramazsın. Devam etmek zorundasın.
10/10
·517 syf.··
2023 8. kitabı
Yaklaşık 1,5 yıl aradan sonra bir kitaba inceleme yazmak için geçtim ekran karşısına. Nerede gördüm bilmiyorum ama Martin Eden'ı okumadan önce bir yerde "Hiçbir zaman pes etmemeyi anlatıyor" demişti bu kitap için. Benim, Martin Eden'dan ilk çıkaracağım ders bu olmazdı diye düşünüyorum şimdi kitabı bitirince. Martin Eden olağanüstü bir karakter. Jack London karakteri ilmek ilmek işlemiş. Hem karakter olağanüstü hem de karakterin tasviri. Annesi ve babasını kaybetmiş, bir ablası ve bir kız kardeşi olan Martin Eden; gemilerde çalışarak hayatını kazanıyor. Alt sınıftan geliyor, yazım kurallarına uymayan bozuk bir dille konuşuyor, çok sık sarhoş oluyor ve kavgalara karışıyor. Fiziksel olarak canlı, capcanlı bir genç. Kitap, Martin'in önceki gün barda çıkan kavgada Arthur'u kurtarmasıyla başlıyor. Daha sonra gelişen olayları okuyoruz. Ama ben keşke Martin'in önceki hayatını da bilseydik diye diye bitirdim kitabı. O zamanlara neredeyse hiç değinmeden bitiyor kitap. Arthur sayesinde yeni bir dünyanın kapıları aralanıyor Martin Eden'a. Bambaşka bir dünya... Kültürlü, düzgün konuşan, iyi evlerde oturan ve hatta bankada hesabı olacak kadar zengin insanlarla tanışıyor. Onların bu dünyası büyülüyor Martin'i. Arthur'ların evinde sehpanın üzerinde gördüğü Swinburne kitabı ilgisini çekiyor. Alıyor ve okuyor. Kitaptan ve yazardan etkileniyor. O sırada orada bulunan Arthur'un ablası Ruth ile kitap ve yazar hakkında konuşuyorlar. Martin tamamen uzak olduğu bu kültürel dünyada ilk entelektüel sohbetini yapmış oluyor. Hem kızdan hem de bu sohbetten etkilenen Martin Eden, "İşte," diyor "olmak istediğim kişiye giden yolu buldum." Bu incelemeyi kendim için yazıyorum, daha sonra dönüp okumak için.O nedenle biraz detay olacak. (Bundan sonrası spoiler olabilir) Aşık oluyor Martin, aşkına
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Her şey bilinir, Her şey geçicidir.
5/10
·464 syf.··
2022 1. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 18:32
Yüzyıllık yalnızlık "en uzun sürede okuduğum roman" sıfatıyla kitaplıktaki yerini alırken bu inceleme de en kısa sürede yazdığım inceleme olarak binkitaptaki yerini alacak. Öncelikle incelemenin başlığı ile başlayalım. "Her şey bilinir" Buendia'ların son Aureliano'sunun sürekli söylediği söz iken "Her şey geçicidir" benim bu kitaptan yegane çıkarabildiğim alt metin. Yüzyıllık yalnızlık denilince oradaki "yüzyıl"ı edebiyattaki mübalağa sanatı sanmıştım, belki de, bir çoğumuz gibi. Ama kitap gerçekten de bir yüzyılı anlatıyor. 6 nesil boyunca taşıdıkları lanet ve aynı isimlerle bir aileyi anlatıyor yüzyıl boyunca. Tek bir ana kahramanı ele alan kitapları okumaya alışkın okuyucuyu ana kahramanın olmadığı bir kitap bekliyor. Büyülü Gerçekçilik akımı kullanılmış o nedenle bu akıma alışkın değilseniz okumak hayli zorluyor. Tabi anlatım biçiminden önce hem İspanyolca isimlere olan yabancılığımız hem de birçok karakterin isminin aynı olması nedeniyle bir okuma güçlüğüyle karşılaşıyoruz. "Uykusuzluk Salgını" civarlarında bu isim problemini çözmeye başlıyorsunuz. Bundan sonra sizi az önce değindiğim anlatım biçimine adapte olma süreci karşılıyor. Ki ben buna kitap bitene kadar alışamadım. Tüm zorluklara rağmen bu kitabı bitirdiyseniz kendinizi tebrik edebilirsiniz. Ensest ilişkilerle ve masallarda bile geçmeyecek absürtlüklerle dolu olayları olan ama asla bir konu ya da ana tema bulunmayan bir kitap bu. Kitabın ilk bölümünden son bölümüne kadar yaşayan tek bir kahraman var: Pilar Ternera. Diğer karakterlerin onca maceranın ardından bir bir ölümünü buz gibi bir soğuklukla anlatmış yazar. "Her şey geçicidir" alt metnini de bu sayede çıkarabildim. Belki de benim için uygun bir vakit değildi bu kitabı şu an okumak. Bana ne keyif verdi ne de bir şey kattı. Bir kitabı okumak için
1000Kitap
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
Masal Tadında Bir Öykü Kitabı
Puan vermedi·96 syf.··
2021 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2021 12:49
Engin Türkgeldi’nin kitabı. 10 tane öyküden oluşuyor. Yazar daha önceden e-kitaplar yazmış ama bu basılı halde olan ilk kitabı. Kitabın içeriğine gelecek olursak diğer yerli yazarların öykü kitaplarından farklı olarak, bu kitapta artık Anadolu ve Türkiye atmosferinden çıkabiliyoruz nihayet. Yazar’ın öykülerine tam olarak öykü demek gelmedi içimden çünkü çok fazla masalsı öğe var. Masal-öykü karışımı bir kitap olmuş. Muhtemelen bu Masalsı yanı da kitabı kültürel ve yerel olmaktan çıkarıp biraz daha evrensel bir yere koymuş. Bence yazar da zaten bunu amaçlamış çünkü kitapta geçen karakterlerin isimleri Gafro gibi, Zargos gibi bize yabancı isimler. Birbirinden bağımsız olsa da tüm öyküler aynı dünyada geçiyor gibiydi. Çünkü hepsinde Saray ve hükümdar kavramları var, salgın bir hastalık var, cüceler ve devler var. Tüm öykülerini çarpıcı bi sonla bitirmek istemiş Engin Türkgeldi. Kendisi de bir söyleşisinde “ters köşe yapmak istedim” diyor zaten. Bu 10 öykü içinde en beğendiğim öyküler: Peygamber, Cüceler Sarayı, Endülüs Köpeği ve İlk Görüşte Ölüm öyküleri oldu. Yemek öyküsü de en iyi ters köşe yapan öyküydü bence. Kitabın son iki öyküsü Endülüs Köpeği ve İlk Görüşte Ölüm cidden iyi kurgulanmıştı, yani iyi bir olay akışı vardı. Muhtemelen bu ikisini bilerek sona koymuştur diye düşünüyorum. İlk Görüşte Ölüm hikâyesinin içinde başka bir hikâyecik geçiyor. Bu hikayecik de oldukça güzeldi. Kitapla ilgili ilgimi çeken başka bir şey ise, normalde bölümlerin başına başka kitaplardan ya da filmlerden alıntılar yazılır ya. Bu kitapta ilk defa bir şarkı sözü yazıldığını gördüm. Bob Dylan’ın bi şarkısında geçen bir söz yazılmış. Şarkıların söz kısmına önem veren biri olarak bu durum benim hoşuma gitti diyebilirim.
1000Kitap
Orada Bir YerdeEngin Türkgeldi · Can Yayınları · 2017674 okunma